**"AKP Karşıtlığı ve Sosyalist Hareketin Stratejik Yönelimi"**

 **"AKP Karşıtlığı ve Sosyalist Hareketin Stratejik Yönelimi"**


Hep konuşuyoruz ama hiçbir şey yapmıyoruz. Hep yazıyoruz ama asla pratiğimiz yok. Bu yüzden düzenin sınırları içinde üç beş kamucu söz söyleyip köşemize çekiliyoruz. 


Kısaca değiştirmek için bir hamlemiz yok. Elbette bunun pek çok sebebi var. Anlamak anlıyoruz, tanımlıyoruz Marx'ın dediğini ; " aslolan değiştirmektir " kısmını bir türlü yapamıyoruz. 


Yapmak için bazı zincirlerimizden kurtulma zamanı çoktan geldi ve geçiyor dostlar. Bu yüzden son okuduğum kitapları da kaynakça göstererek düşüncelerimi ve önerilerimi yazıya dökmek istedim. 


Bağımsız sosyalist bir hat oluşturmak gerekiyor artık. Bu hat Cumhuriyetçileri de, ulusal hareketi de içinde yedekleyecek, Kürt hareketini de sınıfsal temeller üzerinde yorumlayacak ve dayanışacak bir hat olmalı. 


Evet sevgili yoldaşlar, 2017 sonrasında sosyalist hareketin temel gündemi “AKP’yi devirmek” hedefi etrafında şekillenmiştir. Bu hedef, otoriterleşmeye ve neoliberal saldırılara karşı meşru bir tepki olsa da, tek başına bir strateji olarak benimsendiğinde sosyalist hareketi düzen muhalefetinin yedeğine itmekte, bağımsız devrimci hattı zayıflatmaktadır.


 Bu yazıda, AKP karşıtlığının sınırlarını, düzen siyasetine eklemlenmenin ideolojik boyutlarını ve Leninist literatürdeki “merkez eleştirisi” ışığında bağımsız devrimci hattın gerekliliğini tartışmaktadır. Ayrıca, güncel Türkiye siyasal konjonktürü bağlamında sosyalist hareketin stratejik yönelimi değerlendirilmektedir. En azından benim kendime ait değerlendirmelerimdir. 


Türkiye’de 2017 sonrası siyasal atmosfer, OHAL rejiminin kurumsallaşması, neoliberal saldırıların hızlanması ve siyasal özgürlüklerin baskı altına alınmasıyla şekillendi. Bu koşullarda sosyalist hareketin gündeminde AKP’nin iktidardan uzaklaştırılması öncelikli bir başlık haline geldi.


Ancak bu yönelim, zamanla stratejik bir hedefin ötesine geçerek sosyalist hareketin siyasal varoluşunun merkezine yerleşti. Sorun, AKP karşıtlığının meşruiyetinde değil; bu karşıtlığın stratejik ufku belirlemesinde yatmaktadır.


AKP karşıtlığının sosyalist harekete ve toplumsal muhalefetin büyümemesinin önündeki etkenleri olarak şunları belirleyebiliriz sanırım. 


* Negatif birliktelik: AKP karşıtlığı üzerinden kurulan ittifaklar, ortak düşmana karşı geçici birlikteliklerin ötesine geçememektedir.


* Edilgenleşme riski: Sosyalist hareket, “AKP gitsin de nasıl giderse gitsin” çizgisine sıkıştığında, bağımsız özne olma kapasitesini yitirmektedir.


* Programatik erozyon: Sosyalizmin ufku, “AKP’siz bir Türkiye” ile sınırlanmakta; sermaye düzeni eleştirisinin derinliği kaybolmaktadır.


Burjuva muhalefeti, AKP’yi eleştirirken esas olarak otoriterleşmeye odaklanmakta; kapitalist üretim ilişkilerini sorgulamamaktadır.


 Sosyalist hareketin bu sınırların içine hapsolması, “sorun AKP’dir, AKP giderse düzen normalleşir” yanılsamasını yeniden üretmektedir.


Marksist perspektife göre sorun, tekil iktidar blokları değil, sınıf egemenliğinin bütünsel yapısıdır. AKP bu yapının bir biçimidir; yarın başka bir burjuva formasyonu aynı işlevi üstlenebilir.


