**"Yolumu Yeniden Çiziyorum Artık"**

 **"Yolumu Yeniden Çiziyorum Artık"**


Son zamanlarda sık sık düşünüyorum. Neyi yaşıyorum, neyi erteliyorum? Hangi korkuyu susarak büyütüyorum içimde? Ve en çok da hangi yalanı huzur sanıyorum?


Çünkü anladım ki huzur dediğimiz şey, çoğu zaman bir barış değil. Sadece sessizlik. O da kısa ömürlü. Epikür der ki: "Mutluluğu arzuların ve korkuların ortadan kaldırılmasında ara." 


Ama ben görüyorum ki, bir şeyleri görmezden gelerek, içimde birikenleri yok sayarak, kaygılarımı uykuya yatırarak o "huzura" varmak… bana iyi gelmiyor. Ruhu olan biri için bu tür bir huzur, bir tür çürümedir aslında.


Bir devrimcinin derdi sadece sokakta olmaz. Kendi içindedir en yakıcı çatışma. Ve devrimcilik, önce kendine karşı dürüst olmayı gerektirir. Ben bunu geç fark ettim belki ama fark ettim ya, artık geç kalmadım diyorum.


Eskiden her şeyden biraz kaçardım. Geriye yaslanır, "zamanla geçer" derdim. Oysa zaman geçmiyor; sadece üstünü örtüyor bazı şeylerin. 


Sustum, sabrettim, hep başkasının acısına,

mutluluğuna, varlığına, sözüne sığındım. Hep birileri için yaşamanın çıkmaz sokaklarında dolaştım. Ama her sığınak bir gün bir zindana dönüşüyor, eğer çıkış yolunu kendin inşa etmemişsen.


Ve şimdi ,evet dostlar yıllardır kendim için yapamadığımı yapıyorum. Kendi devrimimi başlatıyorum. 


Ne gövdemi ne ruhumu, ertelemek istemiyorum daha fazla. Çünkü kaçmak çözüm değil, çözüm cesarettir. Kendi içimi kendim onarmazsam, başkasının iyiliğiyle iyileşmiş gibi yapmamın da bir anlamı yok.


Bir yoldaşım bana dedi ki: “Hayatının sahibi sensin. Korkularınla, arzularınla yüzleşmeden gerçek bir dönüşüm olmaz. Ve sen bu devrimci yüzleşmeyi yapmazsan... çürürsün.”


İşte o an içimden bir cümle yükseldi: Ben ölmeyeceğim. Ben yeşereceğim.


Biliyorum, bu sadece kişisel bir mesele değil. Sevdiğim her insan, mücadelemde yankı buluyor. Onlara dokunan her korkum, onların içini de titretiyor. 


En yakınlarım da benimle birlikte bu savaştan etkileniyor. Ama bu mücadele, öncelikle benim. Temizliği ben yapacağım. Adımı ben koyacağım bu hayatın. Hem kendimi hem en yakınlarımı bu esaretten kurtarscağım. 


Artık biliyorum ne istediğimi: Bir yoldaş. Bir hayat arkadaşı, gerçek dostlar . Ve gerçek bir kendilik.


Dışarıdan değil, içerden başlatıyorum devrimimi. Sahte huzurları bırakıp gerçek yaraları görerek. Gidilecek yol çok ama ben artık yolun kendisini kuruyorum, adım adım. 


Bahaneleri eleyip, korkularla cepheden yüzleşerek. İçimden geçen tek cümle şu: "Yeter ki yüzleş, yeter ki kaçma. Gerisi gelir."


Ve şimdi, içimde yankılanan şu cümleyle kendi felsefemi yazıyorum:


“İnsan olmak, kendini değiştirmekle başlar. Kendi devrimini yapmayanın, dünyaya söyleyecek bir sözü de olmaz.olsa da karşılık bulmaz."


İşte bu yüzden; ben yolumu çiziyorum artık. Bir başkasının gölgesinde değil. Kendi ışığımda. Kendi hatamda. Kendi doğrumda. Çünkü en değerli ilke, insanın kendi elleriyle kurduğu ilkedir.


Yoldaşlarım, dostlarım, 


Bu satırlar, sadece benim içimden geçen bir iç döküş değil. Aynı zamanda hepimizin bir yerinden tanıdığı o derin sessizliğe yazılmış bir çağrıdır.


Hepimiz bir yerlerden geçiyoruz. Kimimiz kaygılarla, kimimiz suskunlukla, kimimiz bastırılmış hayallerle… 


Kimi zaman büyük laflar ediyoruz devrim hakkında ama en küçük duygularımızla yüzleşmekten çekiniyoruz. 


Oysa biz, en çok kendimizle devrim yapmadığımız zaman tükeniyoruz. En çok da başkasının gölgesine sığındığımızda… Farklı gölgelere sığınmak yok artık. Gölgesine sığınılacak ağaç ol hrr zaman. 


İşte bu yüzden artık kendime bir yol çizdim.

Cesaretle, dürüstlükle ve çürümeye direnerek.


 Hepimizin içinde aynı kaygı var: “Ya yapamazsam?” Ama yapamadığımızda çürüyoruz; denediğimizde en azından nefes alıyoruz. Ve deneyen en azından sonucu görür. Denemeyen bilemez. 


Bu bir yalnızlaşma değil. Bu, birlikte yürüyebilmek için önce dimdik durma meselesi. Ben artık bilerek yürümek istiyorum. Kim olduğumu, neye inandığımı, neyle savaştığımı bilerek…


Ve size de sesleniyorum: Kendi devriminizi başlatın.

Sakladığınız değil, dönüştürdüğünüz bir hayat kurun. Çünkü biz, ancak kendine sahip çıkanların kurduğu bir dünyada özgür olabiliriz.


Unutmayın yoldaşlar, dostlar. Kendine devrim yapmayan, dünyayı değiştiremez.


Ve bu çağrıyı yapabildiğim için, kendi yolumda bir adım daha atmış hissediyorum. Yalnız değilim. Çünkü biliyorum, bu mektup birinin, birilerinin içinde de yankılanacak.


Omuz omuza, Kendimizle ve hayatla yüzleşerek…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

**"Hırsız Kim? Kod 46 ve Sınıf Kavgasının Gerçek Faili"**

**“Sol Yumruk, Sağ Elin Şiddetini Temize Çekemez!”**

**"Dua Karnını Doyuruyor mu, Katmer?"**