**"Robotlar ve Entropik Devrim ;Termodinamiğin Gölgesinde Bir Toplumsal Sıçrama"**

 **"Robotlar ve Entropik Devrim ;Termodinamiğin Gölgesinde Bir Toplumsal Sıçrama"**


Yazarken özellikle bir alan ya da disiplin seçmiyorum. Bazen güncel politik gelişmelere dair kendi penceremden bir yorum getirmeye çalışıyorum, bazen içinde bulunduğum duygu durumunun izini süren edebi denemelere yöneliyorum. 


Çoğu zaman da okuduğum kitaplardan, makalelerden, tartışmalardan anlayabildiğim kadarıyla bazı düşünceleri yazıya döküyor, onları kendimce açıklamaya çalışıyorum. 


Yazdıklarımın doğru, eksiksiz ya da nihai olduğunu düşünerek değil; tersine, hatalı olabileceğini bilerek ama bu kaygıya takılmadan kaleme alıyorum.


Çünkü bir sosyalist olarak amacım yalnızca bir şeyleri “söylemek” değil, aynı zamanda tartışmak. Ezberlerimizi unutmadan ama onları yeniden düşünerek, insanlığın ve doğanın felakete sürüklendiği bu çağda, toplumsal devrim adına yeni yollar açabilmek...


İşte bu yazı da böyle bir çabanın küçük bir adımı.


Bir sabah gözünüzü açıyorsunuz ve artık dünyada hiçbir işçi sabah altıda kalkmıyor. Kimse fazla mesaiye kalmıyor, kimse izin istemiyor, grev yapılmıyor, üretimse devam ediyor. Çünkü artık üretimi robotlar üstlenmiş.


İlk başta kulağa bir ütopya gibi geliyor, değil mi? Ama bu tablo sadece teknolojik bir devrimin değil, toplumsal bir sıçramanın, hatta daha da ötesi bir entropik dönüşümün habercisi olabilir.


Peki nedir bu “entropik dönüşüm”?


Fiziğin temel yasalarından biri olan termodinamiğin ikinci yasası der ki: Her kapalı sistem zamanla düzensizliğe, yani entropiye sürüklenir. 


İşte kapitalizm de böylesi kapalı bir sistemdir. Kaynağını canlı emekten, yani işçinin harcadığı enerjiden alır. Bu enerji üretime döner, üretimden artıdeğer doğar, patron kasasını doldurur. Döngü böyle işler.


Ama bir gün robotlar bu sistemi kesintiye uğratır. Çünkü robot ücret istemez, grev yapmaz, sendika kurmaz. En önemlisi: sömürülemez. Ve sömürü yoksa, artıdeğer de yoktur. Artıdeğer yoksa, kapitalizmin kalbi durur.


Bu bir çöküştür. Ama sadece bir son değil. Aynı zamanda bir sıçrama noktasıdır.


Termodinamiğin birinci yasasına göre enerji yoktan var edilemez, vardan yok edilemez. Ama dönüşebilir.


 İnsan emeği de böyledir. Bugün kar için harcanan emek, özgürlük için harcanabilir. Sömürü için akan ter, bir gün yaşamı güzelleştirmek için akabilir.


Ancak bu, kendiliğinden olmaz. Çünkü sistem boşluğu sevmez. Eğer robotların enerjisi halkın değil de Musk’ların, Bezos’ların, Alibaba’ların elindeyse, özgürlük değil, dijital kölelik kapımızdadır.


Sadece kas gücümüz değil, verimiz, alışkanlığımız, kimliğimiz bile sermayeye çevrilir. Böylece yalnızca kol gücümüz değil, zihnimiz de sömürülür.


Ve burada karşımıza üçüncü yasa çıkar: Bir sistem mutlak sıfıra ulaştığında artık değişim durur. Peki insanlık için bu ne anlama gelir? Kapitalizmin sömürü motoru durduğunda, yaşamı yeniden inşa etmenin zamanı gelmiştir.


İnsan artık 12 saatlik vardiyalarla değil; günde birkaç saatle toplumu yaşatabilir. Geri kalanı?

Sanat, bilim, doğa, aşk, oyun, dayanışma...

Belki de Marx’ın “özgürlükler alanı” dediği şey tam da budur.


Sonuç şudur:


Robotlar üretirken insanlar özgürleşebilir.

Ama bu bir yazılım değil, sınıfsal bir tercihtir.

Bir devrimdir. Ve termodinamiğin yasaları bile bu devrime sessizce işaret eder.


Enerji dönüşür. Bu enerji kimin elindeyse, gelecek de ondadır.


Bu enerjiye sahip olacak örgütlenme modellerini acilen oluşturmamız lazım.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

**"Hırsız Kim? Kod 46 ve Sınıf Kavgasının Gerçek Faili"**

**“Sol Yumruk, Sağ Elin Şiddetini Temize Çekemez!”**

**"Dua Karnını Doyuruyor mu, Katmer?"**