**"14 Mart: Neyin Bayramı?"**
**"14 Mart: Neyin Bayramı?"**
Bugün 14 Mart Tıp Bayramı. Sağlık çalışanları için büyük bir gün! Kutlamalar, pastalar, çiçekler, teşekkür mesajları havada uçuşuyor! Hastane yöneticileri bile belki bir tebessüm eder, birkaç nezaketen güzel söz söyler.
Şehrin yöneticileri ellerinde çiçeklerle hastaneleri ziyaret eder, personel karşılarında sıraya dizilir ohh, iki de fotoğraf aldık mı sağlıkçının bütün problemi çözülür. Bakanın kutlama açıklaması televizyon ekranlarından okunur.
Ama bir saniye… Neyin bayramıydı bu? Gerçekten sağlık çalışanları için mi? Yoksa sağlıkta özelleştirmenin, şirketleşmenin, şehir hastanelerinin, katkı paylarının, uzun nöbetlerin ve hastanelerde öldürülen doktorların bayramı mı?
Son 20 yılda sağlıkta devrim yaşandı! Evet, yanlış duymadınız. Önceden hastalar devlet hastanelerinde sıra beklerdi, şimdi sıra bile yok çünkü özel hastaneler var!
Ama tabii ki uygun fiyatlarla (!) Muayene olmak istiyorsan katkı payını öde, tahlil mi lazım? O da ücretli. İlacını mı almak istiyorsun? Eczaneye git, bir de orada fark öde.
Devlet hastaneleri yetmez oldu, o yüzden dev şehir hastaneleri kuruldu! Ama dikkat, bunlar devletin değil. Burası artık özel sektörün sağlık çiftliği.
Nasıl mı? Şehir hastaneleri "Kamu-Özel İşbirliği" modeliyle yapıldı. Yani, şirketler bu hastaneleri inşa etti, devlete kiraladı ve devlete hasta garantisi verdi.
Ne mi demek bu? . Yani ne kadar çok insan hastalanırsa, o kadar para kazanıyorlar! İşte bu sağlık politikası: Hasta garantili hastane modeli!
Hasta yok mu? Olmaz öyle şey! Boş yatak kalmamalı, yoksa şirketler zarar eder. Hasta mı lazım? Hemen getiririz. O yüzden herkesin hastalanması, sistemin yürümesi için çok önemli!
Özel hastanelerde çalışan doktorlar ve hemşireler? Onların durumu daha da harika! Çünkü iş güvencesi yok, maaşlar düşük, çalışma saatleri belirsiz ve her an işten atılabilirler.
Doktor yüksek paralara buraya transfer olur. Eee bunun bir bedeli vardır. Kazandığının en az 3 katını kazandırmak zorundasın doktor bey! Yok öyle yağma.
Muayeneye, tahlil, mr, röntgen hepsi istenecek,öyle gerek yok diyemezsin. Hastanenin çıkarları önemli. Senin için , gelen hasta değil. Şöyle bir kafanı kaldır bak. O bir müşteri,sende satış elemanısın. Ne satıyorsun? Tabiki sağlık! Tabiki gerçekten mesleğini yapanları tenzih ederek ve devletin onlara gerekli hakları vermediğini de eleştirerek yazıyorum.
Herkes hayatını en güzelinden kazanmak ve yaşamak hakkına sahiptir.
Tam bir cennet! değil mi? Özel hastanelerde çalışan sağlıkçılar, prim baskısıyla, saatlerce ayakta, günde yüzlerce hastaya bakarak modern çağın köleleri haline getirildi. Hem de asgari ücretle.
Bir de bunun diğer tarafı var. Hiç bir güvenliğin yok Acilde mi çalışıyorsun? O zaman her türlü öfkenin hedefisin. Çünkü hasta memnuniyeti çok önemli! Doktor hastaya “geçmiş olsun” demeyi unutursa, şikâyet edilir. Ama doktorun, sağlık çalışanının hastanede dayak yemesi, öldürülmesi normaldir!
Evet, yanlış duymadınız. Her yıl onlarca sağlık çalışanı şiddete uğruyor, öldürülüyor. Ama merak etmeyin, çözüm bulundu: Beyaz Kod Sistemi! Bir tuşa basınca yetkililer hemen müdahale ediyor. Sonra ne mi oluyor? Tabii ki hiçbir şey!
Sağlık çalışanları maaşlarından memnun değil mi? Yahu ne olacak, sabretsinler! Zaten ne gerek var ek ödemeye, maaş iyileştirmesine?
Hastanede ayakta uyuyarak nöbet tutuyorlar, sonuçta oturuyorlar da! Biraz dinlenebilirler, değil mi? Hem sağlıkçılar kutsal meslek yapıyorlar, parayla ne işleri var? Aç kalmak onların ruhunu besler!
TUS kazanan doktorların yurtdışına kaçması mı? Aman, gitsinler! Zaten çok doktor var, ne gerek var fazlasına! “Giderlerse gitsinler” diyen yetkililer sağ olsun, sağlık çalışanlarının geleceğini de düşündü! Nasıl mı? Çünkü gittiklerinde yerlerine daha az eğitimli, daha ucuz iş gücü gelecek ve sistem tıkır tıkır (!) işleyecek!
Evet, sağlık çalışanlarının haklarını savunacak sendikalar var! Peki ne yapıyorlar? Birçok sendika, sağlıkçıların yanında mı, yoksa sistemin mi? Anlaşılan o ki, bazı sendikalar işverenlerle aynı masada çay içmekle meşgul.
Çalışanlar haklarını aramak için greve mi gidecek? Aman ha, sistemi bozamayız, hastalar mağdur olur! Sendikalar sağ olsun, işçilerin haklarını savunmak yerine, onları “sabretmeye” davet ediyorlar!
Geleceğin doktorları, tıp fakültelerinde eğitim alıyor. Peki, nasıl bir ortamda? Üniversite hastaneleri, artık hastane değil, tam anlamıyla birer kaos merkezi. Yetersiz yatak, yetersiz malzeme, asistan doktorların köle gibi çalıştırılması, maaşlarının bile ödenmemesi…
Asistan doktorlar 36 saat nöbet tutuyor, sonra da bir ameliyata giriyor. Ameliyat başarılı olursa ne güzel, ama bir hata olursa suçlu kim? Tabii ki doktor! Hasta memnuniyeti her şeyden önce gelir, ama doktor memnuniyeti diye bir şey yoktur!
Peki, hastalar mutlu mu? Eğer paran varsa, elbette! Özel hastaneler VIP odaları, lüks hizmetleriyle sana cennet gibi bir sağlık hizmeti sunuyor.
Paran mı yok? O zaman devlete ait hastanelerde aylarca sıra bekleyebilirsin. Acil servise mi geldin? O zaman bekle! Zaten sağlık sistemi seni ne kadar geç tedavi ederse, özel hastaneler için o kadar iyi!
Bugün 14 Mart Tıp Bayramı. Ama gerçekten bayram mı? Sağlık çalışanları tükenmiş, hastalar perişan, sistem çökmüş, ama kutlamalar tam gaz devam ediyor!
Eğer sağlıkçılara gerçekten bir hediye vermek istiyorsanız, bir çiçek değil, hakkını verin! Çünkü ne sağlık çalışanları ne de hastalar için bu bayram, bayram gibi!
Neyin bayramı bu? Bugün tüm sağlık çalışanlarının meydanlarda olup hak arama gününe dönmeliydi.
Yapmıyor musun? Eee o zaman suçun büyüğü de sende kardeşim.
Yorumlar
Yorum Gönder