**"Bilincin Terazisinde Gerçek"**
**"Bilincin Terazisinde Gerçek"**
İnsan çoğu zaman karşısındakini değil, kendini duyar. Söylenen söz değil, içindeki yankı konuşur zihninde.
Çünkü anlamak, sadece kelimeleri çözmek değil; bilinçle yoğrulmuş bir bakışın sonucudur. Ve bilinç, yalnızca akıl yürütme değil, arzunun, tarihin, deneyimin süzgecinden geçmiş bir farkındalık halidir.
Sen, yaşanabilir bir dünyanın hayalini kurarsın belki ; eşitliğin, emeğin, özgürlüğün mayasıyla yoğrulmuş bir toplumu… Ama biri çıkar, o düşü kendi arzularının gölgesinde okur.
Çünkü bilinci şekillenmemiş olan, düşü düşünce değil dürtüyle yorumlar. El ele mücadele vermeyi değil, sahip olmak arzusu ile yorumlar. Birlikte yol yürümeyi bir çağrı değil, başka bir çağrıya bahane sayar.
İşte bu yüzden, herkes senin ne söylediğini anlamaz. Kimi anlayacak yetide değildir; kimi de anlamak istemez, çünkü anladığında değişmek zorundadır. Anlamak, kendinden çıkmayı gerektirir. Ve herkes buna cesaret edemez. Belki de sen yanlış anlatmışsındır.
Hayat, bu çelişkilerin kırılgan dengesiyle örülüdür. Bilinçle bakıldığında bir köprü olan bağ, ilkel dürtülerle bakıldığında bir tuzağa dönüşebilir. Göz aynı, bakış farklıdır. El aynı, niyet bambaşka.
Oysa insanı insan yapan, içinden geçen her dürtüyü aklaması değil, onları süzgeçten geçirecek bir bilinç inşa etmesidir.
Bu bilinç olmadığında, bütün dünya arzunun bozuk aynasında eğrilir. Ve en saf niyet bile, o aynada tanınmaz hale gelir. Devrim mi evrimi tetikleyecek yoksa evrim olmadan devrim olmayacak mı?
Gerçeklik vardır. Ama herkes onu aynı şekilde görmez. Çünkü görmek, gözle değil bilinçle mümkün.
Eğer karşındakinin bilincini bilmiyorsan en geri bilinç üzerinden ona yaklaşman gerek, ne yapacağını bilirsin. Ama kendi bilincinle eşitlersen bütün süprizlere açık olmalısın, hazır olmalısın.
Bu sana hata olarak da geri döner. Bazen çözemeyeceğin.
Yorumlar
Yorum Gönder