**"Erdal Eren, bu ülkenin vicdanına sıkılmış kurşundur"**

 **"Erdal Eren, bu ülkenin vicdanına sıkılmış kurşundur"**


12 Eylül’ün soğuk duvarlarında asılı duran sadece bir genç beden değildi; işçi sınıfına, yoksul çocuklara, itiraz etme hakkına verilmiş bir gözdağıydı.


 “Bir kişiyi asarak milyonları sustururuz” dediler. Devlet aklı böyle çalışır, korkuyu kurumsallaştırır, cinayeti hukuk diye pazarlar.


Erdal’ı astıklarında yaşını büyüttüler. Çünkü bu ülkede gerçekler, egemenlerin işine gelmediğinde nüfus cüzdanı kadar esnek olur.


 O gün ipi çekenler generallerdi; bugün kravatlı teknokratlar, yargı sopasıyla, kayyımla, grev yasağıyla işi sürdürüyor. Kadro değişti, sınıf kini aynı kaldı.


12 Eylül bir tarih değil, bir rejimdir. Sendikasızlaştırma, örgütsüzleştirme, “aman sus” pedagojisi… 


Bugün asgari ücretle hayatta kalmaya zorlanan milyonlar, o darbenin uzatılmış mesaisidir. Hapishaneler doluysa, grevler yasaksa, üniversiteler kelepçeliyse; bilin ki Erdal hala hedef tahtasında duruyor.


Ama hesap edemedikleri bir şey vardı:

Erdal Eren ölmedi. O, maden ocağında “artık yeter” diyen işçinin sesinde, atık tesisinde maaşını alamadığı için direnen, fabrikalarda grevlerde halay çeken emekçinin gözünde, üniversite kapısında barikatı aşan gençliğin inadında yaşıyor. İdam sehpası bir bedeni susturur; bir sınıfı değil.


Bugün bize “sabır” öğütleyenler, dün “düzen” diyordu. Dün darağacı kuranlar, bugün açlığı yönetiyor.Aynı devlet, aynı sermaye, aynı korku siyaseti.


Erdal’ın suçu neydi?

Boyun eğmemek.

Sınıfının tarafında durmak.

Geleceği bugünden daha eşit hayal etmek.


Bu yüzden Erdal Eren bir anı değil, bir ölçüdür.

Kimin hangi tarafta durduğunu gösteren sert bir turnusol kağıdıdır.


Ve şunu açıkça söyleyelim, yumuşatmadan. 

Bu ülke Erdal Eren’le yüzleşmeden demokratik olamaz. 12 Eylül’le hesaplaşmadan bugünü temize çekemez. İdam ipini saklayıp açlığı normalleştirenlerin adaleti, adalet değildir.


Erdal’a borcumuz var doslar, yoldaşlar! 

O borç anma töreniyle değil, örgütle, direnişle, sınıf mücadelesiyle ödenir.


Çünkü bazı isimler mezar taşına yazılmaz.

Bazıları, kavgaya kazınır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

**"Hırsız Kim? Kod 46 ve Sınıf Kavgasının Gerçek Faili"**

**“Sol Yumruk, Sağ Elin Şiddetini Temize Çekemez!”**

**"Dua Karnını Doyuruyor mu, Katmer?"**