** "Mesele İmamoğlu Değil, Hâlâ Anlamadın mı?"**
** "Mesele İmamoğlu Değil, Hâlâ Anlamadın mı?"**
Bak sevgili yurttaş, sevgili kardeşim, hadi gel dürüst olalım. Her sabah ekmek kuyruğunda, her akşam kirayı nasıl ödeyeceğini düşünürken, televizyonda sana “mesele İmamoğlu” diyorlar ya... İşte tam da orada bir dur.
Çünkü mesele asla İmamoğlu değil. Mesele sensin, yaşadığımız açlık, yoksulluk, sömürü, adaletsizlik Mesele biziz. Mesele bu düzenin ta kendisi.
Bir İmamoğlu gider, öteki gelir. Onlar için fark etmez. En fazla biraz daha demokratik görünür. Ama sermaye aynı kalır, patron aynı kalır, tokatlayan el değişmez.
Ama biz hâlâ, “acaba bu sefer kurtulur muyuz?” diye ekran başında umut arıyoruz. Sanki sistem değişmeden hayatımız değişebilirmiş gibi. O zaman sistemi değiştirene kadar devam. Bugün vaz geçenler olabilir ama kendin için, halkın için vaz geçme.
Bugün ev kirası maaşı geçtiyse, mesele İmamoğlu değil.
Kadınlar sokakta öldürülüyorsa, mesele İmamoğlu değil.
Gençler "gelecek yok" diyerek bavul hazırlıyorsa, mesele İmamoğlu değil.
Bir avuç zengin, milyarlarca doları sıfırlarken; halk çöpten ekmek topluyorsa, mesele İmamoğlu değil.
Özgürlük, sadece bir televizyon kanalında beş dakika sürebiliyorsa, mesele İmamoğlu değil.
Mesele, bizi 80 saattir çalıştırıp ay sonunda “verimsizsin” diyen bu sistem.
Mesele, zenginliğini bizim yoksulluğumuzdan inşa eden şu kirli burjuva düzeni.
Mesele, şiddeti kadınların kaderi, yoksulluğu işçinin alnındaki yazı sayan bu çürümüş zihniyet.
Ve mesele şu ki:
Birileri hâlâ meseleyi İmamoğlu sanıyor.
Çünkü eğer gerçek mesele konuşulursa, yani düzenin kendisi…
O zaman o “birileri” için işler karışır.
O zaman halk uyanır,
O zaman mesele oluruz biz.
Ve evet, biz mesele olursak,
İşte o zaman mesele çözülür.
Yorumlar
Yorum Gönder