**"5 Saniyelik Karanlık: Kimin Dünyasında Yaşıyoruz?"**
“Bazen bir kıvılcım, koca bir ormanın varlığını hatırlatır. Bazen bir karanlık, hayatın kimlerin elinde olduğunu gösterir. Asıl mesele, karanlığa küfretmek değil; ışığı kimin yakacağına karar vermektir.” S. H.
**"5 Saniyelik Karanlık: Kimin Dünyasında Yaşıyoruz?"**
İspanya ve Portekiz ve Fransa'nın bazı kesimlerini etkileyen geniş çaplı elektrik kesintileri, büyük kaosa yol açtı. Avrupa'nın göbeğinde, İspanya’da, Portekiz’de, Fransa’da, Belçika’da bir şey oldu.
Sadece 5 saniye içinde ülkeler karanlığa gömüldü.
5 saniyede 15 gigavatlık elektrik yok oldu.
5 saniyede trenler durdu, hastaneler sustu, bankalar çalışmaz oldu.
Sonra İspanya Başbakanı çıktı ve dedi ki: "Henüz sebebini bilmiyoruz." Sadece bu cümle bile bize şunu anlatıyor:
Biz koca uygarlığımızı, hayatımızı, güvenliğimizi aslında hiç bilmediğimiz, kontrol etmediğimiz sistemlere bağlamışız.
Bir tuşa basıyorlar, ışıklar sönüyor. Bir yazılım çökerse, hayat duruyor. Birileri kötü niyetli bir hamle yaparsa, şehirler taş devrine dönüyor.
Peki kimin dünyası bu? Bizim mi? Elbette Hayır.
Bu, büyük şirketlerin, enerji tekellerinin, veri baronlarının dünyası.
Ve onlar için bizler sadece birer tüketiciyiz, birer "kullanıcıyız". İşte modern kapitalizmin hakikati bu:
Ne elektriğimiz bizim, Ne internetimiz,Ne paramız,
Ne suyumuz.
Her şey bir avuç sermaye sahibinin elinde. Karanlık bir gece değil bu; karanlık bir düzen.
Dün yaşanan kriz, sadece bir teknik arıza değil. Bu kriz, sistemik bağımlılığın krizidir.
Elektriği üreten de, dağıtan da, fiyatını belirleyen de özel şirketler. Veri hatlarını işleten de, koruyan da, saklayan da özel şirketler. Geleceğin yapay zekâsını kodlayanlar da, onun güvenliğini denetleyenler de aynı sınıfa ait: Sermaye sahipleri.
Ve biz, çalışan halklar, milyonlarca emekçi, tüm bu hayatı sırtında taşıyanlar, hiçbir şeye sahip değiliz.
İşte Marksizm burada devreye girer. Gitmeli de, hatta sokmalıyız da. Çünkü insanlık karanlık ellerin elinde teslim alınıyor
Çünkü Marx bize şunu öğretir.
"İnsanın gerçek özgürlüğü, üretim araçlarının, yani hayatı üretmenin ve yönetmenin araçlarının toplumun kolektif mülkiyetine geçmesiyle başlar."
Bugün üretim araçları elektrik, internet, veri ve yapay zekâdır. Ve bunlar birkaç patronun elinde oldukça, hayatlarımız da onların elinde rehin kalacaktır.
Bugün Avrupa'nın yaşadığı 5 saniyelik karanlık bize şunu haykırıyor:
Ya yeni bir dünya kuracağız, Ya da bir gün veya sonsuza dek karanlıktan hiç çıkamayacağız.
Yeni dünya dediğimiz şey; Elektriğin halkın elinde olmasıdır. İnternetin ve iletişimin kamu mülkiyeti altında, herkesin eşit hakkı olmasıdır. Yapay zekânın birkaç şirketin kar hırsına değil, toplumun ortak yararına çalışmasıdır. Bilginin ticari sır değil, kamusal hak olmasıdır.
Yani her zaman olduğu gibi üretim araçları halkın, işçi sınıfının mülkiyetinde olmalı. Bu gerçek yüzyıllar içinde hiç değişmedi. Değişmeyecek de.
Başka bir dünya mümkündür. Bu dünya, halkın kendi hayatını kendi yönetmesidir. Bu dünya, elektriğin de, suyun da, internetin de, gıdanın da tıpkı hava gibi, toprak gibi ortak mülk olmasıdır. Bu dünya, gerçek anlamda halk iktidarıdır, işçi sınıfının iktidarıdır, Sosyalizmdir.
Bugün İspanya'da yaşananlar bir uyarıdır:
Gelecek ya ortak aklın, ortak mülkiyetin, özgür halkların elinde olacak...Ya da özel çıkarların elinde rehin kalacağız.
Artık şunu sormanın zamanı geldi: "Karanlıkta kimlerin el yordamıyla yaşamak istiyoruz? Kendi ellerimizle mi, başkalarının ipleriyle mi?"
Işığı görene kadar değil, Işığı yaratana kadar mücadele edeceğiz.
Çünkü biz , işçiler, emekçiler, yoksul halk karanlığı yok edecek olanlarız.
Ya iktidarı alacağız, ya sistemin köleleri olarak kalmaya devam edeceğiz. Bunun için bir karar vermeli artık dünyanın yoksul halkları, işçileri, emekçileri.
Emeğin, yoksulun gücünü Birleşik bir mücadeleye çevirmenin zamanı geçiyor.
Başarırız, yeterki inanalım!
Yorumlar
Yorum Gönder