**"Sartre’ye yaslandım"**
**"Sartre’ye yaslandım"**
Evet ,artık tüm benliğimle Satre'ye yasladım kendimi. Bu bir varoluş kavgası.
Bütün olaylar benim dışımda gelişti. Ne bir planın parçasıydım, ne de bir eylemin faili. Ama sonuçları hep beni buldu.
Bir söz söylenmeden önce danışılmadım, bir tercih yapılırken sorulmadım. Fakat en sonunda dönüp dolaşıp suç yine bana kesildi.
Kendimi savunamadım. Çünkü neyi savunacağımı bilmiyordum. O an anladım: Ben bu oyunun figüranıydım haberim olmadan oynanan ama faturasını bana kesiyorlardı. Başrol bile değildim. Hani o sahnede bir an görünüp yok olan ama olayın bütün kurgusu o'dur
Sartre’yi hatırladım tam da bu zamanlarda.
“Cehennem başkalarıdır” demişti. Ne kadar aşırı, ne kadar radikal gelmişti ilk duyduğumda. Oysa şimdi bu söz, yaşadığım duygunun kristal bir özeti gibi.
İnsan bazen kendi cehennemini yaratmaz; başkalarının beklentileri, yargıları, suçlamalarıyla inşa edilen bir cehennemin içinde bulur kendini.
Bazen suçsuzsun ama suçlanıyorsun. Bazen hiçbir şeye karışmıyorsun ama her şeyin ortasındasın. Çünkü başkaları senin varlığını, kendi kusurlarının aynası yapmak ister.
Bu adaletsizlik karşısında ilk tepkim öfke oldu. Sonra suskunluk. En son da yalnızlık.
Ama bu yalnızlık bir çöküş değildi. Sartre’nin özgürlük anlayışına sarıldım. O der ki, insan ne yaparsa kendisidir. Yani tanımını yapan, hayatına anlam veren sensin. Başkalarının yargısı, senin kim olduğunu belirleyemez. O zaman dedim ki: Beni ben yapan şey, yaşadıklarım değil, onlara verdiğim anlamdır.
Bu yüzden artık savunmuyorum kendimi. Çünkü her savunma, karşı tarafın haklı olabileceğini kabul etmekle başlar.
Oysa ben yalnızca kendi varoluşuma sadığım. Artık kendimi açıklamaya çalışmıyorum. Çünkü anlamak istemeyenler için, en doğru cümle bile bir sessizlik kadar etkisizdir.
Ben yalnızlığı seçmedim. Ama belki de en özgür kararımı orada verdim. Çünkü insanlar, kendilerine saygı duymayanlarla, bencil olanlarla, seni sadece kendi bencil ihtiyaçları için kullananlarla bir arada yaşayamaz. Ya da yaşamamalı.
Sartre’ye sığındım. Çünkü o, bu dünyanın saçmalığında bile insanın kendine ait bir özü olmadığını ama bir seçim yapma özgürlüğü olduğunu söylüyordu.
Bu özgürlük, tüm ağırlığıyla sırtımda. Ama bu özgürlükle birlikte, artık başka bir cehenneme değil, kendi varoluşuma yöneliyorum.
Kimseye düşman değilim. Belki de olmalıyım. Benim düşmanım bir ömür hiç değişmedi
Ama kimsenin cehenneminde yanmayı da kabul etmiyorum.
Çünkü ben bu dünyaya başkalarının hatalarının enkazı olmak için değil, kendi anlamımı yaratmak için geldim.
Ve belki de yalnızlık, bu anlamı yaratmanın en dürüst biçimidir.
Ve belki de en yüce kavgana dönmek seni en iyi anlayan yoldaşınla. Yoldaşça bir yaşam kurmak.
Yorumlar
Yorum Gönder