**"Dünyayı Değiştiren Yedi Element"**

 **"Dünyayı Değiştiren Yedi Element"**


Son zamanlarda okuduğum iyi kitaplardan birinden bahsetmek istiyorum size. Okuması kolay, sürükleyici ve okurken bir avuç dolar için olur mu diye soracağınız satır araları var. 


John Browne, on iki yıl boyunca BP’nin CEO’su olarak tanıklık ettiği küresel enerji ve maden dünyasının perde arkasını, tarihin, bilimin ve siyasetin kesiştiği noktada ustalıkla anlatıyor.


 Dünyayı Değiştiren Yedi Element, insanlık tarihinin akışını hem inşa eden hem de tehdit eden yedi maddeyi , "demir, karbon, altın, gümüş, uranyum, titanyum ve silisyumu"  çarpıcı örneklerle gözler önüne seriyor.


Browne, bu elementleri yalnızca jeolojik kaynaklar olarak değil, uygarlığın mimarları ve krizlerin fitilini ateşleyen başlıca aktörler olarak ele alıyor:


Karbon :  Dün, sanayi devriminden itibaren enerji üretiminin can damarı olarak dünyayı kalkındırırken sermayeyi de ihya eden karbon; bugün, iklim krizinin baş suçlusu ilan edilip “yeşil enerji” söylemiyle yeni bir sermaye birikim modeline dönüştü. Karbon borsaları, bu kez çevreyi değil, finans kapitalin kârını kurtarmak için kuruldu.


Uranyum : Olağanüstü enerji yoğunluğu sayesinde “geleceğin enerjisi” olarak sunulsa da, 20. yüzyılda Hiroşima ve Nagazaki’nin yıkımında insanlığa en büyük felaketlerden birini yaşattı.


 Barışçıl kullanım iddiasıyla girdiği enerji sektöründe ise atık ve güvenlik sorunlarıyla geleceğin kara kutusu olmaya devam ediyor.


Silisyum : Mikroçiplerin, bilgisayarların ve veri devriminin yapı taşı. Endüstri 4.0’ın omurgasını kurarak yapay zekâ çağının kapılarını araladı; bilgi, artık petrol kadar stratejik bir kaynak haline geldi.


Altın : Yüzyıllardır sermayenin göz bebeği; küresel rezervlerin garantisi, spekülatif piyasaların vazgeçilmezi. Bugün hâlâ, doğanın “süper sömürü”sünün en kârlı nedenlerinden biri olarak ormanları, nehirleri ve yaşam alanlarını yok ediyor.


Demir :  Modern şehrin gökdelenlerinden çelik köprülere, devasa altyapı projelerinden silah sanayine kadar her yerde. İşçi sınıfının teriyle, maden havzalarının talanı pahasına büyüyen metal kapitalizminin simgesi.


Titanyum : Hafifliği ve dayanıklılığıyla havacılıktan savunma sanayine, tıptan otomotive kadar geniş bir alanda kullanılıyor. Değeri, özellikle yüksek teknoloji ve savunma projelerinde stratejik bir hammadde olarak artıyor.


Gümüş :  Tarih boyunca para sistemi ve süs eşyalarının vazgeçilmeziydi. Günümüzde elektronik, güneş panelleri ve tıbbi cihazlarda kritik rol oynuyor; fiyatı ve arzı, ekonomik dalgalanmaların barometresi gibi işliyor.


Browne, kendi anıları ve tanıklıkları eşliğinde bu maddelerin hem uygarlığı kuran hem de savaşları, sömürüyü ve ekolojik yıkımı körükleyen ikili karakterini ortaya koyuyor. 


Kitap, insan hırsının, yaratıcılığın ve doğayla kurduğumuz ilişkinin karmaşık hikâyesini, kapitalizmin gölgesinde yeni bir gözle okumamızı sağlıyor.


Dünyayı Değiştiren Yedi Element, yalnızca bilim meraklıları için değil; tarihin, siyasetin ve ekonominin derin bağlarını anlamak isteyen herkes için, modern dünyanın ham maddelerini yeniden düşünmeye davet eden sarsıcı bir anlatı.


Bugün şirketlerin neden bu kadar doğa ve insanlık düşmanı olduğunu bir CEO tarafından yazılan bu kitapta çok net hissedeceksiniz. 


Sıınıfsal olarak başka bir sınıfa ait John Browne, bu elementlerin sermaye için ne kadar önemli olduğunu anlatırken satır aralarından insanlığın sömürüsüne, doğanın nasıl katledildiğine dair bilgiler sızıyor, sızdırıyor belki de. 


Bu kitabı okumalısınız, okuyun ki enerji diye, gelişim diye, teknoloji diye nasıl bir felakete sürüklendiğimizi görün.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

**"Hırsız Kim? Kod 46 ve Sınıf Kavgasının Gerçek Faili"**

**“Sol Yumruk, Sağ Elin Şiddetini Temize Çekemez!”**

**"Dua Karnını Doyuruyor mu, Katmer?"**