*"Nevruz Ateşi ve Savaşın Gölgesi"**
*"Nevruz Ateşi ve Savaşın Gölgesi"**
Bugün 21 Mart, Nevruz. Doğa yeniden hayat bulurken Dehak'lar halkların üzerine ölüm yağdırmaya devam ediyor. Ama bu coğrafysnın Demirci Kawa'larını asla yok edemezsiniz.
Nevruz ateşi bu yıl yalnızca baharın değil, Ortadoğu’nun içinden geçtiği gerilim çağının da ışığını taşıyor. Toprağın uyanışıyla birlikte halkların hafızası da uyanır; çünkü Nevruz, sadece mevsimsel bir dönüş değil, aynı zamanda zulme karşı direnişin, karanlıktan çıkışın simgesidir.
Bugün ise o ateş, Mezopotamya’dan Levant’a kadar uzanan geniş coğrafyada başka bir yangının gölgesinde yanıyor: ABD–İsrail ekseninin İran’la tırmandırdığı gerilim, bölgeyi yeniden büyük bir hesaplaşmanın eşiğine sürüklüyor.
Ortadoğu’da savaş artık tankların ilerlediği cephelerden ibaret değil; enerji hatlarının, boğazların, vekil güçlerin ve teknolojik üstünlüğün belirlediği çok katmanlı bir mücadele yürütülüyor.
İran’ın çevrelenmesi politikası, İsrail’in güvenlik doktrini ve ABD’nin küresel hegemonya arayışı bir noktada kesişiyor. Bu kesişim, Gazze’de süren yıkımı da aşan bir genişleme riski taşıyor.
Her yeni hamle, sadece bir askeri strateji değil, aynı zamanda petrolün, ticaret yollarının ve bölgesel nüfuz alanlarının yeniden paylaşımı anlamına geliyor.
Ama bütün bu büyük satranç tahtasında asıl bedeli ödeyenler değişmiyor: emekçiler, yoksullar, yerinden edilen halklar… Nevruz’un ateşi, tarih boyunca zalim Dehak’a karşı Kawa’nın çekiciyle yanan bir isyanın sembolüyken, bugün o ateşin etrafında toplanan halklar bir kez daha aynı soruyla karşı karşıya: Bu coğrafyanın kaderi dış müdahaleler ve bölgesel güç savaşları arasında mı sıkışacak, yoksa halkların kendi kaderini tayin iradesi mi ağır basacak?
ABD ve İsrail’in İran’a dönük saldırgan politikaları, bölgeyi Sünni-Şii ekseninde parçalanmış bir çatışma hattına sürükleme riski taşıyor. Bu ise emperyalizmin en eski oyunlarından birinin, yani böl-parçala-yönet stratejisinin güncellenmiş hali.
Oysa tarih bize şunu söylüyor: Ortadoğu’da kalıcı barış ne askeri ittifaklarla ne de dış müdahalelerle gelir. Gerçek çözüm, halkların eşitlik, özgürlük ve adalet temelinde kuracağı ortak bir zeminden doğar.
Nevruz tam da bu yüzden önemlidir. Çünkü o ateş, yalnızca baharı değil, aynı zamanda umudu ve direnişi hatırlatır.
Bugün o ateşin etrafında toplananlar, yalnızca yeni bir mevsimi değil, yeni bir düzen ihtiyacını da dillendiriyor. Eğer bu coğrafyada bir gün gerçekten bahar gelecekse, o bahar ne Washington’dan ne Tel Aviv’den ne de başka bir güç merkezinden ithal edilecek. O bahar, bu toprakların kendi elleriyle, kendi mücadelesiyle yeşerecek.
Ve belki de en çok bu yüzden, Nevruz ateşi her şeye rağmen yanmaya devam ediyor: Çünkü halklar, en karanlık zamanlarda bile baharın mümkün olduğunu unutmaz.
Bir gün Nevruz Ortadoğu'da gerçekten barış içinde tüm halkların birlikte halayı ile kutlanacak.
Nevruz'unuz kutlu olsun.
Yorumlar
Yorum Gönder