**"Kavga mı? Evet. Ama Kimin İçin?"**
**"Kavga mı? Evet. Ama Kimin İçin?"**
Zengine sermaye aktarımı tam gaz sürüyor.
26 Mart 2025 tarihli Birgün gazetesinin ekonomi sayfasında ki haber biz yoksullara çok şey anlatıyor aslında. Tabi anlayana, anlamak isteyene.
Ama bu ülkenin yarısı neredeyse anlamak istemiyor. İşi vay benim liderime karşı teröristler sokakta diye gerçeklerin uzağında bir dil kullanıyor.
Diğer yarısı mı? Onun da büyük çoğunluğu bu ülkede CHP ile kurtulacaklarını sanıyor. Azımsanmayacak toplum kesimleri ise kurtuluşun ne AKP SARAY rejiminde, ne de CHP de olduğunu düşünüyor ve kavgayı büyütüyor.
Evet kavga var dedik. Memlekette kavga var. Her gün başka bir cephede, başka bir manşette. Düşmana karşı, teröre karşı, enflasyona karşı, bazen dolara karşı, bazen kuru soğana karşı...
Ama tüm bu kavgaların sonunda hep aynı taraf kazanıyor: sermaye.
Maliye Bakanı Şimşek, yatırımcıyla telefonda. Kur düşmesin, güven sarsılmasın, yabancı para Türkiye’den kaçmasın diye dil döküyor. Yeni kur garantili sistemler hazırlanıyor. Yoksul kesimleri borca bağlayacak.
Tıpkı Kur Korumalı Mevduat’ta olduğu gibi:
Yatırımcının riski halka ihale ediliyor. İşçiye vergi, memura zamdan önce enflasyon, çiftçiye borç, emekliye sadaka düşüyor. Ama biz kavga ediyoruz değil mi? Ekonomiyle, krizle, beka ile...
Ve işte tam burada CHP devreye giriyor.
İktidara mesaj gönderiyor: “Belediyeyi verin, sokaktan biz sorumlu olalım.”
Yani açık açık söylüyor: “Bize koltuk verin, sokağı susturalım.”
CHP’nin muhalefet anlayışı, sermaye düzeninin çarklarına dokunmadan, vitrin değiştirerek statükoyu ayakta tutmaktır.
Sınıf çelişkisini yok sayan, halkı sükûnete, uzlaşmaya Maltepe'ye çağıran bir anlayış bu.
“Şiddetten uzak duralım,” derken, sermayenin yapısal şiddetini konuşmaz.
“Demokratik yollarla çözelim,” derken, o yolların kimin cebine çıktığını görmezden gelir.
Ama sokağın sahibi onlar değil.
Sokağın sahibi, artık gelecek umudu kalmamış gençlerdir.
Sokağın sahibi, her gün işe gidip aç dönen işçilerdir.
Sokağın sahibi, sesi duyulmayan kadınlar, borca batmış çiftçiler, tayin bekleyen öğretmenlerdir.
Sokağın sahibi, kimsenin temsil etmediği, ama herkesin üzerine bastığı halktır.
Ve evet, bu kavga bir sınıf kavgasıdır.
Ama bu kavga, uzlaşarak değil, örgütlenerek kazanılır.
Hiçbir yatırımcının telefonu, hiçbir belediye masası, hiçbir seçim sandığı halkın kendi mücadelesinin yerine geçemez.
Unutmayın:
Kurtuluş, bir uzlaşma masasında değil, halkın kendi ellerindedir.
Ve bu eller sokağa değdiğinde, o kavgayı kimse tutamaz.
Ve sokaktan ne kadar korktuklarını uyguladıkları şiddetten görüyoruz. Oysa sokak demokratik bir mücadele alanıdır.
Ama iktidara göre onlar kullanırsa. Yoksullar kullanırsa oradan ne çıkacağını çok iyi bildikleri için sertleşmek onlar için meşrulaşıyor.
Yorumlar
Yorum Gönder