**"Seninle Başlayan Varlık! "**

 Küçük bir deneme daha... 


**"Seninle Başlayan Varlık! "**


Gün, sen uyanmadan başlamaz bana.

Çünkü sabah, varlığını bekleyen bir sessizliktir aslında.


Uykunun o derin, masum katmanlarında gözlerini henüz açmamışken; dünya da gözlerini açmaz, doğu henüz renklenmez, kuşlar sesini unutmuş gibi susar.


İşte o an, zamanın durduğu andır. Bir felsefeci gibi düşünürüm bazen seni beklerken: "Var olmak, sevilmekle başlar mı?"


Descartes’ın “Düşünüyorum, öyleyse varım”ını kendi içimde şöyle değiştiririm: “Seviyorum, öyleyse sen varsın.”


Çünkü sen uyurken bile içimde yürüyorsun.

Kalbimin arka sokaklarında, rüyamın kenar mahallesinde, zihnimin kaldırımlarında...

Uyanmadığın sabahlar, eksik kalıyor o varlık.

İçimdeki anlam, senin sesinle şekilleniyor.


Ve biliyor musun, güneş bile doğarken bana senin adını fısıldıyor gibi. Sanki evren, bir sevgilinin kalbini taşıyor her şafakta.


Hegel’in diyalektiğini hatırlıyorum: Tez – ben; antitez – sensizlik;  sentez – senin varlığınla oluşan ben.

Yani sensiz, kendim bile değilim.


Her sabah, seni bir daha sevmek için uyanıyorum.

Sevgim, tekrara düşmeden büyüyen bir şiir gibi.

İnsan varlığını başka bir varlığa adadığında eksilmezmiş, tam aksine çoğalırmış. İşte ben, seninle çoğalıyorum.


Sabah, seninle tamamlanan bir cümledir. Ve ben o cümlenin her kelimesinde sana yeniden rastlıyorum.

Uyan artık…


Çünkü seni sevmek, felsefenin bile açıklayamadığı bir gerçek. Ve bu gerçek, her gün yeniden yazılıyor içimde. Seninle başlıyor, seninle anlam buluyor.


“Günaydın yoldaşım…”

Bu sadece bir söz değil, bir varoluş biçimi. Çünkü bu sabah da içimde sen, Kalbimde sen, Ve düşümde yalnızca sen varsın.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

**"Hırsız Kim? Kod 46 ve Sınıf Kavgasının Gerçek Faili"**

**“Sol Yumruk, Sağ Elin Şiddetini Temize Çekemez!”**

**"Dua Karnını Doyuruyor mu, Katmer?"**