**“Formanı Değil, Cebini Yırtıyorlar!”**
**“Formanı Değil, Cebini Yırtıyorlar!”**
Trabzonspor'dan son günlerde borsa ve sermaye artırımı, rüçhan hakkı konusında açıklama üzerine açıklama yapılıyor.
Çünkü sermaye artırımı, borç yönetimi, rüçhan hakkı konularıyla kulübü iyice sportif faliyetlerin dışında bir de borsa üzerinde batırıp birilerinin buradan da para kazanmasını sağlıyorlar.
Ne borç azalıyor, ne sportif başarı geliyor, ne taraftar mutlu, ne de hisse sahipleri. Borsada da Trabzonspor ismine zarar geliyor.
Toplanan paralar yeni transferler için harcanacak ve borç daha da yükselecek belli.
Bir kulüp düşünün… Taraftarı cefakâr, sevdası büyük. Ama başındaki yöneticiler kendi beceriksizliklerinin faturasını bu taraftara ve hisse sahiplerine ödetiyor.
Trabzonspor iki kez “sermaye artırımı” adı altında borsada yeni hisse sattı. Gerekçe neydi? “Borçları kapatmak.” Yani klasik masal:
“Kulübü ayağa kaldıracağız, sen de destek ol.”
Peki, ne oldu?
Taraftar parasını koydu. Ya elindeki hisselerin değeri düştü, ya da rüçhan hakkı gibi teknik tuzaklara düşüp hakkını birkaç kuruşa kaptırdı.
Birkaç ay sonra baktı ki hisse fiyatları yerle bir, kulüp hâlâ borç içinde. O zaman şu soruyu sormak hakkımız:
Bu bir yönetim başarısı mı, yoksa ustaca oynanan bir soygun oyunu mu?
“Sermaye Artırımı” Ne Demek, Taraftar Nasıl Kandırılıyor?
Trabzonspor gibi kulüpler borsaya açıldığında, hisselerinin bir kısmını halka satar. İlk başta büyük laflar edilir: “Tarihi fırsat!”, “Kulübüne sahip çık!”… Taraftar heyecanlanır, hisseleri alır. Ama sonra bir gün kulüp yine gelir ve der ki:
“Borçlarımız var, yeni hisse çıkarıyoruz.”
İşte bu noktada taraftarın tuzağa düşmesi için ortam hazırlanır. “Sermaye artırımı” adı altında şirket (yani kulüp), yeni hisseyi çok daha düşük fiyata piyasaya sürer.
Elindeki hisselerin değeri bu yüzden düşer. Sana "rüçhan hakkı" diye bir hak verirler, ama bu hakkı kullanmak için yeniden para yatırman gerekir. Yatırmazsan elindeki hisseler kağıt gibi değer kaybeder. Kullanırsan da çoğu zaman zararla çıkarsın.
Yani, Ya cebinden yeniden para çıkarırsın, ya da daha önce verdiğin para pul olur.
Rüçhan Hakkı mı? Yoksa Taraftara Kurulan Tuzak mı?
“Rüçhan hakkı” kulağa çok adil gelir. Derler ki:
“Sen eski ortağısın, yeni hisseleri önce sana sunuyorum.” Ama gerçek şudur: Bu hak sana yük gibi verilir. Kullanmazsan değer kaybedersin, kullanırsan bir kere daha soyulursun.
Daha kötüsü, bu haklar borsada “kupon” gibi işlem görür ama çoğu taraftar ne olduğunu bile bilmez. Bilse bile süresi kısadır, değeri düşer, birkaç kuruşa elinden çıkar.
Ve tam burada oyunu kuranlar devreye girer: Ucuzdan toplar, hisseler yükselince satar, kârı götürür.
Peki Bu Bir Başarı mı?
Bazı medya kanalları çıkıp bu finansal oyunu “kulüp yönetiminin başarısı” gibi sunar. Sanki Trabzonspor borçtan kurtulmuş, kasası dolmuş gibi anlatırlar. Oysa gerçekte:
Borç sadece halka devredilmiştir. Yeni para yönetime değil, hisseyi yükseltip kaçmak isteyen spekülatörlere kazandırmıştır.
Eski yatırımcı, yani kulübüne gönül veren taraftar, zararın yükünü taşımıştır.
Taraftarı Formayla Değil, Hisselerle Soğurdular
Trabzonspor hissesi alan küçük yatırımcının hikâyesi, aslında sadece bir spor meselesi değil; bu, Türkiye’de halkın nasıl aldatıldığının küçük bir modelidir.
Yönetemeyenler, taraftara “destek ol” diyerek halkın parasını çeker. Ama ne şeffaflık vardır, ne hesap verirlik, ne sürdürülebilir bir ekonomi.
Sadece şov, reklam, gazete manşetleri ve birkaç “anlık” hisse yükselişi.
Son Söz: Bu bir kulüp değil, bu bir düzendir.
Bu bir yatırım değil, bu bir gönül sömürüsüdür.
Bu bir başarı değil, bu bir “cebine el atma” sanatıdır.
Taraftar, sadece maçta değil, ekonomide de soyuluyor. Trabzonspor örneği bize şunu söylüyor:
“Artık sadece takımı değil, kasayı da kim yönetiyor diye bakmalıyız.”
Yorumlar
Yorum Gönder