**“Suskunluğun İçinde Açan Nar Çiçeği”**
**“ Suskunluğun İçinde Açan Nar Çiçeği ”** Sanatçı bir kadını sevmek, bir insanı değil, bir iklimi sevmektir. Nereden mi biliyorum? Çünkü ben tam 68 gündür bir sanatçı kadını seviyorum. O,tarihin bütün yükünü taşıyan taş bir köprünün üzerinde durur; ardında kıştan yeni çıkmış çıplak ağaçlar, dallarında sararmış kozalaklar gibi suskun hatıralar taşır. Elinde geçmiş zamanları taşır belki ama bakışı başka bir zamana ayarlıdır ,bunu asla bilemezsin. Sanki bulunduğu yerle değil, dünyanın görünmeyen katmanlarıyla konuşur. Sanatçı bir kadını sevmek, tam da o görünmeyen katmanlara razı olmaktır. Onu sevmek, yüzüne değil, yüzünün ardındaki düşünceye talip olmaktır. Çünkü o, sadece görünen değildir. Bir cümleyi kurarken bile içinde yüzyılların tortusu vardır. Bir ağaca baktığında yalnız ağacı görmez; kökünü, toprağın altındaki karanlık sabrı, rüzgarın dallarla yaptığı gizli anlaşmayı da hisseder. Çünkü o tarihin kadim zamanlarının tanrıçalarını taşır ruhunda. Sen onu...