Kayıtlar

Mart, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

**"Ertelenmiş Adalet, Kurumsallaşmış Zulümdür"**

 Zalimlerin öteki dünyada yanmasının bu dünyada zulüm gören insanlara ne faydası olduğu hala belli değil.” Friedrich Nietzsche (1844 - 1900) **"Ertelenmiş Adalet, Kurumsallaşmış Zulümdür"** Nietzsche'nin sözünü okuyunca çok sıkça duyduğumuz aradığı adaleti bulamayıp haksızlığa, uğradığını düşünen insanların dilinde olan ve aslında sistemin adaletsizliğinin ürettiği söz aklıma geldi. " Onu Allah'a havale ediyorum " .  İnsan oğlu çaresiz kaldığı yerde ona öğretilen ve her şeyin orada adil olarak çözüleceğine inanılan bir öteki dünya inanışına sahip. Bu dünyada güçsüzlerin adalet bulacağı adil bir mahkemin kurulacağı başka bir boyut.  Egemenlerin insana sundukları ve inandırdıkları bir teselli. Bu teselli ile her türlü haksızlığı bu dünyada güçsüzlere yapma hakkına sahipler. Zaten haksızsalar öteki dünyada bunun hesabını verecekler.  Bilinmeyen ve sadece garantisi dini söylemler olan bu anlayışla bilinen, yaşanılan dünyada sömürü ve adaletsizlik olabildiğince d...

**"Kalemle Kurulan Savaş Fantezileri"**

 **"Kalemle Kurulan Savaş Fantezileri"** Yeni Şafak Gazetesi yazarı İbrahim Karagül’ün 13 Mart 2026 tarihli yazısını okuyunca insanın aklı karışıyor: Gülelim mi, yoksa bu kadar savrulmuş bir dil karşısında ciddiyetimizi koruyup endişe mi edelim? Yazının bu hamaset bölümünü alıp buraya koyacağım. Okumayanlar okusunlar ki bu siyasal islamcı kafaların halkı hangi söylemlerle konsolide etmeye çalıştıklarını görün. Buyrun : "BU İSRAİL Mİ TÜRKİYE’YE SALDIRACAKMIŞ! Hal böyle iken, İsrail kaynakları “İran’dan sonra sıra Türkiye’de” diye açıklamalar yapmaya başladı bile. Öyle gözleri dönmüş, öyle zihinleri dağılmış ki, bu şımarıklığın kendilerine nasıl bir bedel ödeteceğini düşünmekten aciz hale gelmişler. Türkiye’ye de saldıramayacaklar, Pakistan’a da saldıramayacaklar, İran’ı da dize getiremeyecekler. Arap ülkelerini artık yanlarında bulamayacaklar. Bence İsrail bu gerçeğe uyanırsa ancak bölgede varlığını güvence altına alabilir. Aksi takdirde “İsrail Garnizonu”nun ömrü bitmiş...

*"Nevruz Ateşi ve Savaşın Gölgesi"**

 *"Nevruz Ateşi ve Savaşın Gölgesi"** Bugün 21 Mart, Nevruz. Doğa yeniden hayat bulurken Dehak'lar halkların üzerine ölüm yağdırmaya devam ediyor. Ama bu coğrafysnın Demirci Kawa'larını asla yok edemezsiniz.  Nevruz ateşi bu yıl yalnızca baharın değil, Ortadoğu’nun içinden geçtiği gerilim çağının da ışığını taşıyor. Toprağın uyanışıyla birlikte halkların hafızası da uyanır; çünkü Nevruz, sadece mevsimsel bir dönüş değil, aynı zamanda zulme karşı direnişin, karanlıktan çıkışın simgesidir.  Bugün ise o ateş, Mezopotamya’dan Levant’a kadar uzanan geniş coğrafyada başka bir yangının gölgesinde yanıyor: ABD–İsrail ekseninin İran’la tırmandırdığı gerilim, bölgeyi yeniden büyük bir hesaplaşmanın eşiğine sürüklüyor. Ortadoğu’da savaş artık tankların ilerlediği cephelerden ibaret değil; enerji hatlarının, boğazların, vekil güçlerin ve teknolojik üstünlüğün belirlediği çok katmanlı bir mücadele yürütülüyor.  İran’ın çevrelenmesi politikası, İsrail’in güvenlik doktrini ve ABD’n...

