**"ANNELERİN GÜNÜ DEĞİL, ANNELERİN TARİHİ"**

 **"ANNELERİN GÜNÜ DEĞİL, ANNELERİN TARİHİ"**


Bu topraklarda her kadın biraz annedir; yalnızca doğurarak değil, büyüterek, direnerek, taşıyarak... 


Ve her anne, ister hayatta olsun ister toprağın koynunda uyusun, insanlığın emekle yazılmış hikâyesinde derin bir iz bırakır. 


Çünkü annelik, kapitalist düzenin biçtiği kutsal görev değil; çoğu zaman görülmeyen, ücretlendirilmeyen ama tüm hayatın temelini kuran bir emektir.


Anneler…

Fabrikada paydos zilini beklerken akşam çorbasını düşünen… Tarlada toprağı ekerken sırtında çocuğunu taşıyan… Gece boyunca başında beklediği çocuğunun ateşiyle birlikte yanan… Adını bile bilmediğimiz ama ellerinin izi her sofrada olan kadınlar...


Bugün Anneler Günü. Piyasalar gül satıyor, vitrinler pembe kartpostallarla dolu. Oysa bizim annelerimizin gözleri başka çiçekler arar: Özgürlük, eşitlik, adalet... 


Ve çocuklarının geleceğinde bir parça güven. Çünkü onların “anneliği” kutsallığın ötesinde; sistemin tüm adaletsizliğine karşı verilen bir yaşam mücadelesidir.


Bazı anneler çocuklarını yitirdi. Gözlerini bir fotoğrafa hapsetti. Her cumartesi, her yıl dönümünde, her cenazede bir başka yangınla dirildi.


 Cumartesi Anneleri, yas tutarak değil, direnişle büyüttü analığı. Bazı anneler, bombaların düştüğü bir köyde çocuğunun parçalarını topladı. Bazıları bir madende oğlunun ismini duyamadan ömür tükettirdi.


Marksizme göre annelik, kadının üretici gücünü örten bir perde değil, aksine sınıfsal sömürünün kadın bedeninde ve emeğinde vücut bulmuş halidir. Kadın, hem üretir hem yeniden üretir; hem çalışır hem büyütür; hem dövülür hem sever; hem ölür hem yaşatır.


Bugün onları yalnızca duygusal bir tebessümle değil, tarihsel bir saygıyla anmalıyız. Çünkü annelik, bu sistemde sadece sevgiyle değil, mücadeleyle tanımlanmalıdır. Kadınların özgürleşmediği bir dünyada ne gerçek annelik, ne de gerçek insanlık mümkündür.


Ve biz biliyoruz ki, bir gün bu düzen değişirse, o değişimin ilk taşını anneler koyacak. Çünkü anneler, yalnızca çocuk doğurmaz; toplumu, tarihi ve geleceği de doğurur.


Bu yazı, adı bilinmeyen tüm anneler için yazıldı.

Ve adları tarihe direnişle kazınmış olanlar için:

Cumartesi anneleri, Roboski anneleri, Sur’un, Soma’nın, Maraş’ın anaları… Oğullarını anlamsız savaşlarda kaybeden analar... 


Dünyayı yeniden doğuracak annelere…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

**"Hırsız Kim? Kod 46 ve Sınıf Kavgasının Gerçek Faili"**

**“Sol Yumruk, Sağ Elin Şiddetini Temize Çekemez!”**

**"Dua Karnını Doyuruyor mu, Katmer?"**