**"Bir Çelenkten Korkan İktidar"**

 **"Bir Çelenkten Korkan İktidar"**


Bugün "Derelerin Kardeşliği Platformu'nun"çağrısıyla Trabzon Meydanı'nda; madenlere, HES'lere ve taş ocaklarına karşı düzenlenen basın açıklamasında demokrasi güçleri, siyasi partiler, sendikalar ve demokratik kitle örgütleriyle birlikteydik.


Takvim 15 Temmuz'u gösteriyordu.


AKP'nin yıllarca iktidarını paylaştığı "Gülen cemaatiyle" yollarını bir darbe girişiminin ardından ayırdığı, eski ortağını "terörist" ilan ettiği günün yıldönümü... 


Devlet bu günü "Demokrasi ve Millî Birlik Günü" olarak resmi bayram ilan etti. Her yıl meydanlar süsleniyor, kürsüler kuruluyor, nutuklar atılıyor. "Millî irade" adına uzun konuşmalar yapılıyor.


Bir öğretmen emeklisi abimin dikkatimi çeken ise ne o konuşmalardı ne de bitmeyen 15 Temmuz tartışmaları.


Yanıma gelen emekli öğretmen abimiz Atatürk büstünü işaret ederek sordu:


"Bugün resmî bayram değil mi?"


"Evet."


"Peki çelenk nerede?"


Baktım, gerçekten de yoktu. Bir an düşündüm.


Cumhuriyet'in kurucusunun büstü, Cumhuriyet adına kutlanan resmi bir günde sessiz ve yalnız bırakılmıştı.


Belki birileri bunu sıradan bir ihmal olarak görecektir. Ama siyaset, bazen en çok semboller üzerinden konuşur. Neyin hatırlandığı kadar neyin unutturulduğu da politiktir.


Siyasal İslam, Cumhuriyet'in kurumlarını devraldı; fakat Cumhuriyet'in aydınlanmacı, laik ve kamucu mirasıyla hiçbir zaman gerçek bir barış kuramadı.


 Çünkü o miras, yalnızca bir tarih anlatısı değil, aynı zamanda egemenliğin kaynağını gökten alıp yeryüzüne, kullardan alıp yurttaşlara veren tarihsel bir kopuştu. En azından kavram olarak öyleydi. 


Bugün sermaye ile dini muhafazakârlığın kurduğu siyasal blok, Cumhuriyet'in kamucu birikimini yıllardır adım adım tasfiye ediyor. Ormanlar maden şirketlerine, dereler enerji tekellerine, kıyılar turizme, şehirler ranta açılırken; "millî birlik" söylemi de bu sınıfsal dönüşümün ideolojik örtüsüne dönüştürülüyor.


Biz de zaten bugün tam da bunun için meydandaydık.


Dereleri savunmak için...


Ormanları savunmak için...


Yaşamı savunmak için...


İşin ironisi şu dostlar :


Cumhuriyet adına resmi bayram kutlayanlar, Cumhuriyet'in kurucusuna bir çelengi çok görüyor; ama ülkenin dağlarını, derelerini ve ormanlarını holdinglere cömertçe dağıtmakta hiçbir tereddüt yaşamıyorlar.


Demek ki mesele yalnızca bir çelenk değil.


Mesele, hangi Cumhuriyet'i sahiplendikleri; hangi sınıfın çıkarını temsil ettikleri ve hangi tarihle gerçekten bağ kurduklarıdır.


Bazen boş bırakılmış bir kaide, saatlerce süren resmi nutuklardan daha fazla şey anlatır.


Bunu yazar mısın diye söyledi sevgili yoldaş hocam, abim, ben de yazmayı denedim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

**"Bilgi Çağında Cesaretin Çöküşü"**

**"Türkiye Solunun Bitmeyen 19 Mayıs Tartışması"**

**"Entelektüel Sefalet ve Nefretin Sınıfsal Dili"**