Leninist Perspektiften Stratejik Bağımsızlık: 


Kautsky’nin “Merkez”i


Lenin, Proletarya Devrimi ve Dönek Kautsky’de Kautsky’nin “merkezci” tutumunu, devrimci kopuşu sürekli erteleyip burjuva düzenine yedeklenmek olarak tanımlar. 


Bugün sosyalist hareketin düzen muhalefetine angaje edilmesi, aynı merkezci eğilimin güncel versiyonudur.


Lenin’e göre işçi sınıfı, ancak kendi bağımsız siyasal hattıyla devrimci özne olabilir. Merkezci çizgi, devrimci enerjiyi düzen içi kanallara boşaltarak sınıfın bağımsız eylem kapasitesini felce uğratır.


Devlet ve Devrim’de Lenin, burjuva demokrasisinin sermaye egemenliğinin en uygun biçimi olduğunu belirtir. 


Dolayısıyla, AKP sonrasına dair burjuva muhalefetinin “normalleşme” tahayyülü sosyalistler açısından bir stratejik hedef olamaz


Marx’ın Gotha Programı’nın Eleştirisi’nde belirttiği gibi, reformculuğa teslimiyet işçi sınıfı hareketini tarihsel misyonundan uzaklaştırır. AKP karşıtlığının nihai hedefe dönüştürülmesi de aynı tehlikeyi taşır.


2023 seçimlerinin ardından ortaya çıkan tablo, sosyalist hareketin stratejik yönelimi açısından çarpıcı dersler barındırmaktadır. AKP karşısında şekillenen “Millet İttifakı” deneyimi, düzen muhalefetinin sınırlarını bütün çıplaklığıyla gözler önüne sermiştir.


* Seçim Stratejisine Hapsolma: Muhalefetin tüm enerjisini seçim sandığına yoğunlaştırması, kitle hareketlerini edilgenleştirmiştir.


* CHP’nin Yenilenme Söylemi: CHP, “yeni sosyal demokrat açılım” adı altında burjuva demokrasisinin restorasyonu dışında hiçbir vizyon sunamamaktadır.


* Yerel Seçimler ve Yeni İttifaklar: 2024 yerel seçimleri, belediyeler üzerinden bir “demokratik vitrin” kurulmasına yol açmış, ancak neoliberal belediyecilik çizgisini aşamamıştır.


Bu durum sosyalist hareket İçin dersler alınması gerektiğini ortaya çıkarmıştır. 


1. Bağımsız Hat İhtiyacı: 2023 seçimleri, düzen muhalefetine yedeklenmenin sonuçlarını acı biçimde göstermiştir.


2. Yerel Mücadele ve Alternatif Belediyecilik: Sosyalist hareket, belediyeleri vitrin değil, halk meclisleri ve taban örgütlenmelerini geliştirecek mücadele alanları olarak görmelidir. Bu belediyecilik ile ilgili örnekler var. 


3. Kriz ve Fırsat: Düzen muhalefetinin krizleri, sosyalist hareket için kitlelere gerçek bir alternatif sunma fırsatıdır. Bu fırsatı kaçırmamalıyız. 


Sosyalist hareket açısından mesele, AKP’nin iktidardan düşürülmesinin önemini yadsımak değil, bu hedefi düzen muhalefetine havale eden edilgen çizgiden kopmaktır. 


Bugün gerekli olan, AKP karşıtlığını bir taktik uğrak olarak kabul eden ama nihai hedefini kapitalist düzenin tasfiyesi olarak belirleyen stratejik bir yeniden konumlanmadır.


Kısacası sosyalist hareketin görevi, düzenin yedek lastiği olmak değil; bağımsız devrimci özne olarak sahneye çıkmaktır.


Ben şimdilik bu kadar özetleyebildim. Başka eklemek isteyen varsa yazabilir. 


Kaynakça


Karl Marx, Gotha Programı’nın Eleştirisi, 1875.


V. I. Lenin, Proletarya Devrimi ve Dönek Kautsky, 1918.


V. I. Lenin, Devlet ve Devrim, 1917.


V. I. Lenin, Ne Yapmalı?, 1902.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

**"Hırsız Kim? Kod 46 ve Sınıf Kavgasının Gerçek Faili"**

**“Sol Yumruk, Sağ Elin Şiddetini Temize Çekemez!”**

**"Dua Karnını Doyuruyor mu, Katmer?"**