**"Evladına Sahip Çıkan Trabzon"**
**"Evladına Sahip Çıkan Trabzon"**
Altan Öymen görseydi gülümserdi. Ruhun şad olsun büyük gazeteci, genel başkan, çünkü senin uğruna kalem oynattığın halkın ta kendisi, Silivri yolunda Trabzon'da tarih yazdı bu kez.
On gün önceydi. Trabzon CHP İl Teşkilatı bir şeyin farkına vardı: Artık mesele sadece bir seçim değil, bir evlat meselesiydi. Ve Karadeniz’in evlatlarına nasıl sahip çıktığını tarih çok iyi bilir.
Harekat başladı. İl başkanı, İl örgütü, Ortahisar örgütü, kadın kolları, gençlik, milletvekili Sibel Suiçmez, büyükşehir adayı Hasan Süha Saral ve bütün ilçeler...
Herkes sahada. Ama bu sıradan bir saha faaliyeti değildi; bu, haysiyetin, halk iradesinin ve memleket sevdasının yürüyüşüydü diyelim. Öyle olsun, gönlümüzden geçen bu.
Ahmet Kaya’yı da unutmamak gerek. Ortahisar Belediye Başkanı sıfatını bir kenara bırakıp adeta seçim öncesi günlerdeki sokak ajitatörleri gibi tek tek kapı çaldı, insanlarla konuştu.
Böylece CHP, belki de tarihinde ilk kez, bir şehrin nabzını gerçekten tutmayı başardı. Örgüt ziyaret üstüne ziyaret yaptı.
STK’lar, demokratik kitle örgütleri, köy dernekleri, çevreciler... Hepsi ilk kez bu kadar dikkate alındı. Öyle ki, DKÖ'lerden raporlar bile istendi. Evet, rapor! Bu ülkede birileri nihayet raporların sadece
TÜSİAD’dan alınmadığını fark etti.
O raporlar, genel başkan Özgür Özel’in kürsüsünde yankı bulduğunda, meydandaki herkesin gözünde aynı ışık vardı: “Demek ki bizi duyan birileri varmış.”
Derelerin Kardeşliği Platformu, madenle talan edilen Araklı Erikli Yaylası’nın kavruk yürekli çocuklarını almış, alana getirmişti.
Araklılılar, “Bu bu yayla bizim anamızdır,” diyen yaşlıların ellerinde pankart olmuştu. Sıcakta kavruluyorlardı ama inadına oradaydılar.
Tıpkı Bayburt’tan, Gümüşhane’den, Rize’den gelenler gibi. Bu bir miting değil, bölgesel bir isyandı artık.
Alandaki kalabalık saatler öncesinden dolmuştu. Polis barikat koymuştu ama Karadeniz halkına barikat dayanır mı? Alan taşınca, eski belediyeye kadar genişletildi.
O arada, kimsenin dikkatinden kaçmayan bir şey olduğunu gördüm. Eskiden İmamoğlu mitinginde sorun çıkaran, hatta boykot edilen meşhur köftecinin o tarihi binasında bu kez koca bir Ekrem posteri asılıydı.
Demek ki halkın nereye aktığını iş yeri sahipleri bile çözmüş. Ne diyelim, bazen sermaye de halkla barışmak zorunda kalıyor!
Emekliler en örgütlü biçimde oradaydı. Bir kısmı sıcaktan fenalaşsa da alandan ayrılmadı. Belki de “ölmeden önce bir başkana sahip çıkalım” belki o bizi görür demişlerdir, kim bilir?
Çevre örgütleri, kadın inisiyatifleri, sendikalar, halkın iradesine dokunan herkes oradaydı.
Kürsüde Özgür Özel konuştuğunda alanı bir başka coşku kapladı. O sırada 61. dakikaya gelinmişti; bordo-mavi tribün ruhu mitinge sızdı: “Yiğidim Aslanım Ekrem!”
Ama miting bir kişiye sahip çıkmaktan ibaret değildi. Bu, toplumsal muhalefetin kendini yeniden hatırladığı, “Biz varız, buradayız!” dediği bir milattı.
Alan “Tayyip istifa!” sloganlarıyla inliyordu. “Diplomasız Erdoğan!” diye bağıran halk, Silivri duvarlarının arkasındaki adaletsizliğe karşı sadece öfke değil, umut da taşıyordu.
Ve sabah alınan o acı haber bile coşkuyu kıramadı. Çünkü bu halk artık neyin yasını tutacağını, neyin peşine düşeceğini öğrenmişti.
Bir küçük not da kendimden: Bildirilerimi dağıttım. Yaşam alanlarının talanını, iklim yasasının gerçek yüzünü anlatan bildirilerim birer ikişer değil, üçer beşer isteniyordu. “Arkadaşlara da vereyim,” diyenlerle doluydu çevrem. Demek ki artık bu halk sadece slogan değil, bilgi de arıyor. Bu da bizim alan kullanma becerimiz olsun.
Bir gün biri “Trabzon’da CHP ne yaptı?” diye sorarsa...
Cevabı uzun:
Evladına sahip çıktı.
Silivri’ye yürüdü.
Demokrasiyi yeniden hatırlattı.
Ve en önemlisi: Bir şehir, bir teşkilat, bir halk birlikte nasıl çalışır, nasıl ayağa kalkar, bunu gösterdi.
Son söz mü?
Silivri soğuk ama Trabzon sıcaktır, sımsıcak!
Ve o sıcaklık, bu ülkenin vicdanını yeniden ısıtacak kudrettedir.
Umudu diri tutup bu alanları iyi kullanıp başka bir dünyayı da bu alanlardan kurabiliriz.
Bu halka güvenin, bu alanı dolduran bir umut arayan sınıfa da güvenin.
Yorumlar
Yorum Gönder