**"Cumhuriyet mi, Sosyalizm mi?"**

 **"Cumhuriyet mi, Sosyalizm mi?"**


Bugün devrimci sosyalizmin yerini alan şey, ne yazık ki geniş bir çevrede “cumhuriyetçi muhalefet” haline gelmiş durumda. 


Devletçi sol, artık burjuva cumhuriyetin çöküşünü izlemekle yetinmiyor; onu yeniden canlandırmak gibi tarihsel olarak tükenmiş bir hayalin peşinde pozisyon alıyor. 


Laiklik, yurttaşlık, ulusal birlik gibi kavramlar, sınıfsal karakterinden arındırılarak bir tür kutsal emanet muamelesi görüyor.


Oysa bizler, çöken bu cumhuriyetin küllerinden sosyalist bir gelecek kurmak zorundayız. Soru basit ama yanıtı devrimcidir:

Cumhuriyet mi, sosyalizm mi?


Bu bir rejim tercihi değil, bir sınıf tercihidir. Burjuvazinin geçmişiyle mi, yoksa işçi sınıfının geleceğiyle mi yürüyeceğimizin sorusudur. 


Ve bu soruya devrimci bir yanıt vermek, ancak örgütlü bir sınıf hareketiyle mümkündür.


Ancak gelin görün ki, bu yürüyüşü başlatacak irade, güç, örgütlenme, kitlesel meşruiyet ve sınıfsal alternatif yaratma kudreti, ne yazık ki bugün sosyalist ve komünist örgütlerimizde yeterince yok.


 Bu yokluk, kimi yapılarda laiklik ve cumhuriyet söylemiyle burjuva mevzilerine savrulmaya; ulusalcı cephelere eklemlenmeye neden oluyor. Kimi yapılarda ise illegalizmin dünyasında sıkışıp kalmış, nostaljik, sınıftan kopuk bir devrimcilik romantizmine dönüşüyor.


Bir başka kesim, ulusal sorunun çözümünü her şeyin önüne koyarak sınıf siyasetini erteliyor. Geriye ise söylemiyle eylemiyle tutarlı kalmaya çalışan ama kitleyle buluşamayan küçük yapılar kalıyor.


 Hepsinde ortak olan şey ise, sınıfsal bir çözümün toplum nezdinde gerçek bir alternatif haline getirilememesi.


İşte böyle bir ortamda, Kürt hareketini emperyalizmle işbirliği yapmakla suçlamak, fazlasıyla kolay.


 Ama aynı kişiler, savundukları cumhuriyetin emperyalizmle tarihsel bağlarını, Lozan'dan İncirlik’e kadar uzanan o meşhur “milli bağımsızlık” illüzyonunu sorgulamak istemiyorlar.


Bugünün krizlerini, çöküşlerini, çelişkilerini Kürtlere fatura etmek, kendi sınıfsal aczini örtme biçimine dönüşüyor. 


Oysa eğer sen gerçekten sosyalist bir alternatif ortaya koymuş olsaydın, Kürt işçisini, Kürt yoksulunu bu çözümle buluşturabilseydin, işte o zaman işbirlikçilik suçlamasını belki dillendirebilirdin.


Ama senin sığındığın cumhuriyet, zaten işbirliğinin ta kendisiydi. Sen, halkları bu cumhuriyetin sınırlarında tutmaya çalışan kişiysen; işbirlikçi olan, belki de sensin.


Bu yüzden artık seçimi net koymak gerekiyor:

Geçmişin cumhuriyeti mi, geleceğin sosyalizmi mi?


Tarih, bu sorunun yanıtını er ya da geç, ama mutlaka sınıf mücadelesinin içinden verecek. 


Önce bu netliği ortaya koyup, bu duruşu dillendirip sonra bugün gerici, faşist, insanlık düşmanı düzeni yenecek ortak bir yol üzerinde yürünebilir. 


Ama birilerini günah keçisi yapmadan. Günahın çoğu belki de başkalarını günahkar sayanlardadır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

**"Hırsız Kim? Kod 46 ve Sınıf Kavgasının Gerçek Faili"**

**“Sol Yumruk, Sağ Elin Şiddetini Temize Çekemez!”**

**"Dua Karnını Doyuruyor mu, Katmer?"**