**"Barışın Gölgesinde Yeni Osmanlıcılık: Kürtler Yeşil Kuşak’a Razı Olur mu?"**
**"Barışın Gölgesinde Yeni Osmanlıcılık: Kürtler Yeşil Kuşak’a Razı Olur mu?"**
Geçtiğimiz cumartesi Cumhurbaşkanı’nın konuşması dikkatle hepimiz tarafından izlendi. Yıllardır alışmıştık aslında " Çok önemli " açıklamalarına, hepsinin altı boş çıkmıştı.
Ama bu herkesin söylediği gibi boş bir açıklama değildi. Yıllardır hepimizin dillendirdiği bir projenin kamuoyuna açık ifşa edilmesi idi.
Silahların yakıldığı, barış mesajlarının verildiği bir haftanın ardından kamuoyu umutluydu oysa,bizler değilsek bile : Acaba kayyımlar, Kürt sorunu, demokratikleşme hakkında yeni bir yönelim açıklanacak mıydı? Ama olmadı.
Konuşma dönüp dolaşıp Osmanlıcılık, ümmetçilik ve “ikinci cumhuriyetçilik” ezberlerine bağlandı. Ardından sahneye ABD Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack çıktı. Kürtlere hitaben yaptığı açıklama ile açıkça Kürtleri : “Ya Şam’la uzlaşırsınız ya da sonsuza kadar destek beklemeyin" diye tehdit etti.
Bu açıklamalar, tarihin tozlu raflarından bir projeyi yeniden hatırlattı: Yeşil Kuşak Projesi. 1979’da Zbigniew Brzezinski tarafından Sovyetler’e karşı geliştirilen bu plan, şimdi İran-Rusya-Çin eksenine karşı Sünni blok kurma hedefiyle güncelleniyor.
Türkiye bu blokta öncü rol üstlenirken, Kürtlerin kazanımlarını yok sayan, seküler direnişini ezmeye çalışan yeni bir Osmanlıcı İslamcılık inşa ediliyor.
Kürt hareketi bu plana razı değil. İmralı’dan, Pervin Buldan'ın açıklamalarından bunu anlıyoruz ve Suriye’den gelen açıklamalar da bunu gösteriyor.
PKK’nin silah bırakması, Kürt halkının boyun eğdiği anlamına gelmiyor. Barış, inkarla değil, tanınmayla mümkündür.
Burada Türkiye’nin sosyalistlerine, CHP’ye ve halkçı damarına görev düşüyor. CHP yönetimi, sekülerlik ve demokrasi dilini güçlendirmeli; barışı yeni Osmanlıcılığın değil, halkların ortak yaşamının zemini olarak kurmalı. Sosyalistler de romantik duruşlarını terk edip, sadece gazetelerinde hayaller satmayı bırakıp, somut adımlarla Kürt yoksulları ile bu seküler bağı güçlendirecek güçlü adımlar ve söylemler geliştirmeli.
CHP ve tabanı da şunu iyi anlamalı ; Kürt halkıyla gönül bağı “milli birlik” masallarıyla değil, demokratik cumhuriyet hedefiyle kurulabilir.
Unutmayalım: Suriye’de savaş bitmedi. Barış, sadece Türkiye’nin değil, Ortadoğu’nun seküler geleceği için de bir sınavdır.
Bu bölgede savaş halkların kurtuluşu için bitmeyecek. Bu yüzden bölgesel bağlar bu seküler temel üzerinden yeniden kurulacak ortak mücadele anlayışı ile yeniden değerlendirilmeli.
Ortak emek mücadelesi bu işin lokomotifi olmalı ama görünen o ki böyle bir çalışma henüz Türkiye sosyalist hareketinde yok. Herkes kendi sazını çalıyor.
Ama umudumuz var.
Yorumlar
Yorum Gönder