**“SGK Battı, Suçlu: Çok Yaşayan Fakirler!”**
**“SGK Battı, Suçlu: Çok Yaşayan Fakirler!”**
Yordam yayınlatından çıkan Sahra Wagenknecht ' e ait "Kapitalizm Komada, Sosyalist Teşhis" adlı kitapta çok bugünün dünyasına daha 2000'li yılların başında yazılmış harika makaleler var.
Onlardan bir tanesi olan "İlaç Endüstrisinin Keyfi Yerinde" adlı makale bugün ülkemizin de en büyük sorunu gibi gösterilen ve çalışanların emeklilik hakkını gasp etmek isteyen sistemin sahiplerinin bizlere nasıl bir kandırmacayı dayattıklarını ve bu sorunun bütün dünyada ki emeği ile geçinen tüm insanların sorunu olduğunu bir kez daha görmüş oluyoruz.
Bu bilgilerden yararlanarak ülkemizde ki durumu anlatmaya ve okurlara sorgulatmays çalışacağım.
Başlamadan önce bu kitabıbokumanızı tavsiye ediyorum. Gelelim konumuza ve ülkemize.
Yine “battı” Sosyal Güvenlik Kurumu diye çok duyar olduk mevcut iktidar ve öncekiletinden. Her yıl açıklanan klasik iflas senaryosu bu yıl da hala sahnede.
Yetkililer suskun ama uzmanlar konuşuyor: Emekli çok, çalışan az; insanlar çok yaşıyor; sistem bu yükü kaldıramıyor. Yani suçlu belli: Bu halk! Özellikle de fazla yaşayanı, erken emekli olanı, doktora gideni...
Ancak şöyle bir durup düşünelim: Bu ülkenin her yıl büyüdüğü söyleniyor. İhracat rekorları, milli gelir artışı, havalimanı sayısı, köprü uzunluğu... Her şey şahlanmış durumda. Peki öyleyse, emekliye neden maaş verilemiyor?
Bir işçi, 25-30 yıl boyunca prim ödüyor. Yıllarca omuriliğini kambur eden, ciğerini tozla dolduran, dizlerini taşla ezen insanlar…
Nihayetinde emekli oluyor. Beklentisi ne? Ay sonunu getirecek kadar maaş. Ama o da çok görülüyor. “Erken emekli olmuşsun”, diyorlar. “Daha ne istiyorsun?”
Öyle ya, en makbul emekli hâlâ çalışandır. En ideal emekli ise prim ödeyen ama maaş almadan ölen…
SGK Nereye Battı?
Sosyal Güvenlik Kurumu'nun gelirleriyle giderleri arasındaki uçurum büyüyor deniyor. Evet doğru. Ama bu açık neden büyüyor?
Halkın çok yaşamasından mı, yoksa yıllarca biriken fonların farklı yerlere aktarılmasından mı?
Sağlıkta “kamu-özel ortaklığı” denen soygun modeliyle şehir hastaneleri yapılıyor. Devlet, hasta garantili anlaşmalarla özel sektöre milyarlar akıtıyor.
Vergi borçları siliniyor, kur korumalı mevduatla sermayeye servet aktarılıyor. Ama halk hekime gittiğinde “muayene ücreti borcunuz var” mesajıyla karşılaşıyor.
Çalışanlar maaşlarının %30’una yakınıyla SGK’ye prim ödüyor. Ama bu para, emeklilerin maaşına değil, otoyollara, silah ihalelerine, beşli müteahhitlere gidiyor. Sonra da dönülüp halka deniyor ki: “Emeklilik sistemi bu şekilde sürdürülemez.”
Oysa esas sürdürülemez olan: Zenginleşen ülkenin, yoksullaşan halkıdır.
Emeklilik yaşı neden sürekli yükseltiliyor? Cevabı basit: Kapitalist düzende, çalışan daha uzun çalışmalı ama daha az hakla yaşamalıdır.
1999’da başlayan emeklilik reformlarıyla yaş sürekli arttı. Şimdi yeni düzenlemelerle 65 yaş emekliliğin kuralı haline getiriliyor. Ama 50 yaşındaki maden işçisinin bu yaşı görüp göremeyeceğini kimse sormuyor.
Bir illüzyonun içindeyiz. Bize deniyor ki: “Sistem tıkanıyor, yük ağır.” Ama ne hikmetse bu yük, holding patronlarını hiç ezmiyor. Her kriz, emekçiye maaş kısıntısı; sermayeye ise teşvik paketi olarak dönüyor.
SGK’nin gerçek batışı, ekonomik değil, ideolojiktir.
Devlet, sermayenin ihtiyaçlarını önceleyip halkın temel haklarını pazarlık konusu yaparsa, orada sosyal güvenlik değil, güvencesizlik rejimi doğar.
Eğer çok yaşamak, hastalanmak, emekli olmak bir suçsa... Bu suçu işleyen halk değil, halkı yük gören sistemdir.
SGK batıyor olabilir. Ama nedeni halkın yaşaması değil; devletin yaşatmak yerine sermayeye yatırım yapmasıdır.
Emeklilik yaşı 70'e, maaş 10 bin liraya düşse de…
Her iflas ettirilen şeyde biraz da halkın kandırılmış hayatı yatar.
Türkiye’nin GSYH’si (gayrisafi yurt içi hasılası) her yıl artarken, SGK’ye aktarılan pay sabit kalıyor ya da azalıyor.
Yani ekonomi büyüyor ama emekçiye düşen pay küçülüyor. Sonra da oranlara bakıp “aşırı yük” var deniyor.
Aslında konu daha ayrıntılı bir şekilde yazılabilir. Başka bir yazı konusu olur. Şimdilik burada bitirelim.
Ha unutmadan ; Eğer ölmeyi planlıyorsanız lütfen önceden SGK'ya bildiriniz. Yoksa bütçe açığı sizden bilinir.
Biraz sorgulayınca nasıl bir sömürü altında olduğımuzu çok net göreceğiz. Ama önce neden diye sormayı becerebilmeliyiz.
Yorumlar
Yorum Gönder