**"Gıda Şirketleri Çevreci Oldu, Küçük Çiftçiler Kirli!"**
**"Gıda Şirketleri Çevreci Oldu, Küçük Çiftçiler Kirli!"**
Günümüzde iklim değişikliğiyle mücadele adı altında hayata geçirilen yasalar, gerçekten çevreyi koruma amacı mı taşıyor, yoksa kapitalizmin doğasına içkin olan tekelleşme ve kâr maksimizasyonunun bir aracı mı haline geliyor?
Son günlerde mecliste bir yaşa komisyonlarda görüşülüyor. Türkiye’de ve dünyada, yürürlüğe konulmaya çalışılan iklim kanunları, ilk bakışta çevreyi koruma ve karbon salınımını azaltma hedefiyle sunuluyor.
Ancak, bu yasaların uygulanabilirliğinin yalnızca tarım ve gıda üretimi ile sınırlı kalması, büyük sanayi ve fosil yakıt tekellerini korurken küçük üreticileri ve köylüleri sistem dışına itmesi tesadüf olabilir mi?
Bugünlerde işte büyük gıda şirketleri, çevre dostu olmanın ne demek olduğunu nihayet anladı! İnsanlığı düşünmeye başladıkları için hükümetlere bu yasayı dayatmaya başlatılar. Elbette insanlık için!
Eskiden çevreyi en çok kirleten sanayi kuruluşları, fosil yakıt devleri ve aşırı üretim yapan kapitalist tekellerdi. Ama şimdi öğrendik ki asıl suçlu bizim Mehmet Ağa’nın beslediği beş inek, Ahmet Amca’nın ektiği domates tarlasıymış!
Şaka bir yana, iklim değişikliğiyle mücadele adı altında getirilen "çevreci" yasalar sayesinde, artık hepimiz rahat bir nefes alabiliriz. Nasıl mı? Çünkü küçük çiftçiler ve hayvancılıkla uğraşan köylüler piyasadan silinince, yerine çevre dostu büyük gıda şirketleri geçecek!
Mehmet Ağa’nın İnekleri: Küresel Isınmanın Asıl Suçlusu! Kapitalizm insanlık adına bunu keşfetti.
Yeni iklim yasalarına göre, inekler metan gazı üretiyor, koyunlar karbon ayak izini artırıyor, tavuklar çevreyi mahvediyor! Ama neyse ki McDonald's, Nestlé ve diğer büyük gıda tekelleri bu sorunu çözmek için kolları sıvadı!
Artık inek yerine laboratuvar ortamında üretilmiş yapay et, tarla yerine biyoteknolojik besin çubukları, köylü yerine gıda tekelleri var!
Çevre için en büyük tehdidin sanayi olmadığını, aslında dedemizin sürdüğü eski traktör, yetiştirdiği bir kaç sığır olduğunu öğrendik. Fosil yakıt devleri, büyük sanayi şirketleri ve çılgın üretim kapasitesine sahip fabrikalar mı? Aman canım, onların pek suçu yok!
Küçük üreticileri koruyacağı söylenen iklim yasaları, aslında küçük üreticileri piyasadan silmek için mükemmel bir bahaneye dönüştü. Şimdi artık köylüler hayvanlarını besleyemez hale gelecek, ekinlerini ekip biçemez olacak. Peki, kim üretecek gıdamızı? Tabii ki büyük gıda tekelleri!
✔️ Karbon ayak izi yüksek olduğu için küçük çiftçiler üretimi bırakacak.
✔️ Gıda üretimi birkaç büyük şirketin eline geçecek.
✔️ Yapay et ve ultra işlenmiş bitkisel bazlı ürünler sağlıklı ve doğal gıdanın yerini alacak.
✔️ Köylüler işsiz kalacak, şehirlerde ucuz işgücü olarak çalışacak.
Ama sorun değil, değil mi? Sonuçta doğayı en iyi koruyan şirketler, borsada milyarlar kazanan gıda tekelleridir!
İklim krizinin asıl nedenini hepimiz yanlış anlamışız! Sanayi devlerinin ve fosil yakıt tekellerinin aslında hiç suçu yokmuş!
Hatta onlar da mağdurmuş! Küresel ısınmayı en çok artıran sektör olan enerji ve sanayi sektörü, şimdilerde sadece "yeşil dönüşüm" peşinde.
Ama küçük bir sorun var: Bu yeşil dönüşüm, küçük çiftçilerin yok edilmesiyle başlıyor! Fosil yakıt şirketleri milyarlarca dolarlık teşviklerle desteklenirken, küçük köylülerin üretimi yasalarla zorlaştırılıyor.
Bir düşünelim: Eğer gerçekten doğayı korumak istiyorsak, önce büyük sanayi ve fosil yakıt şirketlerinden mi başlamalıyız, yoksa Mehmet Ağa’nın beş ineğinden mi?
Cevap çok açık ama sermayenin düzeninde asıl suçlu, her zaman en savunmasız olanlar oluyor!
Bize anlatılan hikâye şu: İklimi korumak istiyorsak küçük çiftçiliği ve yerel üretimi bitirmeli, her şeyi büyük şirketlere teslim etmeliyiz!
Peki, gerçek bu mu? Tabii ki hayır!
✔ Gerçek çevre dostu sistem, küçük üreticiyi koruyarak, yerel tarımı teşvik ederek ve sanayi tekellerinin karbon salınımını durdurarak oluşturulabilir.
✔ Eğer gerçekten doğayı koruyacaksak, küçük çiftçiyi değil, büyük sanayi devlerini ve fosil yakıt tekellerini sorumlu tutmalıyız.
✔ Kapitalizm içinde sürdürülebilir bir ekoloji mümkün değil. Çünkü sürekli üretim, tüketim ve kâr hırsı doğaya zarar vermek üzerine kurulu.
Ama neyse, biz bunları konuşurken, büyük şirketler çevreci makyajlarıyla "yapay gıdalarınızı" hazırlamaya devam edecek!
Şimdi gidip laboratuvarda üretilmiş protein çubuğunuzu kemirebilir ve küçük çiftçileri suçlayarak kendinizi daha çevreci hissedebilirsiniz.
İnsanlık için büyük tehlikelerin üretildiği kapitalizme karşı hala ayakta değilsek hepimize geçmiş olsun.
Yorumlar
Yorum Gönder