**"Teknoloji ve Sermaye Çağında Savaşın Sınıfsal Gerçeği"**

 **"Teknoloji ve Sermaye Çağında Savaşın Sınıfsal Gerçeği"** İsrail, ABD - İran savaşı bize savaşın bir başka yüzünü gösterdi. İsrail daha önce yaptığı nokta operasyonlar ile Hamas, Hizbullah ve bazı İranlı liderleri ve siyasetçileri kendi bulundukları evlerinde veya kaldıkları karargahlarında öldürmüştü. Bunun için hep içerden istihbarat ve işbirlikçi hainler bulduğu konusu konuşulmuştu.  Bugün savaş başladığı günden beri gördüğümüz şey aslında içerden çok da işbirlikçiye ihtiyacı olmadığı yönünde. Sahip olduğu teknoloji sayesinde İsrail çok kirli bir savaş yöntemi ile savaşıyor. Savaşın bir hukuku vardı artık böyle bir hukuk da yok artık. İnternet ağları ve teknoloji elinde olan güç savaşın cephelerini de değiştiriyor.  İşte son zamanlarda tartıştığımız konu : teknoloji ve yapay zeka insanlık için ne getirecek. Hangi sınıfın elinde olması insanlığa fayda sağlar. Sermayenin elinde bir teknoloji ve yapay zeka insanlık için değerli mıdır? Bunun cevabını aslında bu savaşt...

**"Katili Kahraman Yapmak"**

 Bir katilden kahraman yaratmak… sadece bir film değil, sınıfsal bir ideolojik operasyondur.               **"Katili Kahraman Yapmak"** Baştan söyleyeyim yazı biraz uzun oldu. Sebebine gelince önce benim meramımı anlatmakta ki yeteneksizliğim sonra ise özellikle son 15 yıldır ülkemizde yoğun bir şekilde , topluma dayatılmak istenen yeni düzenin ideolojik saldırısının artık eli kanlı isimleri de propaganda amaçlı kullanmaya geçişi. Çok kısa anlatılabilecek gibi değil artık.  Son bir kaç gündür İnternette bir fragman dolaşıma sokuldu. 20 Mart’ta vizyona gireceği açıklanan, Abdullah Çatlı’yı konu alan bir film. Elbette böyle bir film yapılabilir. Tarihin karanlık dönemleri, bu ülkede insanların neler yaşadığı, bir dönemin hikayesi kişiler üzerinden anlatılabilir.  Mesele film yapmak değil; mesele, nasıl anlattığınızdır. Anlatının tarihsel gerçekliğe ne kadar sadık olduğu, olaylara ne kadar sınıfsal bir bakışla yaklaştığı ve o kişiyi olduğu ...

**'Hakikat mi, sınıf mı? Spinoza’dan Öcalan’a uzanan tartışmanın eksik halkası"**

 **'Hakikat mi, sınıf mı? Spinoza’dan Öcalan’a uzanan tartışmanın eksik halkası"** Bugün siyasi aklına ve düşüncesine çok önem verdiğim, yıllarını, ömrünü mücadeleye adamış ve bugün hala sokaklardan vazgeçmeyen bir yoldaş abim Gültekin Yucesan bana whatsapp üzerinden Bianet'te 16.03.2026 ta yayınlanan Seydixan Bozkır'a ait "Hakikatin ve çokluğun felsefesi olarak Spinoza ile Öcalan yakınlığı" adlı yazıyı gönderdi.   Spinoza ile Abdullah Öcalan arasında “içkinlik, özgürlük ve halkın gücü” üzerinden bir düşünsel bir yakınlık kuruyor yazı.  Gerçekten de her ikisinde de insanın doğadan kopuk olmadığı, özgürlüğün bilgi ve kavrayışla ilişkili olduğu ve toplumsal gücün tabandan yükseldiği fikri ortak bir zemin sunuyor bize Ancak bu benzerlikler sınırlıdır. Spinoza, esas olarak doğa, insan ve akıl üzerine felsefi bir sistem kuran ve devleti özgürlüğün koşulu olarak gören bir düşünürken; Öcalan bu tür kavramları siyasal bir modele dönüştürerek devletin aşılması v...

**"Sermayenin Davası Kapanırken Halklara Savaş mı Hazırlanıyor?"**

 **"Sermayenin Davası Kapanırken Halklara Savaş mı Hazırlanıyor?"** İran savaşı başlamışken ABD'de Halk bankası davası hemen öne çıktı. Bu ABD tarafından Türkiye'yi yıllardır hukuksuz bir şekilde yönetenlerin önüne konulan tehdit dosyası. Tam da bugün yeniden gündemde. Çünkü savaşta sıkışan ABD, İSRAİL Bloku'nun kara harekatı için bir NATO müttefiğine ihtiyacı var.  Şimdi gelelim bu konuda ki gelişmelere.Yüksek Mahkeme ve temyiz süreçlerinin ardından ABD Adalet Bakanlığı ile Halkbank arasında varılan “ertelenmiş kovuşturma anlaşması”, yalnızca hukuki bir dosyanın kapanması değildir; aynı zamanda uluslararası güç dengeleri, sermaye ilişkileri ve devletler arası pazarlıkların gölgesinde okunması gereken bir gelişmedir.  Eğer bu süreç, sahte bayrak operasyonlarıyla bir NATO üyesine saldırı bahanesi yaratılması, NATO güçlerinin İran sınırına konuşlandırılması ve Türkiye üzerinden planlanacak bir kara harekatının zeminini hazırlayan daha geniş bir stratejinin parças...

