**"Kozmik Şafak ve Kapitalizmin Sisi"**
**"Kozmik Şafak ve Kapitalizmin Sisi"**
Evrenin doğuşundan sonraki en karanlık dönemi sona erdiren ışığın kaynağı sonunda bulundu. Hubble ve James Webb Uzay Teleskopları’ndan (JWST) elde edilen verilere göre, “kozmik şafak” olarak bilinen dönemi aydınlatan fotonlar, minik cüce galaksilerden yayıldı.
Şubat 2024’te Nature dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, bu küçük galaksiler, evrenin erken döneminde galaksiler arası hidrojen sisini temizleyerek ışığın yayılmasını sağladı.
Evrensel Gazetesinden Hasan Can Bilici'nin bu yazısını okuyunca evrenin doğuşundaki karanlık çağı sona erdiren ışığın kaynağının bulunmasını okuduktan sonra insanlığın üzerine çöken karanlığın aydınlatacak kozmik ışığın kaynağının da aslında sistemin içinde var olduğu fikrini tekrar hatırlayarak bu yazı üzerinden anlatmaya çalıştım.
Seviyorum bu şekilde bilimsel yazıları toplumsal , sosyal yaşama uyarlamayı. Zaten bilim de yaşamın kendi içinde değil mi? Bu yazıyı okumadan önce Bilici'nin yazısını okumanızı da tavsiye ederim.
Kozmik şafak, aslında Marksist diyalektiğin en saf metaforlarından biri gibi okunabilir: Evrenin karanlık dönemi, tıpkı kapitalizmin yarattığı toplumsal karanlık gibi, üretici güçlerin potansiyelinin henüz görünmediği ama içten içe mayalandığı bir dönemdir.
Evrenin ilk ışıkları yanmadan önce, her şey bir sessizliğe gömülmüştü. Ne yıldız vardı ne de gölge.
Sadece madde vardı , birbirine karışmış, yönsüz, kendinden habersiz.
Karanlık bir sabah gibiydi bu: tıpkı insanın kendi emeğini tanımadığı, kendi doğasına yabancılaştığı bir çağ gibi.
Astrofizikçiler bu döneme “kozmik karanlık çağ” diyor. Marx’ın dilinde ise bu çağın bir başka adı vardır: meta fetişizmi.
Işık vardır ama görünmez; enerji vardır ama yönsüz;
tıpkı emeğin değer yarattığı ama değerin sahibini unuttuğu, paranın tanrılaşarak insanın emeğini yuttuğu kapitalist çağ gibi.
Evrenin ışığı nasıl ki plazma sisi içinde boğulmuşsa,
insanın bilinci de sermayenin sisinde kaybolur.
Hakikat, fotonlar gibi saçılır ama ulaşamaz kendi yörüngesine. Kapitalizm, evrenin karanlık evresi gibi, potansiyeli gizleyen bir plazmadır.
Sonra bir şey olur…
Küçük galaksiler doğar. Minik, neredeyse görünmez, mütevazı ama inatçı…
Bu cüce galaksiler ışığı yeniden serbest bırakır;
hidrojen sisini deler, evrenin perdesini aralar.Işık yayılmaya başlar. Bir anlamda, evrenin ilk devrimcileridir onlar.
Bugün biliyoruz ki, kozmosu aydınlatanlar dev galaksiler değil, o küçük topluluklardır. Bu bilgi, tarihin de sırrını fısıldar kulağımıza: dünyayı değiştiren hep o “küçük” görünenlerdir ;
bir grev çadırındaki işçiler, bir köydeki kadınlar,
bir tarlada direnen köylüler, bir yeraltı matbaasında sabaha dek broşür basan gençler…
Kozmik yeniden iyonizasyonun fotonları gibi, onlar da karanlığı delip geçer.
Ve bir noktada evren aydınlanır. Işık artık özgürdür; her yöne yayılır. Bu an, insanlık tarihinde de tanıdıktır: emek, kendi bilincine vardığında;
insan, kendi üretici gücünü fark ettiğinde;
toplum, kendi gölgesini tanıyıp yeniden ayağa kalktığında... işte o an, tarihin “kozmik şafağı”dır.
Marksizm, bu şafağın bilincidir. Evrenin plazmasını çözen bilimin kardeşidir. Çünkü o da insanın tarihsel karanlığını dağıtır, görünmeyen enerjiyi, yani emeği, görünür kılar.
Ve tıpkı JWST’nin uzak galaksilerde ışığı yakalaması gibi, Marksizm de, tarihin en uzak ufuklarında insanın öz ışığını yakalar.
Kozmik şafak, bize bir şeyi anlatır: Karanlık, yokluk değil, potansiyeldir. Her gölge, kendi içinden bir ışık doğurur. Ve hiçbir sistem ,ne fiziksel ne siyasal, sonsuz karanlıkta kalamaz.
Kapitalizmin sisi ne kadar yoğun olursa olsun,
bir yerlerde bir küçük galaksi doğar, bir işçi ellerini kaldırır,bir kadın “hayır” der, bir genç kalemini siper eder.
Ve o anda, tarih yeniden iyonize olur. Işık yayılmaya başlar. Evren yeniden görünür olur. İnsan yeniden insan olur.
Yorumlar
Yorum Gönder