**"Bir Gün Önce Oradaydım. Madımak’ın Dumanı Hâlâ Tüter"**

 **"Bir Gün Önce Oradaydım. Madımak’ın Dumanı Hâlâ Tüter"**


Pirim Pir Sultan adında

Erler cem tutar odunda

İnsanlığın hududunda

Ben ysnatım Sivas yanar. 


Bir yanım hayalde düşte

Bir yanım alıcı kuşta

Bir yanım ağlar Maraş'ta

Ben ysnarım, Sivas yanar 


Emekçi Ozan. 


O gün oradaydım.

Sivas’ta.Yaz aylarının kavurucu sıcağının yerini, içimizi ürperten başka bir sıcaklığa bırakacağı o günlerden bir gün önce...


Haziran’ın sonuydu. Bir Sivaslı arkadaşın davetiyle gitmiştim, şenlikler için. Pir Sultan’ın nefesleriyle, ozanların dizeleriyle, türkülerle, kitaplarla, umutla gitmiştik.


Otel Madımak’tı. Yan yana oturduğumuz, birlikte güldüğümüz, kimi zaman tartıştığımız, ama  yan yana durduğumuz insanlardı o otelin konukları.


Kültür Merkezi’ndeydik. Behçet Aysan, Metin Altıok, Hasret Gültekin… Hepsi oradaydı. Her biri bir dizenin, bir melodinin, bir direnişin sesi.


O akşamın hatırası hâlâ canlıdır zihnimde. Sivaslı arkadaşımız, “Yarın cuma… Halk Ozanları heykelinin açılışı var. Ama köyde düğün de var. Gece köye geçelim, sabah cuma namazından sonra geri ineriz,” dedi.


Kaldık mı? Kalmadık. Bilmiyorduk. Bilseydik, inadına kalırdık. Ama belki de… birlikte yanardık.


Köyde o gece yıldızlar gülümsedi bize. Gülüştük, halay çektik, pirimizle muhabbet ettik. Ama sabah indiğimizde Sivas suskundu. Değildi aslında… Sadece türkü söylemiyordu artık. 


Cuma sonrasıydı. Şehre inince bir uğrayalım dedik Cemevine… Alibaba Mahallesi’ne varamadık.

Sokak doluydu.

Kahrolsun laiklik!

Şeytan Aziz!

Sivas, Aziz’e mezar olacak!


Sloganlar birer kurşun gibi kulaklarımıza çarpıyordu.

Binler olmuşlardı. Bir halk değildi bu, bir

kışkırtılmışlıktı, bir örgütlü vahşet.Kalabalık aktıkça büyüyordu.


Polis, asker, hepsi seyrediyordu. Güvenlik kontrolü adı altında, şehre gelenleri bir bir otogara taşıyorlardı. Kimse ne olduğunu tam bilmiyordu ama herkes bir şey olacağını sezmişti.


Güvenlik güçleri bizi uzaklaştırmak istedi. Kaos içinde ne olduğunu anlayamadan Sivas’tan çıkarıldık.


Telefon yoktu.

Sosyal medya yoktu.

Sadece içimizde bir sıkışma, bir ses: “Ya bir şey olursa?”


Ertesi sabah Trabzon’da bir gazete aldık.ilk sayfanın ortasında yanan bir otel. Dumandan boğulan bir çocuk. Yan yana dizilmiş ölüler.


Dün gece birlikte oturduğumuz insanlar…

Hasret Gültekin’in sazı...

Behçet Aysan’ın gözlüğü...

Metin Altıok’un defteri…


Hepsi küle dönmüştü. Ama bir tek ateş değildi oteli

yakan ,Bir tek alev değildi canları alan. 

Yakarışları bastıran sloganlar, Camileri dolduran kin,

Minareden yükselen susturulmuş çığlıklar,Valilikten yayılan ihmaller, Devletten sızan onaysızlık,

İçişleri’nden gelen hedef göstermeler,Hepsi birlikte tutuşturmuştu Madımak’ı.


Sadece insanlar yanmamıştı. İnsanlık da orada cayır cayır yanmıştı. Otelden kurtulan Aziz Nesin, itfaiye merdiveninden aşağı itilirken, Cehennem ateşi diye bağıranlar aslında kendi cehennemlerini yaratıyordu.


Yas ilan edileceğine, suçlananlar yine yananlar oldu.

Yargı "eylemin hazırlayıcısı" ilan etti Aziz Nesin’i.

İktidarlar “münferit” dedi, “halk zarar görmedi” dedi.

Yıllar sonra bile mağdur olanlar yakanlar ilan edildi.


Ben oradaydım. O canlarla birlikte çay içmiştim.

O canlarla birlikte gülmüştüm. Bir gün önce...

Bir gün önce oradaydım.


Şimdi 32 yıl geçti. Madımak’ın duvarları soğumuş olabilir, Ama o otelin dumanı hâlâ aklımda, hâlâ yüreğimde tüter.


O duman sadece o gün göğe yükselmedi; O duman bu ülkenin aklına çöktü, Vicdanına çöktü, Sol tarafına çöktü.


Bugün birileri yine yakmak istiyor. Yine hedef gösteriyor, Yine bir bildiriden başlayıp bir ateşte son bulmak istiyorlar. Tıpkı 1993’te olduğu gibi.


Ve bizler,

O gün orada olup yanmaktan tesadüfen kurtulanlar,

Bugün susarsak, Yarın o yangın hepimizin içine düşecek.


Madımak sadece bir otel değil. Madımak, hâlâ yanan bir hafıza. Ve bu hafıza, Hiçbir zaman soğumayacak

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

**"Hırsız Kim? Kod 46 ve Sınıf Kavgasının Gerçek Faili"**

**“Sol Yumruk, Sağ Elin Şiddetini Temize Çekemez!”**

**"Dua Karnını Doyuruyor mu, Katmer?"**