**"Siyasi Operasyonlar ve Karanlığa Doğru"**

 **"Siyasi Operasyonlar ve Karanlığa Doğru"**


İBB ve diğer CHP’li belediyelere yönelik yolsuzluk operasyonları artık açık bir siyasi tasfiyeye dönüşmüş durumda.


 Öyle ki, iktidarın en sadık savunucuları bile bu tabloyu medya ekranlarında izah edemez hale geldi. Sokaktaki yurttaşın bile “Bu artık yolsuzluk değil, siyasi operasyon” dediği bir noktadayız.


Operasyonun büyüklüğü öyle bir anlatılıyor ki, CHP’nin yanından geçenin bile payını aldığı bir yolsuzluk ağı varmış gibi bir algı pompalanıyor. Oysa gerçek yolsuzluk böyle olmaz. Bu başka bir şey: Yeni rejimin muhalefeti yok etme stratejisidir.


Son 25 yıla dönüp baktığımızda Ergenekon, Balyoz, FETÖ ve şimdi de CHP’ye yönelik hamlelerin tamamı, AKP’nin otoriter rejimini inşa etmek için gerçekleştirdiği siyasi operasyonlardır.


 Üstelik bu operasyonlar her seferinde bir halk desteğiyle meşrulaştırılmaya çalışıldı. Ancak bu kez işler farklı: Derinleşen ekonomik krizle birlikte halk desteği ciddi oranda erimiş durumda. Fakat iktidar durmuyor; çünkü durduğu an yıkılacağını biliyor.


Bu nedenle yönünü yeniden Kürt halkına çeviriyor. "Barış" adı altında, içeriği belirsiz bir süreçle Kürtlerden yeniden destek alma niyeti taşıyor. Tam da bu noktada CHP ve diğer muhalefet partilerine büyük bir sorumluluk düşüyor.


Eğer muhalefet bu süreçte Kürt halkını ve siyasi temsilcilerini dışlarsa, tıpkı geçmişte olduğu gibi yine kaybeden kendisi ve ülke olur. 


Oysa yapılması gereken açıktır: Meclis komisyonlarında yer almak, süreci şeffaf biçimde kamuoyuna taşımak ve kendi çözüm önerilerini ortaya koymaktır. Tüm bunlar, Kürt halkıyla dirsek temasını kaybetmeden yapılmalıdır.


Belediye seçimlerinde nasıl birlikte kazanıldıysa, şimdi de aynı güvenle ve dayanışmayla hareket edilmelidir. 


Aksi durumda, muhalefetten bağımsız işleyecek bir “sözde barış süreci”, Türkiye’yi sadece sosyalist mücadele için değil, en basitinden bir demokrasi mücadelesi için bile olanaksız hale getirebilir.


Türkiye’yi karanlığa sürükleyen bu gidişata karşı çıkmak, ortak akıl ve ortak mücadeleyle mümkündür.


Buradan sosyal medyada CHP asla komisyonlarda olmamalı diye yazıp çizen tüm dostlara sesleniyorum. Dışarda kalıp "seyirci" olmak neyi çözecek. Veya nasıl bir karşı duruş örgütlemeyi düşünüyorsunuz. 


Şimdiye kadar sözde kalan "cumhuriyetin bütün değerleri " dediğiniz olgulara nasıl sahip çıktınız ki bu sürecin karşında yine pasif konumda yerinizi alıyorsunuz. 


Bir planınız varsa o başka tabi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

**"Hırsız Kim? Kod 46 ve Sınıf Kavgasının Gerçek Faili"**

**“Sol Yumruk, Sağ Elin Şiddetini Temize Çekemez!”**

**"Dua Karnını Doyuruyor mu, Katmer?"**