**"Devrimin Ertesi Günü"**
**"Devrimin Ertesi Günü"**
Yıllardır okuyorum. Sayfalar çevirdim, tartışmalara daldım, sosyalist ve komünist partilerin programlarını didik didik ettim.
Her biri aynı ısrarla “devrim nasıl yapılmalı” sorusuna cevap arıyor: nasıl örgütlenmeli, nasıl mücadele edilmeli, hangi strateji ile iktidara yürünmeli.
Fakat işin tuhafı, bu soruların cevapları görece netken, ertesi güne dair koca bir boşluk var.
Evet, Marksizm bir el kitabıydı. Çizgileri sert, prensipleri berrak. Oradan yola çıkan kuşaklar el yordamıyla modeller üretti.
Rusya’da, Doğu Avrupa’da, Arnavutluk’ta, Asya’da, Latin Amerika’da… Denendi, kuruldu, yıkıldı. Her biri en fazla yetmiş yıl kapitalist dünyanın kuşatmasına dayanabildi.
Çin, farklı bir planlama ile kendi yoluna devam ediyor ama o da başka soruları beraberinde getiriyor.
Bugünse, bütün o yenilgilerin üzerinden hâlâ “iktidarın ertesi günü”nü tarif eden bir program ortada yok.
Ne tarımda, ne sanayide, ne bilişimde. Ne toplumsal ilişkilerde, ne enerji ihtiyacında, ne de teknolojik dönüşümün insana dokunuşunda.
“Özel mülkiyet kalkacak, eğitim ve sağlık bedava olacak.”
Evet, kulağa hoş geliyor. Ama artık bu yetmiyor. Romantik sloganlar kitlelere cevap olmuyor.
Devrimin nasıl yapılacağını ben de biliyorum; mesele bu değil.
Mesele şu: Devrimden bir gün sonra bu ülkenin tarlasında, fabrikasında, okulunda, evinde hayat nasıl akacak?
Elektrik nasıl sağlanacak? Yazılım kodlarını kim yazacak? Yapay zekâ ve robotlar hangi işlerin yerini alacak? Nitelikli işçi kavramı küçülen sınıfın yeni adı mı olacak? İşsizler ordusuna hangi toplumsal düzen sahip çıkacak?
Biz hâlâ işçi tanımını tartışıyoruz. Ama teknoloji hızla işçi sınıfını yok etmeye hazırlanıyor. Bize göz kırpan gelecek, bambaşka bir sınıfsal mimari kuruyor.
Sorun, “emek–sermaye çelişkisi ortadan kalktı mı” değildir. Kalkmadı; tersine, daha da keskinleşti. Artı-değerin sömürüsü apaçık ortada.
Fakat 19. yüzyılın diliyle konuşmak artık yetmiyor. 21. yüzyılın yarattığı yeni dünyanın dili henüz kurulmuş değil.
İşte bu yüzden bugün bir komünist partiden, yalnızca devrime giden yolu değil; ertesi günün ekmeğini, elektriğini, kodlarını, toplumsal ilişkilerini, doğayla barışını, dış dünya ile ilişkilerini anlatan bir program bekliyorum.
Çünkü asıl anlamlı sözü söyleyen, ertesi günü bilen olacak.
Şimdilik böyle bir yapılanma yok. Bu yüzden yüzde yüz değil, yüzde 50 bile inandığım bir yapı yok. Ama yine de örgütlü olmak, örgütlü mücadele etmektir kendini geleceğe taşımanın en sağlam yolu.
Bu yüzden bu sorulara cevap ararken örgütlü mücadele etmeyi de atlamayacağız. Çünkü çözüm yine o örgğtlülüğün içinden çıkacak.
Yorumlar
Yorum Gönder