**"İNİM İNİM İNLEYEN GAZZE"**
**"İNİM İNİM İNLEYEN GAZZE"**
— Bir suskunluk suçu daha: Dünya, hangi ölüme ağlamalı?
Binlerce çocuğun gözleri oyulmuş gibi bakıyor göğe. Kadınlar, toprağa değil bedenlerine kapanıyor. Erkekler sustuğunda duvarlar konuşuyor. Ama dünya susuyor. Hem de utanmazca, planlıca, örgütlüce.
İşte soykırım!
İşte katliam, genosid, vahşet!
Ama kimseden ses yok!
Dünya, bir kez daha çıkarına dokunmayan ölümlere karşı kör, sağır ve dilsiz. Sessizlik büyüyor; Gazze’deki çığlık duvarlara çarpıp geri dönüyor.
Bugün Gazze’de olup biten, ne “çatışma” ne de “terörle mücadele”dir. Bu, tek taraflı bir yok etme savaşıdır. İsrail’in silahı Amerika’dan, zırhı Avrupa’dan, ahlâksızlığı Arap rejimlerinden gelmektedir.
Kimi petrolünü satarak, kimi demokrasisini satarak, kimi vicdanını mezara gömerek bu suça ortaktır.
ABD, bir yandan insan haklarından söz ederken diğer yandan çocuk katillerine milyar dolarlık mühimmat paketleri gönderiyor.
Avrupa ise geçmişteki antisemitik suçlarının kefaretini Filistinli çocuklara ödetiyor. İnsanlık suçu, artık diplomasi masasında bir yatırım kalemine dönüşmüş durumda.
Yerleşimci Siyonizmin Kanlı Serüveni devam ediyor.
Marksist bir tarihsel bakışla İsrail, 20. yüzyılda emperyalizmin Ortadoğu’daki ileri karakolu olarak doğmuştur.
1948’den bu yana her savaş, her yerleşim, her duvar bir sınıf savaşının, bir emperyal çıkarın izdüşümüdür. İsrail halkı dahi bu projede araçsallaştırılmış; “güvenlik” yalanıyla militarizmin içine hapsedilmiştir. Bugün olan ise bir devletin değil, bir emperyal projenin “nihai çözümüdür”.
Arap İslam Dünyası: Yağma Sofrasının Ortakları
Ve en acısı… Arap-İslam dünyasının bu sessizliği. Kimi krallar Batı’nın kucağında petrol sayıyor, kimi mollalar mezhepçilikle halkları bölerken Gazze yanıyor. Filistin, “dava” olmaktan çoktan çıkarılmış, pazarlık masalarında rehin alınmıştır.
Türkiye Ne Yapıyor? Peki ya Türkiye?
İktidar her zamanki gibi hamasetle bağırıyor, sonra kalkıp hava sahasını açıyor. İsrail’e rest çekip limanlarını boşaltıyor. Filistinli mazlumun yanında gözüküp Amerikan elçiliğiyle “stratejik ortaklık” hatıralarını tazeliyor.
Halkın öfkesiyle dış politikada manevra yapılıyor, ama o öfke ne silah gönderiyor ne ambargo. Çünkü bu iktidarın Gazze için döktüğü gözyaşı, aynı zamanda kendi seçimi için bir yatırım; aynı zamanda NATO için sadakat beyanı.
Peki Sosyalistler Ne Diyor?
Marksistler için bu tablo yeni değil. Emperyalizmin doğası budur: Kanla beslenir. Kapitalist dünya düzeninde çocukların ölümü, enerji hatlarının güvenliği kadar önemli değildir. Gazze yanarken küresel şirketler borsa değerlerini konuşuyor.
Bir Marksist için Gazze, yalnızca Filistin’in değil, bütün ezilen halkların çığlığıdır. Bu bir etnik çatışma değil, sınıfsal ve siyasal bir meseledir.
İsrail’in barbarlığı, ABD’nin çıkarı, Arap rejimlerinin riyakârlığı ve Türkiye’nin sahte duyarlılığı ancak ve ancak anti-emperyalist bir halk mücadelesiyle yenilebilir.
Son söz:
Gazze'ye susan, insanlığa konuşamaz. Bir çocuğun bedeni parçalanırken susanlar, hangi “barış” masasına oturacak?
Bu suskunluk bir suçtur. Bu suçun ortağı olmayın.
Yorumlar
Yorum Gönder