**"Yeşil Dönüşüm mü Dediniz? Kimin İçin, Kime Rağmen?"**

 **"Yeşil Dönüşüm mü Dediniz? Kimin İçin, Kime Rağmen?"**


Eskiden savaşlar toprak için ganimet için yapılırdı, şimdi savaşlar para için. Yani egemen'in ganimet hırsı hiç bitmiyor. 


Bu savaşlar artık devletler arası olurken her devlet artık kendi halkıyla da bir savaş yürütüyor. Ne için? Elbette her şeyin sebebi para!


Hatta artık savaşlar doğrudan paranın kendisiyle, yani sermayeyle yapılıyor. Hani şu "yeşil enerji", "temiz dönüşüm", "sıfır karbon" gibi kulağa hoş gelen kelimeler var ya... Hepsinin arkasında dev bir kasa savaşı dönüyor. Evet, yanlış duymadınız, mali savaş!  


Doymayacaklar, yok etmeye devam edecekler! 


Bir yanda kömür, petrol, doğalgaz gibi fosil enerji şirketleri var. Bunlar yıllarca dünyayı zehirlediler, havamızı kararttılar, iklim değişikliklerini hızlandırdılar, bozdular. 


Şimdi ise yerlerinden kalkmak istemiyorlar. “O kadar kâr ettik, daha da edeceğiz,” diyorlar. Ama karşılarında yeni bir rakip var: yenilenebilir enerji şirketleri. Onlar da "temiz enerji" deyip devlet kasasından pay kapma peşindeler.


Devlet ne yapıyor peki?


Kime kucak açarsa ona çalışıyor. Bir elinde petrol şirketlerine teşvik, diğer elinde rüzgar ve güneşe vergi indirimi... 


Kasadan milyar dolarlar fışkırıyor. Hem de öyle böyle değil; 2020 yılında sadece fosil enerjiye 5.9 trilyon dolar destek verilmiş. Bu ne demek biliyor musun? Dakikada 11 milyon dolar fosil sermayeye akıtılıyor. O para senin verginden, maaşından, zamla ödediğin elektrik faturasından çıkıyor.


İyi ama temiz enerjiye destek veriliyorsa bu iyi bir şey değil mi?


Bak, işin püf noktası burada. Kimin için destek? Kimin kontrolünde? Mesela ABD’de temiz enerji projelerine destek verilirken bankalar devreye giriyor. Hem devletten vergi indirimi alıyorlar, hem de bu yatırımlardan kendi kasalarını dolduruyorlar. Temiz enerjiyi halk için değil, kâr için kullanıyorlar.


Peki biz halk olarak bu "yeşil dönüşümde" neredeyiz?


Seyirciyiz! Hatta daha kötüsü: Kimi zaman hedefteyiz. Yeşil dönüşüm için yapılacak maden projelerine, HES’lere, RES’lere karşı köylü direnince ne oluyor? Jandarma geliyor. Gözaltı, dava, dayak, sürgün... Rıza göstermezsen zor gösteriyorlar. Yaşamadık mı bunları, yaşadık ve hâlâ yaşıyoruz. En yakın örnek Araklı Erikli yaylası, bana en yakın olduğu için yoksa memleketin her yerindeler.


“Yeşil dönüşüm” adı altında doğamız talan ediliyor, köylüye yaşam alanı bırakılmıyor, emeğin karşılığı bankaya, şirket patronuna akıyor. Ama kimin umurunda? 


IMF, Dünya Bankası, G7, COP26 gibi toplantılarda herkes mutlu: “Sıfır karbon hedefimiz var!” diyorlar. Evet, hedefleri sıfır karbon; ama karbonun sıfırı da, milyarı da bizim sırtımıza yazılıyor.


Türkiye de bu oyunun bir parçası. Bir yandan kömürlü santrallere destek veriyor, diğer yandan uluslararası anlaşmalara imza atıyor: “Karbon salmayan projelere destek vereceğiz,” diyor. 


Ama gerçekte ne yapılıyor? Hem kömüre para gidiyor, hem "yeşil dönüşüm" adı altında sermayeye yeni alanlar açılıyor. Hani o termik santrallerin yanında dumanla boğulan çocuklar vardı ya, işte onlar yine toz duman içinde kalıyor.


Bunun bedeli de yaşam alanlarımıza yapılan vahşi saldırı olarak dönüyor bize. Bunun için ülkede yasalar torbalarla bir gecede maden şirketi sahipleri milletvekillerinin kahkahaları arasında çıkıyor. 


Ne garip değil mi? Biz bunlara oy verdik. Ülkeyi yönetsin, halka rahat bir yaşam için çalışsınlar diye. Ama gel gör ki halka yok derken kendileri için milyar dolarlar getirecek, halkı yaşadığı yerden sürgün edecek yasalara imza atıyorlar. Tabiki Sarayın tensipleriyle. 


Bu yeşil sömürüye karşıyız. Enerji halkın ihtiyacı kadar gereklidir, patronun yüksek kârları için değil. 

Yeşil dönüşüm emekçilerin, köylülerin, doğanın lehine olacaksa anlamlıdır. Peki mümkün mü? Elbette değil .Yoksa sermaye hangi renge bürünürse bürünsün, sömürünün rengi hep karadır.


Artık bu ihanetleri, halk ve insanlık düşmani bu uygulamalara dur demek gerekmiyor mu? 


Hadi kalkın sıkın yumruklarınızı havaya kaldırın. Bu bir sınıf savaşıdır. Bu savaşta yerini bil orada yerini al.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

**"Hırsız Kim? Kod 46 ve Sınıf Kavgasının Gerçek Faili"**

**“Sol Yumruk, Sağ Elin Şiddetini Temize Çekemez!”**

**"Dua Karnını Doyuruyor mu, Katmer?"**