** "Emperyalizmin Çıkarları ve Halkların Bedeli: Zelenski’nin Uyanışı ve Kapitalizmin Savaş Mekanizması" **
** "Emperyalizmin Çıkarları ve Halkların Bedeli: Zelenski’nin Uyanışı ve Kapitalizmin Savaş Mekanizması" **
Zelenski Rusya ile ABD arasında Ukrayna savaşı ile ilgili yapılan görüşmelerde muhattap alınmadığı için çok kızgın. Onu tek kabul eden ise savaş boyunca bir sarkaç gibi Rusya ve Nato( Ukrayna) arasında ikili oynayan ve en nihayetinde NATO ' da karar kılan Türkiye.
Suud'da yapılan görüşmeler sırasında Zelenski de Erdoğan'la görüşüyordu. Ve bir barış süreci olacaksa bunun yerinin Türkiye olması gerektiği açıklaması yapıldı Türkiye tarafından.
Anlaşılan şu ki Ukrayna gibi savaş boyunca rol kapmak isteyen Türkiye'de oyun dışı bırakılmış görünüyor. Zaten yıllardır ilkesiz her tarafa oynayan bir dış siyaset neden dikkate alınsın ki?
Zelenski öyle kuzmış ki, bizim ABD ye borcumuz yok diyor. Bizi savaşa sürükleyenler bize 100 milyar dolar hibe vermişlerdi. Şimdi neyin karşılığını bizden değerleri madenlerinizden 5 katı olarak istiyorlar?
Ama ortada anlamadığı, ya da kabul etmediği bir vahşi kapitalizm var. Çıkarları uğruna kuklalarını bir tarafa bırakabilir.
Kapitalizmin krizleri aşma yöntemi tarih boyunca hiç değişmedi: savaşlar, yıkımlar ve milyonların bedel ödemesi.
Bugün Ukrayna, Suriye, Gazze ve hatta önümüzdeki süreçte İran, emperyalist güçlerin çıkar savaşlarında halkların nasıl kurban edildiğinin en güncel örnekleri.
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski’nin geç de olsa farkına vardığı gerçek, yalnızca onun ülkesine özgü değil; aksine, kapitalizmin ve emperyalizmin temel işleyiş mekanizmasının bir sonucu.
Zelenski, savaşın başında Batı’nın himayesi altında bir Ukrayna hayali kurarken, bugün Trump’ın politikalarıyla ülkesinin pazarlık masasında bir meta haline geldiğini görüyor.
Biden döneminde Ukrayna’ya hibe edilen 100 milyar dolar, Trump tarafından 500 milyar dolarlık maden taleplerine dönüşmüş durumda. Ukrayna’nın Batı’ya entegrasyon çabası, aslında ABD’nin ve AB’nin çıkarları doğrultusunda, ülkenin savaşta tüketilecek bir piyona dönüştürülmesi anlamına geliyordu.
Rusya’ya karşı sürdürülen savaşın tüm maliyetlerini Ukrayna halkı ödeyecek, ancak nihai kararları ABD ve Avrupa verecekti. Bugün, Ukrayna'nın kaderi artık emperyalist bloklar arasındaki yeni pazarlıklarla şekilleniyor.
Buna benzer bir süreç, Suriye’de de yaşandı. ABD ve İsrail, bölge üzerindeki tüm inisiyatifi ele geçirirken, savaşın maliyetini yine halklar ödedi. Yıkım, göç ve felaketler halkların kaderi olurken, kapitalist güçler savaş endüstrisini daha da büyüttü.
Trump’ın dünyayı yeniden dizayn etme çabaları, Rusya’yı Çin’den uzaklaştırma, yeni gümrük duvarları koyma, Gazze ve İran üzerindeki planlarını devreye sokma girişimleriyle devam ediyor. Ancak tüm bu savaş ve kriz süreçlerinin arkasındaki temel sebep değişmiyor: Para ve sermaye birikimi.
Hatırlayalım, 1 Mart tezkeresi tartışmalarında dönemin AKP hükümeti, Irak’a atılacak ilk bomba karşılığında ABD kasasından bizim kasamıza 8.5 milyar dolar gireceğini hesaplıyordu.
O dönem ve hala Müslüman kimliğiyle öne çıkan iktidar, para için Müslüman kanının dökülmesine razı olmamış mıydı?
ABD askerlerinin sağ salim evlerine dönmesi için dua eden hükümet yetkilileri, aslında emperyalizmin savaş makinesine hizmet ettiklerinin farkında değil miydi?
Bugün Ukrayna için de durum farklı değil. Zelenski, Ukrayna halkını kendi oligarklarının ve Batılı şirketlerin daha fazla kazanması için bir savaşın içine sürükledi.
Kapitalizmin krizlerini aşma yöntemi bellidir: Milliyetçiliği ve dini sonuna kadar kullanarak kitleleri manipüle etmek. Trump’ın "Tanrı’nın temsilcisi" söylemiyle, Türkiye’de her politikanın dine referans verilerek meşrulaştırılması arasında bir fark var mı?
Bugün savaşlar yalnızca ekonomik değil, ideolojik bir hegemonya aracı olarak da sunuluyor. Savaşları dinler ve milliyetçilik ekseninde pazarlamak, halkların gözünde bir ilizyon yaratıyor, tıpkı geçmişte olduğu gibi.
Marx’ın dediği gibi, "Hükümetler, halkları savaşlara sürükler, çünkü kapitalist sınıfın çıkarları bunu gerektirir."
Bugün emperyalizm, kendi krizlerini aşmak için Ukrayna’yı, Suriye’yi, Filistin’i ve yakında İran’ı feda etmeye hazır.
Ancak bu savaşların tek gerçek mağduru işçiler, köylüler, emekçiler ve halklardır. Kapitalizmin en büyük yalanı, halklara "ulusal çıkarlar" adı altında savaşları kabullendirmek, onları manipüle ederek sermayeye hizmet ettirmektir.
Zelenski geç uyandı ama önemli olan halkların uyanmasıdır. Çünkü kapitalizm, yalanlarla, savaşlarla, kandırmacalarla ayakta kalmaya çalışır.
Onun panzehiri ise, halkların örgütlü mücadelesidir. Eğer halklar, işçiler ve ezilenler kapitalizmin savaş makinesine karşı gerçek sınıf çıkarlarını görmezse, daha nice savaşlar, krizler ve yıkımlar yaşanacaktır.
Ama eğer bu gerçeği kavrarlarsa, emperyalizmin savaş çarklarını durduracak olan, tam da onların örgütlü gücüdür.
Çok geç olmadan uykudan uyanma vaktidir. Ama biz hala günü kurtarmanın, aman bize bulaşmasın deyip hayatımızdan ve yoksulluğunuzdan hiç vazgeçmiyoruz.
Özgürlük dediğimiz şey bireysel bşr özgür olma hali midir? Toplum özgür olmadıkça bireysel özgürlük bir yanılsama halidir.
Umarım bu yanılsamadan çıkar, hep birlikte bir araya gelmeyi beceririz.
Yorumlar
Yorum Gönder