**"Sarayın Korkusu, Halkın Gücü"**
**"Sarayın Korkusu, Halkın Gücü"**
Anayasa Mahkemesinin kararlarını tanımayanlar, YSK 'nın kararlarını yerel mahkemelere bozdurma cüretini gösterip sonra televizyonlardan mahkeme kararlarına uyun diye yandaşları konuşturuyorlar. Ve ilginç olan "hukuk herkese lazım" diye söz söylüyorlar.
Türkiye’nin üzerine çöken bu karanlık rejim, her geçen gün biraz daha çözülüyor. Derinleşen ekonomik kriz, işsizlik, açlık, güvencesizlik… Her biri, sarayın ihtişamlı perdelerinin arkasındaki çürümenin kanıtı. Ve artık halk da bunu görüyor. Çaresiz kalan iktidar, çözümü yine en iyi bildiği yerde buluyor: saldırıda.
Ama kime?
İşçilere, emekçilere, kadınlara, gençlere, Kürtlere… Ve düzenin sınırları içinde kalsa da hâlâ geniş kitlelerin umudu olan CHP’ye.
CHP İstanbul İl Başkanlığı önüne kurulan abluka, aslında yalnızca bir binaya değil, doğrudan toplumsal muhalefetin kalbine yönelmiş bir kuşatma girişimidir. İstanbul’da fiili olağanüstü hâl ilan ederek şehri polis barikatlarına boğmak, iktidarın en temel zaafını ifşa ediyor: korku!
Korkuyorlar çünkü İstanbul, halkın özgürlük iradesini, dayanışma kültürünü ve direniş potansiyelini temsil ediyor. İstanbul’u kaybetmenin, Türkiye’yi kaybetmek olduğunu biliyorlar.
Ama unutmasınlar: Korkularını gerçeğe dönüştürecek olan bizleriz.
İşçiler, alın teriyle hayatı üretenler, kadınlar sokaklarda özgürlük çığlığını yükseltenler, gençler geleceğini çalanlara karşı öfkesini büyütenler… Hep birlikte bu ölüm ve sömürü düzenini başlarına yıkacağız.
Hiçbir ablukayla, hiçbir polis barikatıyla, hiçbir gözdağıyla bu gerçeği engelleyemezler. Çünkü tarih, korkakların değil; direnenlerin, mücadele edenlerin ve hayal kurmaktan vazgeçmeyenlerin yanında yazılır.
Bugün İstanbul’u abluka altına alan iktidar, yarın kendi sarayında kuşatılacaktır. O sarayın duvarlarını çatlatacak olan, milyonların biriken öfkesi, örgütlü mücadelesi ve umut dolu elleridir.
Korkunun saltanatı biter.
İşçilerin cumhuriyeti başlar.
Ve unutmayalım: Bir zamanlar mecliste “Anayasaya aykırı ama evet diyeceğiz” diyerek HDP’li vekillerin dokunulmazlığını kaldıranlar, aslında bu baskı rejiminin önünü açtılar.
Bugün aynı baskılar CHP’ye yöneliyor. Dün HDP’yi hedef alan saldırılara sessiz kalanlar, bugün aynı zincirin kendi ayaklarına vurulduğunu görüyor.
O yüzden çıkış yolu bellidir: yalnızca birleşik bir halk mücadelesi, işçilerin kendi iktidarı, kendi cumhuriyeti.
Başka yol yok. Kurtuluş bu mücadeleyi sınıfla buluştırmaktan geçer.
Yorumlar
Yorum Gönder