**"Kadının eve getirdiği para fare zehiri gibidir."**
**"Kadının eve getirdiği para fare zehiri gibidir."**
Bu cümle bir fikir değildir. Bu cümle, yüzyıllardır kadın emeği üzerinde kurulan tahakkümün, erkek egemen düzenin ve sömürünün en çıplak itiraflarından biridir.
Bugün sosyal medyada gezinirken son dönemlerde sayıları oldukça artan, kendilerine bir dergah kuran ve küçümsenmeyecek sayıda dinleyici toplamına da sahip olan şarlatanın birinin videosuna denk geldim.
Kafasında sarık, sırtında cübbe, çevresinde kendisini dinleyen onlarca erkeğe konuşan biri, kadını özgür bir birey olarak değil; evin hizmetçisi, erkeğin itaatkârı ve ücretsiz emekçisi olarak gördüğünü ilan ediyor. Çünkü biliyor ki kadın ekonomik olarak özgürleştiği gün, itaat zinciri de kırılacaktır.
Bu türlerin bütün sohbet konusu kadınlar. Öyle çok korkuyorlar ki kadınların özgürleşmesinden çünkü ellerinden bütün iktidarlarının bu sayede gideceğini biliyorlar. Bu yüzden erkek cematine asla kızlarınızı okutmayın diye telkinlerde bulunuyorlar.
Ve kadını bir birey olarak görmüyorlar. Onlar için kadın evde erkeğine hizmet edecek bir "hizmet aracıdır". Kızlarınızı okutup binlerce kişiye hizmet ettirecek yerde yaşı ne olursa olsun bir erkekle evlendirin hiç olmazsa bir kişiye hizmet eder, değerli olur diyor sapkın herif. Kadının ekonomik olarak kendini var etmesi bu gerici zihniyetin rüyalarına giriyor ve her mecrada kadın cahilliğini örgütlemeye çalışıyorlar.
Şimdi birileri çıkıp şunu diyebilir ; kardeşim din bu değil, bunlar şarlatanlar. Peki o zaman sormak gerek bu ülkenin bir Diyanet İşleri Başkanlığı var, neden bunlara dur demiyor? Neden devlet en küçük muhalif söylemi kuyu tipi hapishanelere atmaktan imtina etmezken bunlara ses çıkartmıyor?
İşte patriyarka tam da bunun üzerine kuruludur. Kadın üretir ama üreten sayılmaz. Çocuk büyütür ama çalışmıyor denir. Yaşlıya bakar, yemek yapar, temizlik yapar, duygusal yükü taşır, hasta bakar, aileyi ayakta tutar; buna rağmen emeği görünmez ilan edilir. Çünkü görünür olursa hesabı da sorulur.
Kapitalizm ile patriyarka burada birbirini tamamlar. Patron fabrikada kadının emeğini ucuza satın alır; erkek egemen düzen ise eve döndüğünde aynı kadının emeğini ücretsiz kullanır. Kadın iki kez sömürülür: Bir kez ücretli emekçi olarak, ikinci kez ücretsiz ev işçisi olarak.
Bu yüzden kadınların çalışmasından korkuyorlar. Çünkü maaş alan kadın, şiddete boyun eğmeyebilir. Geliri olan kadın, boşanabilir. Kendi ayakları üzerinde duran kadın, "sus" emrine itaat etmeyebilir. Ekonomik bağımsızlık, kadın özgürlüğünün en güçlü dayanaklarından biridir.
"Kadının kazandığı para fare zehiri" diyenler aslında zehirin para değil, özgürlük olduğunu düşünüyorlar. Onlar için asıl tehlike, kadının kendi hayatı üzerinde söz sahibi olmasıdır.
Bugün dünyanın her yerinde kadınlar tarlada, fabrikada, okulda, hastanede, laboratuvarda, gazetede, madende, belediyede, bilimde ve sanatta yaşamı yeniden üretiyor.
Buna rağmen evde yaptıkları milyarlarca saatlik bakım ve ev emeği hâlâ "sevgi", "annelik görevi" ya da "kadınlık vazifesi" adı altında görünmez kılınıyor. Oysa o görünmeyen emek bir gün durursa, toplumun çarkları da durur.
Kadın özgürlüğü yalnızca kadınların meselesi değildir. Bu, emek mücadelesinin de en temel başlıklarından biridir. Çünkü kadın emeği özgürleşmeden emek özgürleşmez; patriyarka yıkılmadan sömürü bütünüyle ortadan kalkmaz.
Kadını eve hapseden zihniyetle işçiyi fabrikada köleleştiren düzen aynı düzenin iki yüzüdür. Biri "itaat et" der, diğeri "çalış ve sus." İkisinin de korktuğu şey aynıdır: Özgürleşen insan.
Bu yüzden kadının kazandığı para zehir değildir.
Asıl zehir; kadını insan yerine koymayan, onu erkeğin gölgesi sayan, emeğini yok sayan ve yüzyıllardır sömürüyü din, gelenek ya da ahlak kisvesiyle meşrulaştırmaya çalışan zihniyettir.
Bizde buradan seslenelim ve sesimizi gür çıkaralım. Evlerinize " fare zehiri " koymaya devam edeceğiz.
Yorumlar
Yorum Gönder