**"Haziran’dan Temmuz’a: 1917’nin Dersi, Bugünün Aynası"**
**"Haziran’dan Temmuz’a: 1917’nin Dersi, Bugünün Aynası"**
Klasikleri okumaya devam ederken okuduklarımla o günkü koşulları gözardı etmeden bugünün koşullarını da gözönünde bulundurarak yazmaya çalışıyorum.
Koşullar farklılık gösterse de bir paylaşım savaşının yaşandığı yıllardaki savaşın yıktığı bir ülkedeki nesnel koşullar ile bugün , dünya savaşı yok ama bir dünya savaşının yaşatacağı sömürü ve yoksulluğun koşullarının olduğu nesnellik az çok benzerlik gösteriyor.
Tabiki toplumsal muhalefeti ayakta olmayan, işçileri sovyetlerini oluşturmamış, ordusu bölünmemiş, burjuva iktidarı güçlü bir dönemdeyiz.
Devrimi yapacak özneler henüz sınıfla bağ kuramamış bir ortamda da cabası tabi.
Böyle bir nesnellikle o günü nasıl örtüştüreceğimi bununda yazının ilerleyen bölümlerinde yapmaya çalışacağım.
1917 Rusya’sında işçiler ve köylüler cephede kan dökerken, Petrograd sokaklarında öfke kabarıyordu. Halk, savaşı ve yoksulluğu bitirmek için ayağa kalkmıştı.
Ama iktidardaki geçici hükümet ve onunla işbirliği yapan “sosyalist” partiler, yani Menşevikler ve Sosyalist-Devrimciler, burjuvazinin arabasına koşuldu.
Menşevikler ve Sosyalist devrimciler, Devrimi ilerletmek yerine, kapitalistleri kurtarmakla meşgullerdi. Kerenski hükümetinin en büyük destekçileri idiler. İşçilere vaatler verdiler, köylülere toprak sözleri dağıttılar; ama bunların hiçbiri tutulmadı.
Haziran gösterilerinde işçiler Bolşevik sloganlarını haykırdı, Temmuz’da sabır taştı. Lenin’in dediği gibi: “Burjuvaziyle uzlaşma, devrimin çöküşüdür.”
Bugüne bakarsak: tablo aslında o kadar yabancı değil.
Kapitalizmin krizleri derinleşiyor; savaş, yoksulluk, işsizlik büyüyor. Ama burjuvaziyi kurtarmayı görev bellemiş “ılımlı sol” ve “reformcu” akımlar, sistemi sorgulamak yerine ona can suyu veriyor. Bunu çeşitli adlar adı altında ; cumhuriyet, laiklik, cumhuriyetin kazanımları gibi söylemlerle yapıyor.
1917’de “koalisyon hükümeti” diyerek burjuvaziyle birleşenler neyse, bugün “demokrasi ittifakı”, “uzlaşmacı siyaset” adı altında kapitalizme nefes aldıranlar da odur.
Aradaki fark:
O günkü Menşevikler savaşı sürdürmek için işçilere baskı uyguluyordu.
Bugün ise emperyalist savaş politikalarına “barış” kılıfı giydiriliyor; hükümetler tarafından işçilere kemer sıkma, doğaya talan, enerji ve gıda krizleri dayatılıyor. Ve mücadele sadece kamusal haklar üzerine indirgeniyor.
Ama bir benzerlik değişmiyor: Halkın öfkesi bir yerde patlıyor. 1917’de Temmuz günlerinde olduğu gibi, bugün de işçiler, emekçiler, gençler her ülkede öfkesini sokaklara taşıyor.
Önü ne kadar kesilmeye ve dar alanlara hapsedilmeye çalışılsa da 19 Mart sonrası gençliğin öncülüğünde başlayan sokak muhalefeti, çeşitli iş kollarında işçilerin grevleri bir şekilde devam ediyor.
Lenin’in 1917’de işaret ettiği gibi, kurtuluş ancak burjuvaziden kopuşla, işçilerin bağımsız örgütlü gücüyle mümkün.
Menşevikler ve Sosyalist-Devrimciler o gün nasıl kapitalizmi kurtardıysa, bugünün düzen partileri de aynı rolü oynuyor.
Geçmiş bize şunu fısıldıyor: “Burjuvazinin arabasına koşulan ‘sosyalistler’ her zaman halkı yarı yolda bırakır. Gerçek değişim, yalnızca devrimci bir kopuşla gelir.”
Yorumlar
Yorum Gönder