**"Hayatı Durdurmanın Zorunluluğu"**

 **"Hayatı Durdurmanın Zorunluluğu"**


"İstanbul Büyükşehir Belediyesi davası bir hukuk süreci değil, siyasal tasfiye operasyonudur. Yargı, iktidarın sopasına dönüşürken; demokrasi artık mahkeme salonlarında değil, üretim alanlarında savunulabilir. Hayatı durdurmadan faşizmi durduramayız."


Dün bir savcının Amerikan varı bir uygulama ile basının karşısına geçip " İmamoğlu Organize Suç Örgütü " diye adını koyarak iddianameyi basın yoluyla kamuoyuna ana başlıklarıyla açıklayarak mahkemeye gönderdi. 


Böyle uygulama sanırım ilk defa yaşanıyor. Başka oldu mu bilmiyorum. Sebebi üzerindeki baskı olabilir. 


Gelelim konuya dostlar. İstanbul’da hazırlanan iddianame, yalnızca bir belediye başkanını hedef almıyor; yargının siyasallaşmasının, demokrasi mekanizmalarının işlevsizleşmesinin ve sınıf egemenliğinin işçi sınıfı aleyhine , yoksullar aleyhine yeniden kurgulanmasının belgesi.


 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı etrafında örgütlenmiş 3.000 sayfayı aşan dosyada, yüzlerce şüpheliye iki bine varan yıl ceza talepleri yöneltiliyor. Bu, bir hukuk savunusu değil; siyasal bir bastırma makinesinin açığa çıkışı.


Yargı artık bağımsız bir kurum olmaktan çıkıp, bizim için sınıf mücadelesinin cephesi haline geliyor. Belediye hizmeti, halkla kurulan ilişki, kamusal alan inşası… 


Hepsi “suç” olarak kodlanarak hedefe konuyor. Bu dönemde demokrasinin işleyişi değil, işçi sınıfının örgütlenme kapasitesi de test ediliyor.


Demokrasi mücadelesi, işçilerin üretim alanlarından yükselen sesiyle birleşmediği sürece mecazi olmaktan öteye geçemez. 


Bu durumda hayatı durdurmak pratik bir ihtiyaçtır: Ulaşımı, üretimi, hizmeti askıya almak, egemen sınıfın dayatmalarını görünür kılar. 


Sistemsel bir krizle karşı karşıyayız. Bu kriz, yasaların yetersizliğinden değil, yasaların iktidarın hizmetinde yeniden şekillendirilmiş olmasından kaynaklanıyor.


Bu koşullarda, demokratik örgütler, sendikalar, emekten yana siyaset yapan partiler birleşmeli; işyerlerinde, fabrikalarda, kamuda eylemler planlamalıdır.


 Hayatı durdurmak artık bir strateji değil  bir zorunluluk haline gelmiştir. Çünkü bu düzene , sarayın faşizmine karşı çıkmanın yolu, sistemin çarklarını durdurmaktan geçer. 


İşçi sınıfı, kendi kurtuluşunu ancak kendi elleriyle kazanabilir. Demokrasi yalnızca oy pusulalarında değil; sokakta, üretim alanında, toplu gücün örgütleneceği her noktada yeniden inşa edilir. 


Ve bu yeniden inşanın ön koşulu, hayatı durdurmayı göze almaktır. Çünkü artık başka bir yol kalmamıştır.


Hem bu iktidardan hem de bu sistemden kurtulmak için sınıfa gitmekten başka çaremiz yok.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

**"Hırsız Kim? Kod 46 ve Sınıf Kavgasının Gerçek Faili"**

**“Sol Yumruk, Sağ Elin Şiddetini Temize Çekemez!”**

**"Dua Karnını Doyuruyor mu, Katmer?"**