**"Yerelden Ulusala, Ulusaldan Enternasyonale"**

 **"Yerelden Ulusala, Ulusaldan Enternasyonale"**


Bugün sınıf siyaseti yürüten bütün özne ve kişilerin, emek mücadelesinin yanında , hatta kimi koşullarda onunla eşdeğer önemde , paralel yürütmesi gereken bir diğer cephe çevre ve doğa mücadelesidir.


 Çünkü doğanın talanı bu hız ve vahşilikle devam ederse, yaşanabilir bir dünya kalmayacak; emek mücadelesinin kazanımlarını sürdürmek bir yana, tüm enerjimizi gıda krizleri, açlık ve iklim değişikliğinin getireceği felaketlerle boğuşmaya harcayacağımız bir döneme sürükleneceğiz.


Bu yüzden çevre mücadelesi, yalnızca bir “ekoloji” meselesi değil, özünde bir sınıf mücadelesidir. Karşımızda, toprağımızı, suyumuzu, havamızı metalaştırarak hayatı cehenneme çevirmek isteyen devasa uluslararası şirketler ve onların çıkarlarını koruyan devlet aygıtları vardır. 


Maden ocaklarından termik santrallere, petrol platformlarından çimento fabrikalarına kadar bütün bu yıkım projeleri, yerelde yaşanan felaketlerin ulusal ve uluslararası ölçekte planlanan politikaların doğrudan sonucudur.


Kapitalist üretim biçimi, yerel ölçekte görünen sorunların köklerini ulusal ve uluslararası ölçekte atan karar mekanizmalarında saklar. Eve gelen kömür, evde yanan soba, maden işçisinin soluduğu zehir yalnızca bireysel bir trajedi değildir; bu, sermayenin enerji politikalarının, devletin verdiği izinlerin, kalkınma planlarının ve sektörel önceliklerinin doğrudan sonucudur. 


Maden ocağından termik santrale, petrol platformundan çimento fabrikasına kadar bütün üretim zinciri, yerelde hissedilen yıkımı ulusal ölçekte planlanan ve onaylanan kararlarla yaratır.


Bu nedenle, mücadele yalnızca yerel çevre savunmalarıyla sınırlı kaldığında, en fazla semptomlarla uğraşır; hastalığın kendisi, yani sistem, yerinde durur. 


Yerelde alınan kazanımlar, ulusal düzeyde sermaye lehine çıkarılan yasalar ve verilen izinlerle kolayca aşındırılır. Tam da bu yüzden, yerel direnişlerin birbirine bağlanması, ulusal ölçekte politik bir hatta örülmesi ve bu hattın uluslararası düzlemde dayanışma ile güçlendirilmesi yaşamsaldır.


Her mücadele kendi yaşam alanından, kendi somut sorunundan başlar. Bir köyde maden ocağına, bir ilçede termik santrale, bir mahallede fabrika atıklarına karşı verilen direniş, halkın kendi yaşamı üzerindeki söz hakkının fiilen savunulmasıdır.


 Burada elde edilen deneyim, yalnızca o bölgenin değil, başka yerlerdeki benzer mücadelelerin de ortak hafızasına eklenir. Yerelde kurulan meclisler, kooperatifler, dayanışma ağları hem mücadele örgütler hem de halkın öz-yönetim kapasitesini büyütür.


Yerli mücadeleler, kendilerini birbirine bağlayan ağlar kurmadığında, ulusal ölçekteki enerji politikalarına, kalkınma planlarına ve ihale süreçlerine müdahale edemez. 


Oysa hangi enerji kaynağının kullanılacağı, hangi şirketin hangi ihaleyi alacağı, hangi bölgelerin “kalkınma öncelikli” ilan edileceği gibi kararlar, yereldeki yıkımın asıl belirleyicisidir.


 Bu noktada, ittifaklar, kampanyalar ve ortak eylemler aracılığıyla ulusal gündeme müdahale etmek; hükümetin aldığı kararlara karşı toplumsal muhalefeti büyütmek gerekir.


Kapitalist üretim zincirleri, tıpkı yıkımın kendisi gibi, sınır tanımaz. Enerji şirketleri, maden tekelleri, inşaat devleri uluslararası ölçekli çalışırken; direnişlerin yerel ve ulusal sınırların içinde kalması onları zayıf düşürür.


 Bu yüzden, iklim krizine, ekolojik yıkıma, yerli halkların toprak gaspına karşı mücadele eden küresel hareketlerle bağ kurmak, uluslararası kamuoyunu harekete geçirmek ve BM, iklim zirveleri gibi alanlarda doğrudan temsil sağlamak önemlidir.


Gerçek bir ekolojik ve sınıfsal mücadele, yerel ile ulusal, ulusal ile uluslararası ölçek arasında kesintisiz bir bağ kurabilen mücadeledir. Yerelde filizlenen direnişler, ulusal politikaların değiştirilmesine yönelmeli; ulusal düzeydeki politik mücadele ise küresel kapitalist ağlara karşı enternasyonalist bir hatta taşınmalıdır. 


Ancak böyle bir bütünlük, sermayenin hem yerel hem de küresel düzeyde işleyen yıkıcı mekanizmalarını durdurabilecek bir güç yaratır.


İşte bu nedenle, kömür madeninden çimento fabrikasına, petrol platformundan enerji planlarına kadar her alanda mücadele; ölçekleri aşan, dayanışma ile güçlenen, enternasyonalizmi hedefleyen bir hattı zorunlu kılar.


Olay, demokrasi mücadelesi yapmanın çok ötesine geçti artık.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

**"Hırsız Kim? Kod 46 ve Sınıf Kavgasının Gerçek Faili"**

**“Sol Yumruk, Sağ Elin Şiddetini Temize Çekemez!”**

**"Dua Karnını Doyuruyor mu, Katmer?"**