**'Bayrağı Temize Çıkarmak"**

 **'Bayrağı Temize Çıkarmak"**


Nato toplantısının bu yıl Ankara’da yapılıyor olması ülkenin devrimcilerini anti- emperyalizm ve anti- Kapitalizm üzerinden sokaklara döktü. 


Bazı sol, sosyalist parti ve grupların Türk bayrağı ile sokaklara çıkması neredeyse sol içi tartışmalarda Nato gündeminin önüne geçti. Gönül isterdi ki bu tartışmalar yaşanmasın. Kim kendisini nasıl ifade edip anti-kapitalist temelde  anti emperyalist tavırla bu terör örgütüne karşı duruyorsa oradan bakılsın. Ama bayrağın bugün temsil ettiği sınıfı da unutmayalım. Bu  yazıya  itirazlar gelebilir. Bayrak bir ulusu temsil ediyor diye. Olabilir . Ama o ulusu temsil eden bayrak bugün egemenlerin ellerinde o ulusu oluşturan halkların sömürülmesinin aracı olarak kullanıldığı gerçeğini de unutmadan. Egemenlerin elinden alınmadan asla yoksulların , işçilerin , emekçilerin olmayacaktır.


Elbette bayrak konusu önemlidir. NATO’nun, ABD’nin bayrağı yanında dalgalanan bir bayrak bugün emekçileri temsil etmiyor. Bayrak sosyalist devrim olmadan , savaşların , sömürünün üstünü örtmeye devam edecektir. Bu hassas konuya gelin sınıfsal olarak bakalım.


Bayrak, kendi başına ne özgürdür ne de tutsaktır. O, bir kumaş parçasıdır. Ona anlam yükleyen, onu hangi sınıfın, hangi siyasal projenin ve hangi tarihsel mücadelenin hizmetine sunduğudur.


Egemen sınıflar, kendi iktidarlarını milletin ortak çıkarı gibi gösterebilmek için bayrağı sürekli kutsallaştırır. Böylece sermayenin çıkarları, devletin politikaları ve egemenlerin savaşları, bayrağın gölgesine saklanır. İşçinin alın teri sömürülürken, köylünün toprağı elinden alınırken, gençler işsiz bırakılırken, "bayrak" bütün bu çelişkilerin üzerini örten ideolojik bir perdeye dönüştürülür.


Oysa Marksist açıdan bayrak, üretim ilişkilerinden ve sınıf mücadelelerinden bağımsız düşünülemez. Bir ülkede fabrikalar özelleştirilirken, madenler uluslararası tekellere açılırken, emekçiler yoksullaşırken aynı bayrağın dalgalanıyor olması, o bayrağın emekçiler adına dalgalandığı anlamına gelmez. Çünkü bayrak, hangi sınıfın iktidarında bulunduğuna göre farklı bir siyasal içerik kazanır.


Bu yüzden bayrağı temize çıkarmak, onu egemen sınıfın ideolojik aygıtı olmaktan kurtarmakla mümkündür. Bayrağı gerçekten halkın bayrağı hâline getirecek olan, onu kutsal bir nesne ilan etmek değil; altında yaşayan insanların eşit, özgür ve sömürüsüz bir yaşam kurabilmesidir.


Bir bayrak, işçinin grev hakkı yasaklanırken, köylünün toprağı şirketlere devredilirken, halkın iradesi bastırılırken temiz kalamaz. Bayrağın onuru, gönderde dalgalanmasından değil; altında yaşayan insanların onurlu yaşayabilmesinden doğar.


Gerçek yurtseverlik de burada başlar. Bayrağı sermayenin, emperyalizmin ve baskının simgesi hâline getirenlere karşı; onu emekçilerin, özgürlüğün ve halk egemenliğinin sembolü hâline getirme mücadelesi... Marksizm açısından bayrağı temize çıkarmanın tek yolu budur.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

**"Bilgi Çağında Cesaretin Çöküşü"**

**"Türkiye Solunun Bitmeyen 19 Mayıs Tartışması"**

**"Entelektüel Sefalet ve Nefretin Sınıfsal Dili"**