Seride 6. yazı . **"İklimle Gelen Yeni Denetim: İnsanlığı Nasıl Kontrol Ediyorlar?"**

 Seride 6. yazı .


**"İklimle Gelen Yeni Denetim: İnsanlığı Nasıl Kontrol Ediyorlar?"**


İklim krizi bahanesiyle hayata geçirilen bazı düzenlemeler, sadece çevreyi değil; insanı, toplumu ve özgürlüğü de denetim altına almayı hedefliyor. Sermaye, iklimi bahane ederek gözetim toplumunu pekiştiriyor.


15 Dakikalık Şehirler, Karbon Karnesi


Kentleri 15 dakikalık bölgelere ayıran yeni şehircilik projeleri, bir yandan ulaşılabilirlik iddiası taşısa da, bir yandan bireyin hareketini sınırlayan, takip eden dijital altyapılar inşa ediyor.


 Karbon karnesi ile insanların yaşam biçimleri puanlanıyor, alışkanlıkları denetleniyor.


Dijital Gözetim: Çevre İçin mi, Denetim İçin mi?


Akıllı sayaçlar, dijital kimlikler, karbon cüzdanları... Tüm bu teknolojiler doğayı izlemekten çok bireyi takip ediyor. Tüketimin değil, tüketicinin izlenmesi yeni bir kontrol rejimi doğuruyor.


Karbon salımı yüksek araçlarla yapılan seyahatlerin sınırlandırılması, uçuşların azaltılması gibi önlemler “çevre adına” sunuluyor. Ancak bu sınırlandırmalar, lüks tüketime dokunmazken, emekçinin hareketliliğini sınırlıyor. 


Parası olan karbon kredisiyle uçmaya devam ederken, halk yerinden kıpırdayamaz hale getiriliyor.


Panoptikon’dan Eko-Panoptikon’a


Jeremy Bentham’ın Panoptikon modeli artık dijitalleşti. İklim politikaları, bireyleri “iyi vatandaş” ya da “fazla tüketen” olarak ayrıştıran yeni bir toplumsal denetim sistemi haline geliyor. 


Marx’ın öngördüğü meta fetişizmi artık birey davranışlarına uzanmış durumda.


Sonuç: Hava Temiz Ama Özgürlük Kirli


Gerçek çevrecilik, gözetim değil dayanışma; denetim değil toplumsal denetimdir. İklim krizi adı altında inşa edilen dijital kafese karşı doğayı da özgürlüğü de birlikte savunmak gerekir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

**"Hırsız Kim? Kod 46 ve Sınıf Kavgasının Gerçek Faili"**

**“Sol Yumruk, Sağ Elin Şiddetini Temize Çekemez!”**

**"Dua Karnını Doyuruyor mu, Katmer?"**