**"Cunta mı? Özgür Özel Haklı Mı "**
**"Cunta mı? Özgür Özel Haklı Mı "**
Özgür Özel, Cumhurbaşkanı' na cuntacı dediği için hakkında hakaretten savcılık tarafından 500 bin TL'lik tazminat davası ve soruşturma başlatılmış.
Son zamanlarda yurtta yükselen toplumsal muhalefet yargı yoluyla bastırılmak isteniyor.
Belediye başkanları yolsuzluk ve terör iddialarıyla, Öğrenciler eylemlere katıldıkları için tutuklanıyor, sanatçılar işlerinden ediliyor, sesinin çıkaran herkese bu sıralar çok fazla yargı sopası gösteriliyor.
Sokrates soru sorun sorgulatın. Herkes cevabını kendisi bulur demişti. Biz de sadece soralım. Herkes kendi cevabını kendisi bulur.
Kimsenin cevabı olmayalım ve soralım bakalım. Tabi sormak tehlikeli iştir aynı zamanda ama bu riski daha demokratik bir ülke için almaya değer.
Soralım biz sorularımızı hele. Bakalım kim ne cevap verir kendine.
Bir siyasetçi diğerine "cunta başkanı" dediğinde, bu hakaret midir, yoksa bir tespitin dile geliş biçimi midir?
Eğer cunta, halkın iradesini devre dışı bırakıp iktidarı elinde tutmak için yargıyı, kolluk gücünü, medyayı ve ekonomik kaynakları kullanan bir yönetim biçimiyse, bu tanıma kimler girer?
Seçilmiş olmak, cuntacı olunamayacağını mı garanti eder? Eğer öyleyse, geçmişte seçilmiş olup sonra darbe yapanları nereye koymalıyız?
Yargı, cunta rejimlerinde genellikle halkı değil, yönetenleri korumak için kullanılır derler. Peki bir Cumhurbaşkanı’na "cunta başkanı" denildiğinde açılan tazminat davası, bu tanımın doğruluğunu mu çürütür, yoksa ispatlar mı?
Özgür Özel’in "Cumhurbaşkanı değil, cunta başkanıdır" sözü suç mudur? Yoksa bu rejimi tahlil eden bir yurttaş ifadesi mi?
Bir hakimin çıkıp “Hayır, Erdoğan cuntacı değildir” demesi neyi çözer? Cuntalığın olmadığını mı gösterir, yoksa yargının bağımsız olmadığını mı?
Cunta bir yapıysa, bu yapının askerî olma zorunluluğu var mıdır? Sivil cunta olur mu mesela? Bürokratik cunta, yargısal cunta, medya cuntası... Yok mudur?
Memlekette bunca yıldır yaşananlar gözümüzü mü açtı, yoksa gözlerimizi mi taşlaştırdı?
2007’de Sarı kız, Ay ışığı adıyla gündeme gelen darbe iddialarına karşı çıkanlar 2025’te demokrasiyi savunuyor mu, yoksa sadece kendi cuntalarının propagandasını mı yapıyor?
Genç Siviller bir sivil hareket miydi gerçekten, yoksa sivil kılıklı bir mühendislik projesi miydi?
Rasim Ozan Kütahyalı, 2007’de "devrimci" olduğunu iddia ediyor. Devrimci olan bir kişi, devletin tepesinde oturanın kendisini dava etmesine ne derdi?
Cuntaya karşı olan biri, bugün saray rejimini nasıl tarif eder?
Ve eğer medya, yargı, sermaye, dinî otoriteler bir kişinin çıkarına çalışıyorsa… O kişi, halkın seçtiği biri olsa bile… Bu düzenin adı nedir?
Son olarak: Eğer cunta bir “yöntem”se, ve bu yöntem halk iradesini sürekli biçimde bastırıyorsa...
O halde "cunta" kelimesi hakaret değil, sadece bir sıfat mıdır?
Yoksa bu soruları sormak bile “hakaret” midir?
Takdir elbette siz okurların. Belki bir gün, sadece sorular sorduğumuz için yargılanmadığımız bir memleket inşa ederiz.
Yorumlar
Yorum Gönder