*"Bozkırın Kalbinde Unutan Kadın"**
**"Bozkırın Kalbinde Unutan Kadın"** ( Bir Pagan Rüyası Üzerine ) Rüzgârın dili eskiydi burada. Bozkır, sonsuz bir mezarlık gibiydi yalnızlığını kendi içinde yaşayan , kimseyi gömmeden bile hatırlayan, kimseyi anmadan bile affeden. Her taşın, her ot parçasının, her çatlağın altında bir hikâye uyurdu. Ben o hikâyeleri erken yaşta dinlemeyi öğrendim. İnsan, toprağın hafızasını dinlemeyi öğrendi mi, artık hiçbir sessizliğe sığınamaz. Çocukken dedem, “Rüzgarın yönü değişti mi, Tanrılar konuşuyor demektir,” derdi. Ben o rüzgarı ilk defa on yedi yaşımda duydum. Ve o günden beri sustuğum her şey, rüzgarda yankılandı. İşte o yaşta en büyük sevdama tutulmuştum. Bozkırın ortasında bir tepe vardı, insanlar oraya “Ana Taş” derdi. Eski paganların kurban sunduğu, yağmur duasına çıktığı bir yer. Bir gece orada uyudum. Toprak, vücudumun her yerine sızdı; nefesimle birlikte içine çekti beni. Rüyamda bir kadın gördüm. Gözleri gök rengindeydi, ama...