**"Dün Akşam Bir Oyun İzledim, Meğer Bütün Trabzon Sahnedeymiş"**

 **"Dün Akşam Bir Oyun İzledim, Meğer Bütün Trabzon Sahnedeymiş"**


Dün akşam bir oyun izledim.Ama adına yalnızca oyun demek haksızlık olur dostlar. Sevgili Tamer Küçük 'ün metinlerini yazdığı dostlarımız, yoldaşlarımız Hikmet Akbulut , Fuat Çoruhlu ve Prof.  Hüseyin Kurtuldu'nun sahnedeki performansları ile harika sunduğu bir Lirik- Belgesel bir gösteri izledik. 


Neden böyle başladım,çünkü sahnede gördüğüm şey, bir tiyatro gösterisinden çok daha fazlasıydı; Karadeniz'in tuzlu rüzgarına karışmış hatıraların, yosun kokusuna sinmiş aşkların, kayalıklara vurup geri dönen umutların yeniden dile gelişiydi.


Sahnenin ortasında Ganita vardı. O bildiğimiz Ganita...


Çocukluğumuzun denize attığı taşların halkalarıyla büyüyen, gençliğimizin ilk aşklarını saklayan, ayrılıkların gözyaşını Karadeniz'e emanet eden, dost meclislerinin sabaha kadar süren sohbetlerini duvarlarına işleyen Ganita...


Bir mahalle değildi artık. Bir kıyı da değildi.Sahnenin üzerinde yaşayan, nefes alan, konuşan bir hafızaya dönüşmüştü.


Karikatürist ve yazar Tamer Küçük'ün kaleminden çıkan "Ganita'nın Üstünden Bir Martı Geçti", yalnızca bir metin değil; Trabzon'un belleğine düşülmüş şiirsel bir dipnottu sanki.


 Kimi zaman bir martının kanadında yükseliyor, kimi zaman dalgaların arasında kayboluyor, kimi zaman da bir ağacın gövdesinde yıllardır saklanan bir sır gibi karşımıza çıkıyordu.


Ve o ağaçlar...


Ganita'nın denize bakan yaşlı ağaçları...


Kim bilir kaç kuşağın sevincine, kavgasına, türküsüne, yasına tanıklık etmişlerdi.Sanki kökleri yalnız toprağa değil, şehrin hafızasına da uzanıyordu.Oyunda bunu gördüm.


İnsanın doğadan kopmadığı, ağacın yalnızca ağaç olmadığı, denizin yalnızca su olmadığı eski zaman bilgeliğini...


Bir pagan duası gibi yükseliyordu sahneden.Rüzgâr konuşuyordu.Martılar anlatıyordu.Dalgalar hatırlıyordu.


Ve insanlar, kendilerinden önce yaşamış insanların ayak izlerini takip ederek yeniden kendilerini buluyorlardı.


Hikmet Akbulut'un şiir yorumları zaman zaman bir ağıt, zaman zaman bir isyan, zaman zaman da Karadeniz kıyısında unutulmuş bir aşk mektubu gibi dolaştı salonun içinde.


Fuat Çoruhlu'nun gitarından yükselen ezgiler ise sadece müzik değildi.Ganita'nın taşlarına oturmuş gençlerin kahkahalarıydı.Eski sevdaların utangaç bakışlarıydı.Direnişlerin sloganlarıydı.Yitirdiğimiz dostların ardından içilen çayların buğusuydu.Bir şehrin ruhu tellere değdi o akşam.


Prof. Hüseyin Kurtuldu ise yalnızca şiir okumadı.

Bir anlatıcı, bir hafıza bekçisi gibi dolaştı yılların arasında.Bazen bir şair oldu.Bazen bir tanık.Bazen de hepimizin içinden geçen ama söyleyemediği cümlelerin sesi...


Bu yüzden sahnede yalnız oyuncular yoktu.Orada Trabzon vardı.Ganita vardı.Şairler vardı.Balıkçılar vardı.Aşıklar vardı.Devrimciler vardı.Sürgünler vardı.

Hayata tutunmaya çalışan insanlar vardı.Ve belki en önemlisi, hepimizin bir yerinden eksilen zaman vardı.


Oyun bittiğinde salondan çıkan herkesin gözlerinde aynı şey okunuyordu:


Bir şehir yalnız binalardan oluşmaz.Bir şehir biraz da hatırladıklarıdır.Bir şehir biraz da anlattığı hikâyelerdir.Bir şehir, unutulmasına izin vermediği insanlardır.


Bu nedenle Trabzon'da yaşayanların da, yolu bir gün Trabzon'a düşmüş olanların da, Karadeniz'in hırçın dalgalarına bir kez olsun bakmış herkesin de bu oyunu izlemesi gerektiğini düşünüyorum.


Çünkü bu oyun yalnız Ganita'yı anlatmıyor.Bir kentin ruhunu anlatıyor.Bir kuşağın hikâyesini anlatıyor.

Ve hepimize ait olan ortak hafızayı yeniden ayağa kaldırıyor.


Bu güzel geceyi mümkün kılan; metniyle Ganita'nın hafızasını sahneye taşıyan Tamer Küçük'e, şiirleri sesiyle yeniden yaşatan Hikmet Akbulut'a, gitarının tellerine Karadeniz'in hüznünü ve sevincini işleyen Fuat Çoruhlu'ya, şiirleri ve anlatımıyla bu yolculuğa rehberlik eden Prof. Hüseyin Kurtuldu'ya ve emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum.


İyi ki anlattınız.


İyi ki hatırlattınız.


İyi ki Ganita'nın üstünden bir martı daha geçirdiniz.


Bu güzel oyun / sunum için teşekkürler dostlar.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

**"Hırsız Kim? Kod 46 ve Sınıf Kavgasının Gerçek Faili"**

**"Bilgi Çağında Cesaretin Çöküşü"**

**"Türkiye Solunun Bitmeyen 19 Mayıs Tartışması"**