Futbolun Üzerine Çöken Gölge ve Deniz Undav'ın Hatırlattıkları"
Deniz Undav'ın attığı iki gol yalnızca Almanya'yı turnuvada tutmadı, futbolun milliyetçilik, devlet propagandası ve ırkçılık tarafından nasıl kuşatıldığını da yeniden görünür kıldı.
**'Futbolun Üzerine Çöken Gölge ve Deniz Undav'ın Hatırlattıkları"**
Dünya Kupası denildiğinde akla futbol gelir.Yeşil saha gelir. Birbirinden farklı halkların, dillerin, kültürlerin aynı oyunun etrafında buluşması gelir.
En azından gelmesi gereken budur. Ama uzun zamandır Türkiye'de futbol konuşurken futboldan daha çok başka şeyleri konuşuyoruz.
Milliyetçiliği konuşuyoruz. Devlet propagandasını konuşuyoruz. Siyasal kutuplaşmayı konuşuyoruz.
Ve ne yazık ki giderek daha fazla ırkçılığı
konuşuyoruz.
Bunun en çarpıcı örneklerinden biri son dönemde Deniz Undav etrafında yaşanan tartışmalar oldu.
Urfa Viranşehirli bir babanın ve Rojavalı Ezidi bir annenin çocuğu olan Deniz Undav, Almanya'da doğdu, Almanya'da büyüdü ve Almanya Milli Takımı'nın formasını giyiyor.
Dünya Kupası'nda Almanya'nın zorlandığı bir maçta oyuna girdi, iki gol attı ve takımını turnuvada tuttu. Türkiye millî takımı ise maalesef futbolun dışında her şey ile konuşuldu.
Daha turnuvaya, bir futbol oyunu şölenine giderken başladı her şey. Bir reklam filmi hazırlandı ki bir oyuna değil sanki dünya savaşına, yedi düvele karşı savaşmaya gidiyorduk.
Futboldan çok savaş makinelerinin, futbolculardan çok ülkenin başkanının görüntülerini içeren bir reklam filmiydi. Bir ülke kendini bu kadar çok yedi düvele güldüremezdi. Ama neylersin siyasal islamcıların kafası böyle çalışıyor. " Bir Türk dünyaya bedeldir" .
Sonuçta reklam filmindeki hamaset sahaya yansımadı ve takım ilk iki maçında gol bile atamadı. Normal şartlarda konuşulması gereken tek şey bu ve Almanya'yı iki maçtır kurtaran Türkiye'li Deniz Ündav'ın başarısı. Bir futbolcunun performansı.
Bir sporcunun başarısı. Ve bir takımın başarısızlığı.
Fakat Türkiye'de mesele yine futbol olarak kalmadı.
Aylar boyunca hakkında yalan haberler üretildi.
Söylemediği sözler ona mal edildi.Kürt kimliği üzerinden hedef gösterildi. Ezidi kimliği üzerinden tartışmalar yürütüldü.Sosyal medyanın linç kültürü bir kez daha devreye sokuldu.
O ise bütün bunlara rağmen başka bir yol seçti.
Tartışmaları büyütmedi.Kimlikler üzerinden siyasi prim peşinde koşmadı.Sahaya çıktı ve futbolunu oynadı.
Belki de en anlamlı cevabı böyle verdi.Çünkü sporun dili tam da budur.Sahada konuşmak.Yeteneğinle konuşmak.Emekle konuşmak.
Tam da burada dönüp kendimize bakmak gerekiyor.
Bugün Türkiye'de futbol, spor olmaktan giderek uzaklaştırılıyor.
Bir Dünya Kupası reklam filmi hazırlanıyor.İnsan, çocukların top peşinde koşmasını görmeyi bekliyor.
Farklı halklardan sporcuların bir araya gelişini görmeyi bekliyor.
Oysa karşımıza çıkan şey başka oluyor.Tanklar. Toplar. Savaş uçakları.SİHA'lar. Askeri görüntüler.
Ve sporcuların önüne geçirilen siyasal semboller...
Sanki bir futbol turnuvasına değil de cepheye gidiliyormuş gibi.
Üstelik elliye yakın ülkenin katıldığı bir organizasyonda bunu yapan neredeyse yalnızca tek Türkiye.
Başka ülkeler sporcularını öne çıkarırken, biz devlet gücünü öne çıkarıyoruz.Başka ülkeler oyunu anlatırken, biz hamaseti anlatıyoruz.Başka ülkeler futbolu konuşurken, biz savaş dili kuruyoruz.
Bunun tesadüf olduğunu düşünmek mümkün değil.
Çünkü Türkiye'de uzun zamandır siyasal İslamcı iktidar, toplumun dokunduğu her alanı kendi ideolojik ihtiyaçlarına göre şekillendirmeye çalışıyor.
Eğitimden kültüre.Sanattan medyaya.Spordan gündelik yaşama kadar.Futbol da bu müdahaleden payını alıyor.
Sonuç ise ortada.Sahadaki başarısızlıklar kadar, tribünlerde ve sosyal medyada büyüyen düşmanlık dili.
Rakip takım taraftarına düşman gözüyle bakılması.
Farklı kimliklerin hedef haline getirilmesi.Kürt bir futbolcunun attığı gollerin bile etnik kimlik üzerinden tartışılması.
Oysa sporun ruhu bunun tam tersidir.Futbol bir üstünlük yarışı değil, bir karşılaşmadır.Milliyetçiliğin değil, ortak insanlığın alanıdır.Bir halkın diğerine karşı zaferi değil, insanların birlikte kurduğu bir oyundur.
Deniz Undav'ın hikayesi bu yüzden önemlidir.Çünkü bize başka bir ihtimali hatırlatıyor.Kürt olabilir.
Ezidi olabilir.Alman milli takımında oynayabilir.
Bütün bunlar aynı anda mümkündür.Ve bunların hiçbiri nefret sebebi değildir.
Tam tersine, dünyanın zenginliğidir.Bugün ihtiyacımız olan şey de budur.Futbolu yeniden futbola bırakmak.Sporu savaş naralarından kurtarmak.Kimlikleri düşmanlık üretmenin aracı olmaktan çıkarmak.
Ve her şeyden önemlisi, insanların hangi halktan, hangi inançtan, hangi kökenden geldiğine değil; ne yaptığına, ne ürettiğine, nasıl bir insan olduğuna bakmak.
Deniz Undav'ın attığı iki gol belki yalnızca bir maçın sonucunu değiştirdi.Ama onun etrafında koparılan fırtına, bize çok daha büyük bir sorunu gösterdi.
Sorun futbol değil. Sorun, futbolun üzerine çöken siyaset, hamaset ve ırkçılık gölgesidir. Bunun sebebi de iyice AKP iktidarından yorulan geniş halk kesimlerini kontol altına tutmaktır.
Biliyorlar ki yoksulların açlığı herkesi yakar.
Yorumlar
Yorum Gönder