**"Düşünce Karanlığına Aydınlık Olanlar"**
**"Düşünce Karanlığına Aydınlık Olanlar"**
Bugün bir yoldaşın 1. yıl anması için mezarı başındaydık. Geçmişe dair hatıralar ve geleceğe dair inancımızla mezarı başından ayrılırken emekli öğretmen abimiz Engin Yılmaz ailenin yanına giderek " düşünce karanlığına aydınlık olanlar" hiç unutulmazlar diye bir cümle kurdu.
Bu günün en güzel sözüydü benim için. Oradan ayrılırken bu sözü çok beğendim hocam. Bunu yazacsğım dedim. Geldim , her zamanki mekanımız olan BKS de oturdum ve nasıl yazarım diye düşünürken aşağıda ki kelimeler döküldü telefonun klavyesinden.
Karanlık, sadece gecenin üzerine çöken zifiri boşluk değildir; asıl karanlık, düşüncenin zincire vurulduğu, aklın yasaklandığı, sorgulamanın suç sayıldığı anlarda başlar.
Tarih, bu karanlığın örnekleriyle doludur. Kitapların meydanlarda yakıldığı, filozofların mahkemelerde susturulduğu, bilimin hurafeye boyun eğdirildiği çağlar... İnsanlığın en ağır zinciri, cehaletle beslenen iktidarların ellerinde düşünceye vurulmuştur.
Ama yine tarih bize şunu da gösterir: Bu karanlığa inat, hep birileri çıkmıştır. Galilei teleskobunu göklere doğrulttuğunda sadece yıldızları değil, insan aklının özgürlüğünü de görmüştü.
Bruno yakılarak susturulmak istendiğinde bile düşüncenin ateşi, onun bedenini değil, engizisyonun zulmünü kavurmuştu.
Bizim coğrafyamızda da Namık Kemal’in “hürriyet” çığlığı, Tevfik Fikret’in “fikri hür, vicdanı hür” hayali, karanlığın orta yerinde aydınlık meşalelerdi.
Bugün de durum farklı değil. Sarayların ışıkları ülkeyi aydınlatmıyor; işçilere, kadınlara, gençlere, ezilenlere karanlık dayatılıyor.
Ama düşünce karanlığına aydınlık olanlar hâlâ var: Bilimi inatla savunan öğretmenler, emeğin onurunu haykıran işçiler, kadınların sesini yükseltenler, cezaevlerinde bile şiir yazan yürekler…
Onlar, zinciri kırmaya çalışanların kolektif nefesidir.
Düşünce karanlığına aydınlık olanlar bilir ki gerçek ışık ampullerden, projektörlerden değil; sorgulayan, direnen, boyun eğmeyen akıllardan doğar.
O ışık, tek bir mum bile olsa, binlerce yıllık karanlığı delen bir kıvılcımdır.
Ve işte o kıvılcımlar birleştiğinde, gökyüzü yeniden gündüz olur.
Direnenler, savaşanlar bu karanlığı elbet yırtacak.
Yorumlar
Yorum Gönder