**"Yaşamak: Büyük Tarihin Altında Ezilen İnsanların Romanı"**

 **"Yaşamak: Büyük Tarihin Altında Ezilen İnsanların Romanı"** Büyük tarih anlatıları çoğu zaman kahramanlarla, zaferlerle ve devrimlerle yazılır. İktidarlar ve resmi tarih, toplumsal dönüşümleri destansı bir dille anlatmayı sever. Ama tarihin bir de başka yüzü vardır: o büyük dönüşümlerin altında ezilen sıradan insanların hayatları.  Dönem romanlarını seviyorum. Tarihi anlamak,özellikle halktan,sıradan insanların yaşamları üzerinden tarihsel dönemleri okumak,tarihe başka bir yerden bakmayı da öğretiyor insana.  Tarih kitapları çoğu kez olayları devletlerin, liderlerin ve büyük siyasal kırılmaların perspektifinden anlatır. Bu anlatıların bir kısmı egemenlerin resmi tarihidir, bir kısmı ise ideolojik yorumlarla şekillenir.  Her iki anlatımın da kendi doğruları vardır. Fakat hayatın kendisi çoğu zaman bu anlatıların dışında kalır. Çünkü tarih, yalnızca iktidarların ve büyük olayların tarihi değildir; aynı zamanda sıradan insanların hayatıdır.  İşte bu nedenle döne...

**"Antisemitist miyiz? Hayır. Siyonizme ve emperyalizme karşıyız"**

 Antisemitizm halk düşmanlığıdır; siyonizm ise emperyalizmle kurulan bir iktidar projesidir. Bizim mücadelemiz bir halka karşı değil, halkları savaşın ateşine süren egemenlere karşıdır. **"Antisemitist miyiz? Hayır. Siyonizme ve emperyalizme karşıyız"** Dünya yine eski bir senaryonun sahnesi. Füzeler konuşuyor, ekranlar yanıyor, diplomasi masaları savaş haritalarına dönüşüyor. Bugün İran, İsrail ve ABD ekseninde büyüyen gerilim bize bir kez daha hatırlatıyor: Bu savaşlar halkların savaşı değildir. Bu savaşlar egemenlerin savaşlarıdır. Her savaş egemenlerin çıkarları uğruna hayat bulur ama maalesef halklar arasına da ister istemez düşmanlık tohumları eker. Bugün 7.gününde ABD, İsrail ve İran savaşı. Çocuklar ölüyor, siviller ölüyor, suçsuz, bu savaştan hiç bir çıkarı olmayan insanlar ölüyor savaş sayesinde ceplerini dolduranlar  köşklerinde yaşamaya devam ediyor.  Sokaklar yine halkların birbirine karşı öfkesi ile örgütlenir. Yahudiye ölüm ! müslümana ölüm ! diye. Çok doğr...

**"Bir Öğretmen Daha… Ama Hala Ayrı Meydanlardayız"**

 Bir öğretmenin ölümü karşısında bile ayrı ayrı meydanlara çıkan sendikalar, aslında aynı gerçeği gizliyor. Sorun yalnızca güvenlik değil, kamusal eğitimi çürüten düzendir.  Fatma Nur öğretmenin ölümü bize bir kez daha şunu hatırlatıyor: Parçalı sendikal tepkiler değil, sınıfın birleşik mücadelesi hayat kurtarır. **"Bir Öğretmen Daha… Ama  Hala Ayrı Meydanlardayız"** Bir öğretmen daha öldürüldü. Bir sınıfın ortasında, bir okulun içinde, yani insanlığın en güvenli olması gereken yerde. Fatma Nur Çelik. Bir öğretmen. Bir emekçi. Okulda bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybetti. İstanbul'da, ülkenin kalbinde; çocukları suçluya, okulları ise ihmalin ve çürümenin mekanına çeviren bir düzenin tam ortasında.  Öncesinde “can güvenliğimiz yok” dediği söyleniyor. Yani bu ölüm gökten düşmedi. Bu ölüm, görmezden gelinen bir çığlığın sonucudur. Çürüyen sistemin sonucu.  Ama mesele yalnızca bir cinayet değil. Mesele, bu cinayetin bize gösterdiği çıplak gerçek. Okullar artık bi...