**"OF KİMİN? MANEVİYAT KİMİN TEKELİNDE?"**
**"OF KİMİN? MANEVİYAT KİMİN TEKELİNDE?"**
Of Folklor Derneği 1- 2 Ağustos 2026 tarihlerinde Trabzon'un Of ilçesinde geleneksel hale getirdiği 9.Of Kültür Sanat Festivali'ni büyük bir başarı ile gerçekleştirdi.
Bundan dolayı dernek yönetimi ve aktivistlerine ve festivalin düzenlenmesinde hiç bir desteğini esirgemeyen, maddi ve manevi iş insanı Alaattin İlyas Saral 'a teşekkürlerimi sunuyorum.
Şenliklerden dolayı her yıl olduğu gibi kendilerini Of'un sahibi olarak gören dinci cemaatler yine rahatsızlıklarını bir bildiri ile açıkladılar.
Of Mahmud Efendi Külliyesi tarafından yayımlanan açıklamayı dikkatle okudum. Bu açıklama, yalnızca bir festivalden duyulan rahatsızlığı değil; Of’un kimliğini, kültürünü ve geleceğini belirleme hakkını yalnızca kendilerinde gören bir anlayışı da ortaya koymaktadır. Oysa onlar Of’un bir parçasıdır fakat Of’un sahipleri değildir.
Şimdi cevap verelim :
“Festival etkinliklerinden duyduğumuz rahatsızlık…” deniliyor.
İnsan elbette rahatsız olabilir. Ancak resmi nüfusu yaklaşık 40 bin olan bir ilçede, iki gün boyunca on binlerce insanın bir araya geldiği bir etkinlikten rahatsızlık duyarken, asgari ücretlinin ay sonunu getirememesinden, emeklinin pazardan eli boş dönmesinden, gençlerin iş bulamadığı için göç etmek zorunda kalmasından aynı yüksek sesle rahatsızlık duyulmaması düşündürücüdür.
Demek ki bazı kulaklar müziği hemen duyuyor ama yoksulun mutfağındaki sessizliği duymakta zorlanıyor.
“Of’un köklü kimliğiyle bağdaşmadığını düşünüyoruz…” deniliyor.
Of’un köklü kimliği yalnızca belli bir cemaatin, çevrenin veya inanç yorumunun mülkü değildir. Of, tarlada çalışan kadındır, gurbete çıkan işçidir, dükkânını ayakta tutmaya çalışan esnaftır, işsiz gençtir, öğretmendir, sanatçıdır, yazardır, şairdir.
Horondur, türküdür, tiyatrodur, edebiyattır,
düşüncedir, itirazdır, kahkahadır.
Bir ilçenin kimliğini yalnızca kendisine benzeyenlerden ibaret saymak, geleneği korumak değil, geleneği dar bir çevrenin tapulu arazisine çevirmektir. Tarih kimsenin özel mülkü değildir. Of da yalnızca kendisini “gerçek Oflu” ilan edenlerin ilçesi değildir.
“İlim, irfan ve maneviyat…” deniliyor.
İlim, soru sormaktan korkmaz. İrfan, farklılıkları susturmaz. Maneviyat ise insanların sevinmesine, müzik dinlemesine, sanatla buluşmasına düşmanlık değildir. Gerçek maneviyat, açın sofrasını, işsizin çaresizliğini, emeklinin yoksulluğunu ve uyuşturucuya sürüklenen gencin yalnızlığını dert edinir.
Gençler işsizken, geleceksizken ve uyuşturucu çetelerinin hedefi hâline gelirken susup, gençler bir konser alanında yan yana gelince “manevi hassasiyet” hatırlamak, maneviyatı toplumsal vicdandan çıkarıp bir denetim aracına dönüştürmektir.
“Halkımızın önemli bir kesiminin hassasiyetleri…” deniliyor.
Festival alanını dolduran on binlerce insan hangi halkın parçasıdır? Onlar Of’a dışarıdan mı getirilmiştir? Aileleriyle, çocuklarıyla, gençleriyle o alana gelen insanlar Oflu sayılmıyor mu?
Halk, yalnızca aynı düşünceyi paylaşanlardan oluşmaz. Halkın bir bölümünü “halk”, diğer bölümünü ise hassasiyetleri dikkate alınması gerekmeyen bir kalabalık saymak demokratik değildir. Bunun adı, halk adına konuşup halkı kendi içinde ayırmaktır.
“Toplumumuzun huzuru ve ortak değerleri…” deniliyor.
Toplumsal huzuru iki gün süren festival değil, işsizlik, yoksulluk, hayat pahalılığı, doğanın talanı ve gençlerin geleceksizliği bozmaktadır.
Dağlarımız, derelerimiz, kıyılarımız sermayeye açılırken, ülkenin kaynakları küçük bir azınlığın çıkarına yağmalanırken toplumsal huzur zaten her gün biraz daha parçalanmaktadır.
Ortak değer, insanların nasıl eğleneceğine karar vermek değil , hiçbir çocuğun aç yatmaması, hiçbir emeklinin sadakaya muhtaç bırakılmaması, hiçbir gencin işsizlik yüzünden memleketini terk etmemesidir.
Ortak değer, dereyi şirkete, kıyıyı ranta, emeği patrona teslim etmemektir.
“Yetkilileri gerekli değerlendirmeleri yapmaya davet ediyoruz…” deniliyor.
Biz de yetkilileri değerlendirme yapmaya davet ediyoruz: Asgari ücret neden açlık sınırında?
Emekli maaşı neden temel ihtiyaçlara yetmiyor?
Gençler neden işsiz? Uyuşturucu neden mahallelere kadar yayıldı .Doğa neden şirketlere teslim ediliyor?
Ülkenin ve ilçenin kaynakları neden halkın ortak yararına kullanılmıyor?
Bunlar değerlendirilmeden festivalin sesini kısmaya çalışmak, yangın büyürken pencereden gelen müziği suçlamaktır.
Of’un adını kültürle, sanatla ve edebiyatla Trabzon’da ve Türkiye’de öne çıkarmaya çalışan bir derneğin faaliyetlerinden korkulmamalıdır. Kültür ve sanat kimsenin saltanatını yıkmaz, fakat düşünmeyen, sorgulamayan ve itaat eden bir toplum üzerinden kurulan ayrıcalıkları elbette sarsar. Belki asıl rahatsızlık da budur.
Of kimsenin tekkesi, şirketi veya özel mülkü değildir. Of, burada yaşayan herkesindir. İnananın da inanmayanın da, türkü söyleyenin de dua edenin de, sanatçının da işçinin de, kadının da gencin de…
Bir ilçenin aydınlık yüzü, insanların susturulmasıyla değil, özgürce konuşması, üretmesi, düşünmesi ve birlikte yaşamasıyla ortaya çıkar.
Kültürden ve sanattan korkmayın.Yoksulluktan, işsizlikten, uyuşturucudan, doğa talanından ve halkın iradesini kendi tekeline almak isteyen anlayıştan korkun.
Çünkü müzik iki gün sürer. Ama yoksulluğun sessizliği, itiraz edilmezse kuşaklar boyunca devam eder.
Asıl bununla mücadele edin. Gerçekten insanlığa hizmet etmek istiyorsanız.
Yorumlar
Yorum Gönder