**"Asıl Mesele Kokuyu Bastırmak Değil, Körlüğü Gidermek”**

 **"Asıl Mesele Kokuyu Bastırmak Değil, Körlüğü Gidermek”**


José Saramago’nun Körlük’ünde tuvalet sahnesi, insanın en temel, en çıplak, en kaçınılmaz hakikatinin yüzüne çarpmasıdır: medeniyetin ince cilası bir anda sıyrılır, geriye çaresiz bir yığınlık ve başkasının pisliğini temizleyemeyen, kendi varlığını düzenleyemeyen bir insanlık kalır. Körlük salgınıyla birlikte tuvalet, uygarlığın vitrini değil, çürümenin aynası olur.


Bugünün Türkiye’si de tam burada duruyor. Kitleler, körlüğün içinde yaşamaya alışmış durumda. Görmeyenler görmediklerini fark etmiyor; görmeye çalışanlar ise o tuvaleti dizayn etmekle, yani pisliği estetikleştirmekle meşgul: kimin gireceği, nasıl kullanılacağı, kokunun nasıl perdelenebileceği… Ama kimse körlüğün kaynağına, yani o alanın neden bu kadar pis koktuğuna el uzatmıyor.


Siyasal manzaraya bak: halk, gözlerinin önündeki yağmayı, çürümeyi, otoriterliği görmüyor. Uyanık olduğunu sanan bir avuç kesimse, düzenin kendisine değil, düzenin dekoruna takılıyor. 


Kimi parlamentonun koltuk sayısını konuşuyor, kimi anayasa makyajını, kimi muhalefet kulislerini. Hepsi tuvalet metaforunun içinde: mekânı süsleyen ama kokuyu bastıramayan, gözleri körlüğe değil de dekorasyona çakılı kalmış bir uğraş.


Asıl mesele, kitlelerin gözlerinin önündeki perdenin kalkması. Körlük kalkmadan, o tuvaleti bin kez temizlesen de yeniden kirlenir; kokuyu perdelemeye çalışsan da yine yayılır.


 Bugünün Türkiye’sinde siyasal körlük, hem iktidarın iksiridir hem muhalefetin bahanesi. Halkın gözlerini açmak, pisliğin kaynağını görmek ve onu ortadan kaldırmak yerine, herkes birbirine yeni “havalandırma sistemleri” öneriyor.


Oysa çözüm, pencereleri değil gözleri açmaktır. Körlük metaforunu aşmanın tek yolu, tuvaletin kokusunu meşrulaştıran sisteme değil, o pisliği üreten düzene karşı çıkmaktır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

**"Hırsız Kim? Kod 46 ve Sınıf Kavgasının Gerçek Faili"**

**“Sol Yumruk, Sağ Elin Şiddetini Temize Çekemez!”**

**"Dua Karnını Doyuruyor mu, Katmer?"**