**'İstasyonlarda Asılı Kalan İncirler"**
**'İstasyonlarda Asılı Kalan İncirler"**
Sylvia Plath’ın Sırça Fanus’unda kullandığı incir ağacı metaforu, sadece edebi bir imge değil; varoluşumuzun en çıplak gerçeklerinden biridir.
Dallarda birbirinden cazip, birbirinden farklı incirler asılıdır: şair, anne, yolcu, bilim insanı, devrimci, aşık…
Hepsi hayatın bize sunduğu ihtimaller. Ama seçim yapılmadıkça, bekledikçe, erteledikçe, incirler birer birer yere düşer; çürür, solar, yitip gider.
Hayatı ertelemek, aslında hayatı yaşamamak demektir. Seçim yapmamak, kendi ellerimizle kendimizi yok etmektir.
Plath’ın incir ağacı, bize zamanın adaletsiz hızını gösterir: düşünmek için çok vaktimiz olduğunu sanırız, ama zaman bizden bağımsız akıp gider. Cesaret edemediğimiz her yol, dokunamadığımız her dal, düşen bir incirle birlikte geri dönülmez bir kayba dönüşür.
Bir tren yolculuğunda gibiyiz aslında. Rayların üzerinde kayıp giden demir tekerlekler, hayatın akışını simgeliyor.
Pencerenin dışında istasyonlar beliriyor: her istasyon bir incir dalı, her peronda bizi bekleyen bir ihtimal. Birinde şairliğin durağı, diğerinde anneliğin, öteki köşede aşka açılan bir kapı, bir başka köşede dünyayı dolaşma arzusu.
Ama tren beklemez. Seçmediğin istasyon ardında kalır, gözden kaybolur. Sylvia Plath’ın incir ağacı metaforunda olduğu gibi: dallarda olgunlaşan incirler, dokunulmadıkça yere düşer, solar, kaybolur. Ve sen, hâlâ pencere kenarında, trenin içinden dışarıya bakarken, karar vermemenin yükünü taşır durursun.
Plath, bu çaresizliği derinden yaşadı. Hem şair olmak istedi, hem anne, hem aşık, hem akademisyen.
Ama zaman, ona tüm incirleri aynı anda sunmadı. Fanusun altında nefessiz kalmış gibi, seçim yapamadıkça incirler birer birer düşüp çürüdü.
30 yaşında, kendi hayatının fanusunu kırarak çekip gittiğinde, geriye yalnızca şiirleri ve bu yakıcı incir ağacı metaforu kaldı.
Bizim için ders açıktır: hayat ertelenmez. Rayların üzerinde ilerleyen tren, geri dönmez; incirler, bekledikçe yeniden dalına tutunmaz. Bir yol seçmek, diğer ihtimallerden vazgeçmektir belki, ama seçmemek, tüm ihtimalleri kaybetmektir.
O yüzden bazen bir istasyonda inmek gerekir, korkmadan, tereddüt etmeden. Çünkü hayatın gerçek şiiri, cesaretle atılan adımda saklıdır.
Bu yüzden bir istasyonda inmeye karar verdiysen o istasyonun bulunduğu şehrin her şeyini kabul etmiş olursun. Hepsine dokunamazsın ama incirin bitine dokunabilirsin.
Ve o istasyondan asla vaz geçme, çünkü o senin tercihindir. Hayatı ertelediğinde hiç bir şey yaşamamış olursın. Ve asla vazgeçme.
Asla seçtiğinden vazgeçme. Sana ait olan o onu en güzel bir şekilde yaşa.
Bu yüzden asla vazgeçmeyeceğim diyorum. Tüm seçtiklerimden.
Yorumlar
Yorum Gönder