**"BARETİN SESİ BAŞKENTE VURDU"**

 Aylarca ödenmeyen ücretler, gasp edilen tazminatlar ve güvencesiz çalışma koşullarına karşı madenciler Ankara’da. Talepler açık, irade net: Haklarımızı alana kadar buradayız.


**"BARETİN SESİ BAŞKENTE VURDU"**


24 Nisan sabahı yine hak arama mücadelesi için Ankara'da Kurtuluş parkında olan madencilere biber gazı sıkıldı. Ne zaman işçiler gaspedilen hakları için eyleme çıksa karşılarında devletin şiddetini görüyorlar. 


Emekleri ile patronları zengin eden işçiler bu emeklerinin karşılığı olmayan ücretlerini bile vermemek için çeşitli bahaneler üreten şirketlere karşı maaşlarını, özlük haklarını, kıdemlerini, iş güvenliği haklarını talep edince suçlu muamelesi görüyorlar. 


Doruk Madencilikte çalışan yaklaşık 110 işçi, yukarda yazdığımız nedenlerden dolayı sendikaları Bağımsız Maden İş öncülüğünde Eskişehir Mihalıççık’tan başlayarak günler süren bir yürüyüşün ardından başkente ulaştı.


 Bu yürüyüş, yalnızca bir ulaşım biçimi değil, işçi sınıfının taleplerini doğrudan siyasi merkeze taşıma iradesinin somut bir ifadesidir.


Eylemin merkezinde, Doruk Madencilik işçileri yer almaktadır. Söz konusu işletme, Yıldızlar SSS Holding bünyesinde faaliyet göstermektedir. İşçilerin temel talepleri; aylarca ödenmeyen ücretlerin derhal ödenmesi, kıdem ve ihbar tazminatlarının eksiksiz verilmesi, sendikal haklara yönelik baskıların son bulması ve güvenli çalışma koşullarının sağlanmasıdır. Tamamen insana ait taleplerdir.


Madenciler, Ankara’da Kurtuluş Parkı’nda eylemlerini sürdürmektedir. Park, fiilen bir direniş alanına dönüşmüş; işçiler aileleriyle birlikte burada bekleyişlerini ve protestolarını sürdürmektedir. Süreç içerisinde açlık grevi başlatılmış, kamuoyunun dikkatini çekmek amacıyla çeşitli eylem biçimleri uygulanmıştır. Bunlardan bir tanesi de baretlerini yere vurarak işçinin baret sesini hükümetin duymasını sağlamak istemeleridir.


Ancak işçilerin bu meşru taleplerine karşılık verilen yanıt, diyalogdan ziyade güvenlikçi müdahale olmuştur. Eylem sürecinde çok sayıda işçi gözaltına alınmış, yürüyüş ve basın açıklamaları engellenmiştir. 


Yaklaşık 110 madencinin gözaltına alındığı süreç, daha sonra serbest bırakılmalarıyla sonuçlanmış olsa da, bu müdahaleler işçilerin hak arama mücadelesine yönelik baskıların sürdüğünü göstermektedir.


Yaşananlar, Türkiye’de madencilik sektörünün yapısal sorunlarını bir kez daha açığa çıkarmıştır. Maden sahalarının ruhsatlandırılmasından üretim süreçlerine kadar uzanan zincirde, kamu politikaları ile özel sermaye arasındaki ilişki belirleyici olmaktadır. 


Bu yapı içerisinde işçiler, en ağır koşullarda üretim yapmalarına rağmen en temel haklarına dahi erişmekte zorlanmaktadır. Ve bu hakları için yağmur, soğuk demeden yollara düşmüşlerdir. 


Soma Maden Faciası sonrasında dile getirilen “iş güvenliği öncelikli olacak” söylemlerinin sahada karşılık bulmadığı görülmektedir. İş cinayetleri, güvencesizlik ve hak gaspları devam etmektedir.


Madencilerin Ankara’ya yürüyüşü, yalnızca bir ücret talebinin ötesinde, çalışma yaşamındaki adaletsizliklere karşı bir itirazdır. Bu eylem, işçi sınıfının örgütlü mücadelesinin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.


Sonuç olarak, talepler açıktır ve karşılanması mümkündür.


* Ücretler ödenmelidir.

* Tazminatlar verilmelidir.

* Sendikal haklar tanınmalıdır.

* Güvenli çalışma koşulları sağlanmalıdır.


Bu talepler karşılanana kadar işçiler ve sendika temsilcileri mücadele devam edeceklerini açıklamışlardır. 


Madencilerin sesi, yalnızca Ankara’da değil, tüm ülkede yankılanmaktadır. İşçiler hakları için direnmeye devam edecekler ve direniş bütün işçi havzalarına yayıldığında kurtuluş o zaman gerçekleşecektir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

**"Hırsız Kim? Kod 46 ve Sınıf Kavgasının Gerçek Faili"**

**“Sol Yumruk, Sağ Elin Şiddetini Temize Çekemez!”**

**"Dua Karnını Doyuruyor mu, Katmer?"**