**" Demokratik Mücadelede Taraflaşma Zamanı"** Kürt Siyasi Hareketi Tarafını Net Koymalı

 **" Demokratik Mücadelede Taraflaşma Zamanı"**

        Kürt Siyasi Hareketi Tarafını Net Koymalı 


İmralı ile AKP - SARAY hükümeti arasında süren barış görüşmeleri 2 yılı geçti. Ama maalesef ortalıkta demokratikleşme adına, Kürtler adına henüz bir gelişme yok. Sadece silahlar sustu, ölümler durdu. Bu tabiki çok önemli. Bu topraklarda yeterki tek bir can savaştan dolayı ölmesin. 


Türkiye uzun süredir yalnızca Kürt meselesiyle değil, derinleşen ekonomik krizle, hukuksuzlukla, emek sömürüsüyle ve demokratik hakların aşınmasıyla karşı karşıya. 


Bugün milyonlarca işçi, emekçi, emekli, genç ve kadın, hayat pahalılığı ile siyasal baskılar arasında sıkışmış durumda. Böylesi bir tabloda demokrasi mücadelesini yalnızca tek bir başlığa indirgemek, toplumsal muhalefetin ortak zeminini daraltma riski taşıyor. Hatta daraltıyor. 


Son dönemde yürütülen çözüm ve diyalog arayışlarının uzaması, kamuoyunda giderek daha fazla soru işareti yaratıyor. Sürecin somut demokratik kazanımlar üretmemesi, belirsizliğin uzaması ve toplumun beklentilerine cevap vermemesi, doğal olarak eleştirilere yol açıyor. Beklentiler yükseldikçe, sonuç alınamayan her gün siyasal maliyeti de artırıyor.


Tam da bu nedenle Kürt siyasal hareketinin yalnızca kendi gündemiyle sınırlı görünmek yerine, ülkede büyüyen demokrasi, hukuk ve emek mücadelelerinin daha görünür bir parçası olması gerektiği yönündeki beklenti giderek güçleniyor. 


Çünkü bugün açlık sınırında yaşayan işçinin, atama bekleyen öğretmenin, toprağını kaybeden köylünün, grev hakkı engellenen emekçinin ve ifade özgürlüğü kısıtlanan her yurttaşın mücadelesi, demokratikleşme talebinin ayrılmaz parçalarıdır.


Kürt halkının demokrasi mücadelesi ile Türkiye emekçi sınıflarının ekonomik ve siyasal talepleri birbirinden bağımsız değildir. 


Aksine, bu mücadeleler birbirini güçlendirebilecek ortak bir zemine sahiptir. Böyle bir hatta kurulacak dayanışma, hem demokratik dönüşümün toplumsal tabanını genişletebilir hem de farklı kesimler arasındaki güveni artırabilir.


Siyasette uzun süre beklemek, inisiyatifi çoğu zaman karşı tarafa bırakır. Belirsizlik uzadıkça toplumsal destek de aşınabilir.


 Bu nedenle bugün ihtiyaç duyulan şey, yalnızca müzakerelerin sonucunu beklemek değil; aynı zamanda halkın , ülkenin gündelik sorunları karşısında daha güçlü ve daha görünür bir demokratik tutum geliştirmektir.


Türkiye'nin geleceği yalnızca bir meselenin çözümüne değil; özgürlük, adalet, eşitlik ve emek ekseninde kurulacak ortak bir demokratik mücadeleye bağlıdır. 


Bu mücadelede yer almak, yalnızca herhangi bir siyasal hareketin değil, demokrasi iddiası taşıyan herkesin tarihsel sorumluluğudur.


Kürt siyasi hareketi de, diğer muhalefet de bu sorumluluğu görmelidir. Kürt sorununun çözümünü bu yüzden sadece AKP' ye bırakmak sosyalistlerin ve diğer muhalefetteki sosyal demokratların, demokrasi güçlerinin büyük bir hatası olur. 


Aynı zamanda Kürt siyasi hareketinin de sosyalistleri ve diğer partileri, demokrasi güçlerini unutması da onlar için tarihsel hata olur. Bunu bu ülkenin emekçi, yoksul halkları adına yapmayacaklarını umuyorum. 


Şu bir gerçek ; Anadolu coğrafyasında barışın umudu asla siyasal islamcılar değildir. Bir çeyrek asırdır bunu defalarca gösterdiler. 


Kürtlerin talepleri karşılanacaksa bu Kürtler, sosyalistler ve diğer demokrasi güçlerinin birlikte mücadelesi sonucu olacaktır. Bu yüzden Kürt hareketi yönünü yoksul halklara ve sınıfa dönmelidir. 


Başka da bir çözüm yoktur. Tabi bir kaç göstermelik kazanımı başarı, çözüm sayarlarsa o başka tabi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

**"Bilgi Çağında Cesaretin Çöküşü"**

**"Türkiye Solunun Bitmeyen 19 Mayıs Tartışması"**

**"Entelektüel Sefalet ve Nefretin Sınıfsal Dili"**