Seride 5. yazı **" Emek Neferdir, Sermaye Kirletir: İklim Krizinde Kim Suçlu?"**
Seride 5. yazı
**" Emek Neferdir, Sermaye Kirletir: İklim Krizinde Kim Suçlu?"**
İklim krizi bugün, doğayı tahrip etmenin ötesinde sınıflar arası adaletsizliğin de açık bir göstergesi haline gelmiştir. Emekçi halk, bu krizin faili değil; mağduru ve günah keçisidir.
Oysa doğayı en çok kirletenler, onu bir üretim girdisi olarak gören büyük sanayi ve enerji tekelleridir.
Kim Kirletti, Kim Ödüyor?
Oxfam’ın verilerine göre, en zengin %10’luk kesim toplam karbon salımının %52’sinden sorumlu. En yoksul %50 ise yalnızca %7’sinden. Ama enerji zamları, doğalgaz kesintileri, vergi artışları hep yoksulu vuruyor. Kirlilikten asıl sorumlu olan sermaye sınıfı ise karbon borsası oyunlarıyla kârına kâr katıyor.
Üretimin Karar Mercii Kim?
Bir işçi fabrikada bir makineyi çalıştırıyor olabilir ama üretimin kararını veren o değildir. Ne üretileceğine, nasıl üretileceğine ve ne pahasına üretileceğine karar veren sermaye sınıfıdır. Emekçiler, doğayı kirleten değil; bu kirli düzende hayatta kalmaya çalışanlardır.
İklim Adaleti, Sınıf Adaletidir
İklim politikaları sınıfsal eşitsizliği daha da derinleştirmemeli. Yeşil dönüşüm denilen süreç, işçi haklarını, sendikaları, güvenceli çalışmayı da kapsamak zorundadır. Yoksa bu dönüşüm, yalnızca sermaye için yeni birikim alanı yaratır.
Suç Bireyde Değil, Sistemdedir
Karbon ayak izini azaltmak bireysel bilinçle değil, sistemsel dönüşümle mümkündür. Gerçek iklim çözümü, doğayı sömüren kapitalist üretim ilişkilerinin yerine ekososyalist, halkçı bir üretim modeli kurmakla mümkündür.
Yorumlar
Yorum Gönder