**"Gözleriyle Gülümseyen İnsan"**

 **"Gözleriyle Gülümseyen İnsan"**

– Leo Buscaglia’nın izinde bir deneme –


Hayatınızın öyle dönemleri vardır ki  bir insan çıkar karşına. Öyle bir dokunur sana ki ona tutuklu kalırsın.  Gülüşü ile kahkahası ile konuşması ile


Bazı insanlar da vardır, kelimelerinden çok sessizlikleriyle dokunur sana. Gülümsemeleri bir iklimi değiştirir; gözlerinin içindeki kıvılcımda, ruhuna değen bir sıcaklık saklıdır. 


Bir kısmı da düşünceleri ile dokunur hayatının  o gizli kalmış ücra köşelerine. 


İşte o an anlarsın: Ruhuna dokunan insanı bulmuşsundur. O, yalnızca seni dinleyen değil, seni duyan, seni gören,seni hisseden kişidir. Sözlerinin kıyısında değil, kalbinin tam ortasındadır.


Ona kalbinin atışlarında yer verirsin. Her atışı onun adını söyler sana, her atışında hatırlatır, unutturmaz.


Senin için o yaşamının bir parçası, kalbinin aort damarı, beyninin kıvrımlarıdır. Mesele senin onun  için ne olduğudur... 


Leo Buscaglia’nın dediği gibi: “Ruhuna dokunan insanı bul. Konuştuğunda gözleri gülen ve seni olduğu gibi seven.” Bu söz, modern dünyanın en nadir hazinesine işaret eder: Koşulsuz bir sevgide, yargısız bir bakışta ve içten bir gülüşte yankı bulan bir bağa…


Çünkü herkes konuşur, ama herkes dinlemez. Herkes bakar, ama herkes göremez. Bir başkasının varlığını olduğu gibi kabullenmek; kusurlarıyla, inişleriyle, suskunluklarıyla birlikte sevebilmek, işte o büyük bir erdemdir. Ve bunu ancak ruhu kendiyle barışık olanlar yapabilir.


Bazen öyle biri çıkar karşına, cümleleriyle değil varlığıyla iyi gelir sana. Sende eksik olanı değil, sende zaten var olanı sever.


 Seni tamamlamaya çalışmaz, çünkü bilir: Sen zaten bir bütünsün, sadece anlaşılmaya ihtiyaç duyan bir bütün.


 Onunla konuşurken kendini savunmak zorunda kalmazsın, çünkü o seni yargılamaz. O, seni değiştirmeye çalışmaz, çünkü o seni dönüştürür. Sen de bu dönüşümü istersin, kabul edersin. 


Bu dünyada herkes bir şeyler arar: başarı, para, ün, konfor… Oysa ruhumuzun asıl özlemi, gözleriyle gülen ve bizi biz olduğumuz için seven bir çift gözde saklıdır. 


O gözler bizi tanımasa bile, bir yerimizde kendimizi buluruz. Ve belki de asıl ev, orasıdır: Anlaşıldığımız yer. Koşulsuzca kucaklandığımız yer.


Ruhuna dokunan insanı bulmak, hayatın sana verdiği en büyük armağandır. Bazen bunun gerçekten bizim için bir armağan olduğunu anlamayız. 


Ve sen, eğer böyle birine rastladıysan; onu kaybetme. Çünkü ruhuna dokunan insan, seni kendinle barıştıran kişidir. Ve bazen, tüm bir ömür, yalnızca bir çift gülen göze denk gelebilmek içindir.


Eğer böyle birini az da olsa bulmuşsan onu kaybetme. Ona susma, onunla sohbetlerini hatırla. Gülüşünü hatırla. 


İnsan hayatında aynı gülüşü aynı duruşu tekrar yakalayamaz. Çünkü o ona özgüdür. Ve sen ona bağlanmışsın. 


– Ruhuna dokunan o gülüş hiç eksik olmasın hayatından…  onun için savaş...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

**"Hırsız Kim? Kod 46 ve Sınıf Kavgasının Gerçek Faili"**

**“Sol Yumruk, Sağ Elin Şiddetini Temize Çekemez!”**

**"Dua Karnını Doyuruyor mu, Katmer?"**