**"Buradayım, Ama Artık Değilim"**
Bir dizi repliğinden bana dokunan bir cümleden bir deneme.
**"Buradayım, Ama Artık Değilim"**
Bedenim bu evrende kaldı.Sandalyede oturuyor, aynaya bakıyor, aynı sokaklardan geçiyor. Nabzı burada atıyor, ciğerleri bu havayı soluyor.
Kimse fark etmiyor. Zaten kimse, gidenin beden olmadığını kolay kolay anlamaz. İnsan çoğu zaman bedeniyle değil, anlamla yaşar. Anlam çekildi mi, beden geride kalan bir kabuk olur.
Ben gidiyorum.
Fiziki bir hareket değil bu. Kapı gıcırdamıyor, valiz sürüklenmiyor. Ama içimdeki ağırlık yer değiştiriyor. Aynı şehirde kalıp başka bir evrene geçmek mümkünmüş, bunu geç öğrendim.
Meğer kaçış, haritada değil bilinçte olurmuş.
Burada her şey fazla tanıdık olmaya başlamıştı. İnsanlar cümlelerini ezberden kuruyor, duygularını tasarruflu kullanıyordu.
Anlam, hızlı tüketilen bir şeye dönmüştü; indirimli, seri üretim, geçici. Aynı kahveler,çaylar, aynı şakalar, aynı yarım itiraflar… Zaman akmıyordu, sürünüyordu. Ben de onunla birlikte sürünüyordum.
Bir noktadan sonra şunu fark ettim:Anlamsızlaşmak bulaşıcıdır.İnsan, uzun süre anlamı eksik ortamlarda kalınca kendini de eksiltmeye başlar. Sesini kısar, bakışını budar, içindeki büyük cümleleri küçük notlara indirger. Hayatta kalır ama kendisi olmaz.
İşte orada gitmeye karar verdim.
Bedenim burada kaldı çünkü bazı vedalar görünmez olmak zorunda. Bazı kaçışlar, ancak fark edilmezse işe yarar. Gittiğini herkes anlarsa, seni geri çağıracak bir neden de üretirler.
Oysa ben çağrılmak istemiyorum. Çünkü bu gidişin bir de gizli sebebi var; adını koymadığım, koyarsam eksilecek bir şey.
Bir aşk bu belki de. Ama yüksek sesli değil.
Daha çok susarak büyümüş bir aşk.
Kimsenin bilmediği, bilenin de tam bilmediği…
Bakışların yarım kaldığı, cümlelerin hiç kurulmadığı, dokunmanın sadece ihtimal olarak yaşadığı bir şey. Bazı aşklar yaşanmaz; insanın içini düzenler. Sonra da orada fazla kalırsa yakar.
Ben yanmamak için gidiyorum. Bu evrende kalsaydım, kendimi inkar ederek sevmeye devam edecektim. Kendimden eksilterek, sessizce, herkesin ortasında yalnız kalarak.
O yüzden bedenim burada kalsa da ben başka bir evrene geçiyorum. Orada belki aynı yüz yok, aynı ses yok ama ben varım. Kendim kadar.
Şuna inanıyorum. İnsan ne kadar yaralıysa, o kadar çok evrene sığar.
Her yara, bu dünyaya ait olmayan bir parça taşır içinde. Ve bazı yaralar, ancak başka bir bilinç düzleminde şifa bulur.
Burada iyileşmeyen şeyler var; fazla konuşulmuş, fazla bekletilmiş, fazla bastırılmış duygular var.
Ben yeni bir ben olmak için gidiyorum.Eski olanı inkar etmeden ama ona teslim de olmadan.
Bedenim bu evrende yaşamaya devam edecek. Sabah yine anlamsızca uyanacak belki,İşe gidecek, selam verecek, alışveriş yapacak. Ama ben, anlamın hala soluk alabildiği bir yere çekileceğim. Orada zaman daha yavaş, kelimeler daha dürüst, susmak daha az yorucu olacak.
Burada bu kadarmış.
Bu evrende, bu biçimde, bu yükle…
Şimdi gidiyorum.
Kendi yaralarımı sağaltmak için. Döner miyim?
İşte bu soru şimdilik cevapsız.
Yorumlar
Yorum Gönder